Geride bıraktığımız yıl içerisinde yazdığım birçok yazımda, “Kobani’ye dikkat!” demiştim. O günlerden bugünlere doğru gelindiğinde; “ABD’nin uyguladığı çirkin stratejisini ve terör himayecisi olduğunu önce...

Geride bıraktığımız yıl içerisinde yazdığım birçok yazımda, “Kobani’ye dikkat!” demiştim. O günlerden bugünlere doğru gelindiğinde; “ABD’nin uyguladığı çirkin stratejisini ve terör himayecisi olduğunu önce İŞID’ı, Irak için kurdu, IŞİD’i yok etmek için geldiği Suriye’de 30 bin kişilik PKK ve YPG’den yeni bir terör ordusu kurduğunu tüm dünya ülkeleri hayretle izliyor. ABD’nin Terör destekçisi olduğunu resmen ortaya koydu…
Suriye üzerinden o çirkin senaryoyu hayata geçirmeye ve Ortadoğu’ya girme projelerini bir bir uyguluyor! PKK’yı bu amaçla kurdurdular. Coğrafyada, ‘kan içen vampir’ haline getirdiler.
PKK’nın, gerçekte ne bir Kürt kimliği ve ne de, İslami bir kimliği kesinlikle yoktur. İçi iblislerle dolu, beynelmilel marksist bir çete. Bu coğrafyada hiçbir ayrım yapmadan 40 binin üzerinde, masum kanına girdi. Şivanlar ve figanlar birbirine karıştı. Bütün bunlar, bu coğrafyanın evlatlarını kaybeden anaların ağıtlarıydı.
O feryadı bizler içimizde inleyerek yaşadık. Ateş, bu coğrafya insanının bağrına düşüyordu. Artık sözün bittiği yerdeydik. İnancımız bizlere, “Bir olun, birlik içerisinde olun” diyordu…
İnancımız “Birlikte rahmet vardır” diyor. İnancımız “Birlikte vatan, bayrak ve devlet vardır” diyordu. Suriye’de iç savaş 15 Mart 2011 tarihinde başladı. Neredeyse, yedi koca yılı geride bıraktı. Suriye’de neler olmadı ki… İnsanlık dramı yaşandı.
Şehirler yerle bir edildi. Yakıldı, yıkıldı, yağmalandı. O tarihi şehirler, bir büyük enkaza dönüştü. Yüz binlerce insan hayatını kaybetti. Hayatını kaybedenler arasında yaşlılar, kadınlar, çocuklar vardı. Başta 4,5 milyon Suriyeli, Türkiye’ye göç etti. Başka ülkelere de mülteci durumunda göç edenlerle birlikte 8 milyona yakın Suriyeli evinden barkından oldu. Suriye’de, iç savaşta, dünyanın gözü önünde, insanlık ölüyordu. Dahası mı; tarih yağmalanıyordu. Milyonların göç hikâyeleri yaşanıyordu.
Batı dünyası, umursamaz ve bizden uzak dursunlar tavrındaydı. En vahimi, ülkenin demografik yapısı üzerinde oynandı. 7 yıl boyunca, aklısıra ABD, kendini saklamaya çalıştı. Proje şimdi, sahneye çıkıyor. ABD, Ortadoğu’da istenmiyor, ama gelip zorla çökmeye çalışıyor. Aslında bu nedir? ABD bu coğrafyada artık bittiğinin işaretidir. ABD, masumun ve mazlumun yanında olmak yerine maalesef terör örgütüyle ittifak etti. DAEŞ’e yol verdi. Nereye gittiği belli değil ama yeni bir terör örgütüne destek vererek, Türkiye’ye karşı terörist PYD ve PKK’yı kullanacak.
Suriye’nin kuzeyindeki, Afrin, Kobani, Ayn el-Arap’taki, ABD destekli terör grupları ülkemizdeki sınır karakollarımıza taciz ateşiyle saldırıda bulunuyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan, Elazığ’daki konuşmasında ilk sinyalleri verdi. “Bir gece ansızın gelebiliriz. Afrin ve Kobani de bulunan terör yuvalarını TSK darmadağın edecek. Burnumuzun dibinde kurulacak olan terör örgütü ordusuna, Türkiye’nin izin vermesi mümkün değildir. Başbakan Binali Yıldırım da yaptığı açıklamalarda, sınırlarımız yakınlarında hiçbir terör örgütünün kurulmasına ve orada yapılandırılmasına kesinlikle izin verilmeyeceğini söylüyor.
Bu millet ışığı ve hürriyeti nerede gördüğünü, cepheden cepheye koşarak elde etti. ABD, dünyanın öbür ucundan gelip Ortadoğu’da yerleşecek hüküm sürüp burada hegemonya kurmasına ne Türkiye, ne de başka ülkeler izin vermeyecektir. Türkiye hiçbir ülkenin hegemonya altına girmeyecektir. Yeni bir Türkiye, yeni bir hükümet ve başkanı ve devlet başkanı vardır. ABD karşısında el pençe divan duran Türkiye yoktur artık. Trump, CIA’ya söz geçiremiyor. Trump CIA’nın kuklası olmuş. CIA projeyi hazırlıyor uygulamaya sokuyor Başkan Trump sesini çıkaramıyor. CIA, Türkiye de, Recep Tayip Erdoğan, gibi bir Cumhur Başkanına çarptı. CIA ya kuyruğunu kıstırıp geri manevra ile geri çekilecek, ya da Suriye de çok zayiat verecektir. Türk Askeri ÖSO askerleriyle birlikte Afrin’e girmek için askeri yığınağını sınırda tamamladı.