Adını güzellik tanrıçası Afrodit’ten alan ve Anadolu’da kurulmuş uygarlık miraslarından biri olan Aphrodisias Antik Kenti, geçtiğimiz yıl Temmuz ayında Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve...

Adını güzellik tanrıçası Afrodit’ten alan ve Anadolu’da kurulmuş uygarlık miraslarından biri olan Aphrodisias Antik Kenti, geçtiğimiz yıl Temmuz ayında Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Dünya Kültür Miras Listesi’ne girdi.

Aphrodisias Antik Kenti ve yakınındaki mermer ocaklarının tanıtımı için 2018 yılını Türkiye’de “Aphrodisias yılı” ilan eden Aydın Valisi Yavuz Selim Köşger, yöreye basın turu düzenledi. Vali Köşger, Muğla, Denizli, Manisa, Aydın ve İzmir’den gelen gazetecilere antik dünyanın en iyi korunmuş kentini anlatırken, bölgede Aphrodisias gibi 22 antik kent bulunduğunu söyledi.

Türkiye’nin Dünya Miras Listesi’ndeki 17. varlığı olan Aphrodisias, Bergama ve Efes’in ardından Ege Bölgesi’nin de UNESCO listesindeki üçüncü önemli değeri. M.Ö. 1. Yüzyıl’dan bu yana ayakta kalmayı başarmış Aphrodisias, adını yanıbaşındaki Baba Dağı’ndan çıkartılan mermerleri işleyen heykeltraş okuluyla duyurmuş dünyaya. Yaklaşık 15 bin kişinin yaşadığı tahmin edilen kentin ekonomisini, mermer atölyelerinde üretilen eserlerden döndürmüş.

Ören yerinin girişinden itibaren sergilen çok sayıdaki lahitte, heykelde insanı etkileyen ince bir işçilik dikkat çekiyor. M.Ö. 1. Yüzyıl’da inşa edilen, Ana Tanrıça Afrodit’le, bir dönem pagan dünyanın inanç merkezi olan, heykel okullarıyla ünü dünyaya yayılan kent, Sebasteion kutsal alanı, tiyatrosu, Tetrastoon Meydanı, İmparatorlar Salonu, Tiyatro Hamamı, Agorası, Agorada İmparator Traiana adanmış insan yüzlerinden oluşmuş frizleri, meclis binası, 30 bin kişilik stadyumu, kutsal alan girişindeki muhteşem kapı Tetrapylonu ve kentin kalbi konumundaki Afrodit Tapınağı’yla ayakta kalabilmiş.

Kurulduğundan başlayarak çekim merkezi olmayı başaran, Romalılar’ın, Bizanslılar’ın. Selçuklular’ın egemenliğinde kalan, akınlar, depremler geçiren kentin son konukları Geyre Köyü sakinleri olmuş. Antik kentin kalıntıları üzerine kurulan köy, 1960’lı yılların başında kazılar başlayınca taşınmış. Köydeki yapılar kamulaştırılmış ve Geyre köylüleri hemen yakınlarındaki yeni yerine göçmüş.

Bugün ören yerinde Aphrodisias Antik Kenti’nin kalıntılarının yanı sıra, koruma altında bulunan eski köyden yapıları da görmek mümkün. Bir dönemin sivil mimari örnekleri olan Latifoğulları ile Hüseyin Kunak Evleri ve Deveci Hanı ören yerinde. Ancak dışarıdan oldukça harap görünüyor bu yapılar.

Ören yerinde bir müze

Aphrodisias, içinde müze bulunan ender ören yerlerinden biri. Müze binası 1979 yılında açılmış. Kazılardan çıkartılan mermer heykeller, kabartmalar, lahitler müze binasında ve bahçede sergileniyor. Müzeye 2008 yılında, Aphrodisias’ı seven gönüllülerin kurduğu Geyre Vakfı’nın katkılarıyla özel bir salon eklenmiş. Vakfın kurucularından Sevgi Gönül’ün adını taşıyan salonda göz kamaştıran Sebasteion Rölyefleri sergileniyor. Sebasteion Kutsal Alanı’nda bulunan kabartmaların yer aldığı salonun ortasında bulunan Mavi At adlı heykel ise görkemiyle etkileyici.

Bu rölyeflerin müzeye kazandırılması için 2005 ve 2008 yılında “Tarih, kendini anlatıyor, bir rölyefin hamisi olun” kampanyaları düzenlenmiş. Kampanyaya katılan iş adamları, iş kadınları sanatseverler, katkılarıyla rölyeflerin isim hamisi olmuşlar, bağışta bulunmuşlar.

Müzenin en önemli salonlarından biri de Afrodit Salonu. Burada Aphrodisias Afroditi’nin kült heykeli yer alıyor. Yüzü erken dönem Hristiyan tahribatıyla yok olan Afrodit heykelinin giysisindeki betimlemeler dikkat çekiyor.

Müzede bitmiş heykellerin yanı sıra heykel okullarında yapımına başlanan tamamlanmamış eserler, bunların yapımında kullanılan aletler de sergileniyor.

İki önemli isim, ilginç bir rastlantı

Aphrodisias’ın adını dünyaya duyuran en önemli isimlerden birisi efsane kazı başkanı Prof. Dr. Kenan Tevfik Erim. Kentin dünya çapında üne kavuşmasını sağlayan Prof. Dr. Erim alanda çalışmalarına 1961 yılında başlamış. 1990 yılında vefat edene kadar New York Üniversitesi’nde Klasik Çağ Profesörlüğü ve Aphrodisias kazılarının başkanlığını sürdürmüş. Bu süreçte Amerika’dan kazılar için destek sağlamış. Onun anlatımlarından ve çalışmalarından etkilenen gönüllülerin çabalarıyla da Geyre Vakfı kurulmuş.Yaşamını “aşkım” dediği Aphrodisias’a adayan Prof. Dr. Kenan Tevfik Erim’in mezarı bugün ören alanının içinde bulunuyor. Anıtsal Tören Kapısı’nın hemen yanıbaşında sonsuzluk uykusunda sevgilisinin koynunda yatıyor Prof. Dr. Erim.

Dünyaca ünlü “foto muhabiri” Ara Güler ise Aphrodisias’ın adının duyulmasında öne çıkan bir diğer isim. Hikayesi oldukça ilginç: 1958 yılında Kemer Barajı’nın açılışını Hayat Dergisi adına izlemek üzere Aydın’a gelen Güler’in aracı dönüşte yolu kaybeder. Ama bu garip rastlantı onu Aphrodisias’la buluşturur. Geyre Köyü’nde bir Roma sütunu üstünde iskambil oynayan adamları, Roma sütunlarını, mermer masaları görünce deklanşöre basar. Ertesi gün lahana tarlalarının içinde sütunları fotoğraflar. Garip bir rastlantıyla buluştuğu Aphrodisias’ın fotoğrafları Amerikan’ın en büyük dergilerinden Horizon’da yayımlanır. Derginin isteği üzerine Ara Güler’in fotoğraflarına yazı yazmak için bulunan isim ise o dönem Princeton Üniversitesi’nde görevli Prof. Dr. Kenan Erim’dir.

Afrodit aşkına!

Aydın Valiliği’nin düzenlediği tanıtım turuyla gezme olanağı bulduğum Aphrodisias’tan doğal olarak ben de çok etkilendim. Ama yazımı hazırlarken de fark ettim ki, beni asıl etkileyen bu kenti gün yüzüne çıkartmaya çalışan insanların çabası. İşini böylesine seven, yaşamını Aphrodisias’a adayan Prof. Dr. Kenan Tevfik Erim, bir rastlantının peşine düşüp deklanşöre basan ve dünyanın dikkatini Geyre’ye çevirmeyi başaran foto muhabiri Ara Güler, Geyre Vakfı’nın kurucularından Sevgi Gönül. Onların açtığı yolda isimlere yeni isimler ekleniyor. Sanırım herkes bu işi bir kişi için yapıyor: Afrodit aşkına…

 

Yerel kalkınmaya destek

İzmir’e 220 kilometre uzaklıktaki Aphrodisias, UNESCO Geçici Miras Listesi’ne 2009 yılında girmiş. 2017 yılında da ülkemizden 17. alan olarak kaydedilmiş listeye. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın müze ziyaretçi istatistiklerine göre Aphrodisias Müzesi ve ören yerini 2014 yılında 196 bin 847 kişi gezmiş. 2016 yılında bu sayı 69 bin 928 olmuş. Geçen yıl ise 51 bin 563 kişi ziyaret etmiş antik kenti. 2015 ve 2016 yılında turizm sektöründe yaşanan krizden ören yeri de etkilenmiş doğal olarak.

Ören yerini ve müzeyi gezerken karşılaştığımız yabancı turistler, bu eşsiz kente ilginin artacağı yönünde umut verdi. Aydın Valisi Yavuz Selim Köşger’e ilin yatak kapasitesini ve bir yılda gelen turist sayısını soruyorum. “Aydın’a en iyi sezonda, yılda ortalama 4 milyon 300 bin turist geliyor” diyor Vali Köşger. “Karacasu’da kapasite yok ama Aydın ilinin yatak kapasitesi 50 bin. Aydın’a bağlı otel sayısı ise 550. Bunun bir kısmı belediye bir kısmı turizm belgeli. Ne yazık ki şimdilik bu kapasiteyi sadece dört ay kullanıyoruz. Biz Aydın’da sadece yaz ve plaj turizmi değil kültür turizmi, sağlık turizmi, termal turizm de yapmak istiyoruz. Bu amaçla beş yıldızlı termal bir otel inşaatına başlıyoruz” diye ekliyor. Çalışmaların bölgenin diğer UNESCO listesindeki kentleri Bergama ve Efes’le entegre olmasının yararlı olacağını dile getiriyor.

Karacasu’nun kadın Kaymakamı Güher Sinem Büyüknalçacı ise, Aphrodisias’taki gelişmenin ilçede yerel kalkınmanın ateşleyicisi olacağını söylüyor. İlçede bulunan kadın kooperatifinin gelişmesi için desteklerinin süreceğini iletirken Vali Köşger de bu yıl Güney Ege Kalkınma Ajansı’nın (GEKA) kaynaklarını antik kentlerin ihtiyaçları ve kadın kooperatiflerinin gelişmesi için kullanılacağını sözlerine ekliyor.