Geçen hafta Agora Lettera Edebiyat Vakfı’nın daveti ile Amsterdam’da konuktum. Çok önemli bir edebiyat ödülü gecesinde benim de özgürlük hakkında bir konuşma yapmamı rica...

Geçen hafta Agora Lettera Edebiyat Vakfı’nın daveti ile Amsterdam’da konuktum. Çok önemli bir edebiyat ödülü gecesinde benim de özgürlük hakkında bir konuşma yapmamı rica etmişlerdi. Kadın bir yazar olarak, elbette bu konuda söyleyecek çok sözüm vardı. Konuşmamdan sonra bana gelip sarılan, hiç tanımadığım ama yoğun bir duygudaşlık hissettiğim harika insanlara buradan da teşekkür etmek istiyorum.

Amsterdam Podium Mozaik’te gerçekleşen edebiyat gecesinin sunuculuğunu yapan, kalbi edebiyatla çarpan Meltem Halaceli’ye, beni davet eden ve vakfın yönetimini ustalıkla idare eden Hüseyin Kılınç’a ve konuşmasına benim sözlerime atıfla başlama nezaketini gösteren Hollandalı şair Tjitske Jansen’e çok teşekkür ederim.

Keza Amsterdam sokaklarında bize eşlik eden, şehri ve Hollanda’yı anlamama yardım eden gazeteci Froukje Santing ve Canan Yağmur’a da çok teşekkür ediyorum. Müthiş bir misafirperverlik gösterdiler bana karşı. Yeniden buluşmak için sözleşerek ve çok mutlu anılarla ayrıldım Amsterdam’dan.

GEZMEK İSTEYENLERE

Şehri gezmek isteyenlere birkaç ilginç öneride bulunayım. Kanallar şehrinde elbette ilk iş bir boat turuna çıkmak olacaktır ama müzeleri sakın atlamayın. Ben, Van Gogh Museum ve çevresine bayıldım. Ama bir de Amsterdam merkezde çok ilginç bulduğum “Sex Museum” var. Marilyn Monroe’dan tutun da Mata Hari’ye kadar ilginç kadınlar ve filmlerden örnekler var müzede. Bir de Eye denen Film Müzesi dikkat çekici. Elim kolum hediyelik eşyayla dolu olarak ayrıldım şehirden. O kadar farklı, yaratıcı hediye vardı ki… Euro’nun en yüksek zamanına denk gelmesem daha çok şey alabilirdim.

“Sosyal medya ve popüler kültür” konusunu tartışacağız

Mövenpick Hotel Izmir ve Medicalpark işbirliği ile gerçekleştirilen, sanat, iş ve bilim dünyasının sevilen isimlerinin ağırlandığı Söyleşi Günleri, yine farklı bir konu ve konusunda uzman konuklarla bu ay da devam ediyor. Televizyon ekranlarının ünlü program yapımcısı ve sunucusu „evinizin oğlu“ Murat Güloğlu ve başarılı tespitleriyle bir çok programa konuk olan Psikiyatr Dr. Agah Aydın bu ayki etkinlikte „Olmak ya da olmamak: Sosyal medya ve popüler kültür“ konusunu benim sorularımla mercek altına alacaklar.   20 Nisan Cuma akşamı 19.00’daki söyleşi, herkese açık ve ücretsiz.

 

Modern dönemin getirilerinden biri olan ve tüm insanlığı birbirine bağlayan sosyal ağların olumlu ve olumsuz etkileri nelerdir? Popüler kültürün hayatımızdaki yeri nedir? Sosyal medyada var olmalı mıyız? gibi soruların cevaplarının tartışılacağı söyleşi günleri, her zaman olduğu gibi, benim moderatörlüğümde ve alanında başarılı konukların sohbetiyle Mövenpick Hotel Izmir’de gerçekleşecek.

 

Hoşgeldin Kitap Günleri

Bugün kapılarını açacak olan İzmir Kitap Fuarı, yine çok hareketli geçeceğe benziyor. Benim de imza ve söyleşi günlerimle yerimi alacağım fuar bugün açılacak ve ve 22 Nisan Pazar 19.00’da veda edecek.

Benim için fuarın iki güzel yanı var. İlki Medusa’nın Pusulası çocuk romanımın devamı olan Zehirli Hayal ile çocuk okurlarımla Doğan Egmont standında 21 Nisan’da kucaklaşacak olmam. Diğeri de 2012’de yayınlanan ve Arapça olarak 8 Ortadoğu ülkesinde yayınlanarak da ses getiren, kendi çocukluğumun, babasız yıllarımın izini taşıyan, yalnız annelere adadığım „Aşkın Gölgesi“ adlı romanımın Doğan Kitap tarafından yeniden basılıp, fuarda okurlarımla buluşturulması… Ayrıca fuarın son günü 22 Nisan’da saat 15.45’te Fantastik Edebiyat söyleşime de tüm okurlarımı bekliyorum. Günebakan Üçlemesi romanlarım üzerinden fantazyayı, bilimkurguyu ve edebiyatta gerçeküstünü konuşacağız.

ÖNERİ KİTAPLAR:

YAYINEVİ: Doğan Kitap

YAZAR: Naim Dilmener

KİTAP ADI: Obsesyon

Tutkulu bir plak koleksiyoncusu… Koleksiyonuna yeni plaklar katmak için İstanbul’un muhafazakâr sokaklarında porno resimler/filmler pazarlıyor. Karısını, kızını, bütün dünyayı bir kenara bırakmış. Sezenak Su, Çince bir plak mı yapmış ne, onun peşinde. O plak için yapmayacağı şey yok.

Naim Dilmener, Obsesyon’da Selami ve onun Canının İçi’ni İstanbul sokaklarında gezdirirken, argo, küfür, para, racon, din, milliyetçilik ve erkeklikle kutsanan gündelik hayatın, bireysel ve toplumsal çöküşün “selfie”sini  çekiyor.

YAYINEVİ: İthaki Yayınevi

YAZAR: Ursula Le Guin

KİTAP ADI: Dünyanın Kıyısında Dans

“Basılan kitapların fikirlerini hiçbir zaman değiştirmemek gibi bir sıkıntıları var,” diyor Le Guin, Dünyanın Kıyısında Dans’ın önsözünde ve “feminizm, edebiyat, seyahat ve sosyal sorumluluk” başlıkları altında topladığı elli metninde modern edebiyattan menopoza, ütopya düşüncesinden rodeoya, aile planlamasından sansüre, J.R.R. Tolkien’den Italo Calvino’ya kadar çeşitli fikirlerini güçlü, kıvrak ve oyunbaz üslubuyla bir araya getiriyor. Kelimelerin kadim büyücüsü Le Guin 1976-1988 arasında yazdıklarıyla, onlarca sene sonra dahi günümüzü doğrudan etkilemeye devam ediyor… “…ister sanat, ister bilim, ister teknoloji, ister şirket yönetimi, ister yatağın altını süpürmek olsun, neye yeteneğiniz varsa onu yapmanızı; size sırf bir kadın yaptığı için bunun ikinci sınıf bir iş olduğunu söylediklerinde cehenneme kadar yollarının olduğu yanıtını vermenizi ve eşit işe eşit ücret kazanmanızı umuyorum. Hükmetme ve hükmedilme ihtiyacı duymadan yaşamanızı umuyorum. Hiçbir zaman kurban olmamanızı umuyorum ama başkaları üzerinde erk sahibi olmamanızı da umuyorum. Başarısız olduğunuzda, yenildiğinizde, acı çektiğinizde, karanlıkta kaldığınızda karanlığın sizin yurdunuz, hiçbir savaşın olmadığı ve hiçbir savaşın kazanılmadığı ama geleceğin olduğu, yaşadığınız yer olduğunu hatırlamanızı umuyorum…”