Türkiye’ye karşı terör eylemlerini kesmeyen terör destekçisi ABD ve desteklediği PKK-YPG’nin terör eylemlerine son vermek için Suriye, Afrin harekâtını başlatan Türkiye’de etkilenmeyen ekonomi iyi...

Türkiye’ye karşı terör eylemlerini kesmeyen terör destekçisi ABD ve desteklediği PKK-YPG’nin terör eylemlerine son vermek için Suriye, Afrin harekâtını başlatan Türkiye’de etkilenmeyen ekonomi iyi yolda yoluna devam ediyor…

Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) Başkanı Suma Chakrabarti; “Türkiye’de bu yıl 1,5 milyar avronun üzerinde güçlü bir yatırımımızın olacağını düşünüyorum” diyor. Chakrabarti, Türkiye’nin ekonomik büyüme performansına yönelik değerlendirme yaptı. “Türkiye ekonomisinde son derece iyimserim. Son 15 seneye bakın. Ben bunu yükseliş olarak tanımlıyorum. Bunun öncesinde Türkiye ekonomisi şüphesiz iyiydi. Fakat son 15 yılda yaşanan tam bir yükseliş. Çoğumuz, kendisini son birkaç yılda dönüştüren ülkeler için Türkiye örneğini veriyoruz. Sadece geçen senenin son üç çeyreğine bakarsanız; büyüme gerçekten son derece etkileyici. Ayrıca Suriye’de Afrin Operasyonu başlamasına rağmen ekonomi bozulmadan yoluna devam ediyor” ifadelerini kullanıyordu. Bu Türkiye açısından çok sevindirici bir haberdi.

NE HALLERİ VARSA GÖRSÜNLER!

Dışarıdan baktığınızda konuşulanlara kulak verdiğinizde, “Birbirlerini yiyorlar. Çalkalanıyorlar. Kazan gibi kaynıyorlar.”
Bunu ‘AKP’ içinden bekliyorlardı. “Gülcüler” ile “Erdoğancılar” karşı karşıya gelecekler. “AKP çatırdıyor, bölünecek” diyorlardı…
Öyle bir şey olmadı. Olması da mümkün değil. CHP kongrelerine bakıldığında kimin bölümüne yolunda, kimler yumruklarla kozlarını paylaştıkları ve her kongrede yumruk, sandalyelerin havalarda uçuştuğu kongrelerin CHP’de olduğu görülüyor. Şimdi “CHP bölünür mü?” diye bir korkuları var!
CHP bölünmez, hiç kimse korkmasın. Veya şöyle söyleyeyim: CHP daha önce de çok bölünmüştür. Ayrılanlar kaybetmiştir. Büyük parça yerinde kalmış, küçük parça ise yok olmuştur.
Geçmişte olduğu gibi, Turhan Feyzioğlu’nun Güven Partisi’ni de hatırlayabilirsiniz. Dönüp Ecevit’in yapay partisinin bugünkü oy oranına bakabilirsiniz. Mesela, Emine Ülker Tarhan’ı, düşünün. Aynı şeyi iki yıl sonra İyi Parti için de yapacaksınız: Birkaç yıl sonra da bakalım hatırlayan bile olacak mı?
CHP, ne uzar ne kısalır. Oy potansiyeli yüzde 25’tir. Azıcık üstüne çıkabilir, azıcık altına inebilir. 22 de olur 28 de olur. Ne iktidara gelebilir, ne de yok olur. Türkiye Cumhuriyeti durdukça CHP payidar kalacak ama hep muhalefet olacaktır.

Eski sistemde koalisyon yoluyla iktidara ‘bir ucundan eklemlenme’ şansı vardı. “Başka bir isimle 1991 yılında olduğu gibi”, yeni Cumhurbaşkanlığı sisteminde o da artık mümkün değildir. Kaldı ki bunu eski sistemde bir kere daha denemeye de kalkmıştı 2015 yılında, ama beceremedi. İsterseniz 1961, 1974, 1977 yıllarını da sayalım. İktidarın bazen büyük ortağı, bazen küçük ortağıydı. Ne değişti? Şimdilerde ise ana muhalefet partisi olarak, tutarsız muhalefeti ile ne yapmak istediği bazen hiç anlaşılmıyor.

Dolayısıyla, CHP için üzülmeyiniz. İstanbul il örgütünü Cemal Canpolat mı, Canan Kaftancıoğlu mu, kazanmış, seçmen nereden tanır bunları? Ne değişir?
3-4 Şubat günü yapılacak Kurultayda, Oğuz Kaan Salıcı mı, Kılıçdaroğlu’na rakip olacakmış, Ümit Kocasakal mı, kime ne bundan? Muharrem İnce ile Kılıçdaroğlu arasında kurultay geçecektir. Seçmen, yani yüzde 25, CHP yansa yıkılsa kuzu kuzu gider oyunu verir. Başında şunun oğlu olmuş ya da bunun kızı, farketmez. CHP orada, o sayıyla da kalır. Sonuçları ağır olmaz. İsterse CHP’yi “Geziciler, ya da FETÖ’nün kendisi ele geçirsin, CHP bir yere varamaz. Seçmen, CHP’ye muhalefette kalma görevi veriyor. HDP gibi. Azınlık çoğunluğa galebe çalamaz. CHP artık yaptığı olumsuz muhalefet ile ne emekli memuru, ne emekli işçiyi, nede esnafı heyecanlandırmıyor. CHP her kongrede yumruk ve kavgalarla kendi içlerinde kozlarını paylamaya devam ederler.

Sonuç görünüyor ama şimdiden hayırlısı olsun…