Aşırı kaygılar, yaşamı cehenneme çevirmesin Aşırı kaygılar, yaşamı cehenneme çevirmesin
Kaygı, özellikle çocuklarımıza yönelikse elbette insani bir duygudur. Ancak bunu kendi yaşamımızın her alanına hem de aşırı şekilde yaymanın sayısız zararı vardır Kaygı, diğer... Aşırı kaygılar, yaşamı cehenneme çevirmesin

Kaygı, özellikle çocuklarımıza yönelikse elbette insani bir duygudur. Ancak bunu kendi yaşamımızın her alanına hem de aşırı şekilde yaymanın sayısız zararı vardır

Kaygı, diğer tüm duygular gibi normal ve gerekli bir duygudur. Çocuğunuzu büyütürken her anne babanın bazı kaygıları olabilir. Bunlar; istismar, kaçırılma, zorbalık, güvenlik, okulda yaşanacak bir olumsuzluk, başarısızlık vb. Her anne baba bu konularda kaygılansa da aynı tepkiyi vermezler.

Anne babanın kaygılı olması hem kendilerini hem de çocuklarını olumsuz etkiler. Anne babasını kaygılı gören çocuklar korkarlar. Kaygı, çocukların gelişimini ve meraklarını engeller. Çocukların rahat hissetmelerini kısıtlar. Çocukların dünyalarını keşfetmelerini, akranlarıyla serbestçe etkileşim kurmalarını, olasılıkları, riskleri öğrenmeyi ve hata yapmalarını engeller.

Kaygı ile baş etmeyi ilk önce kendiniz sonra çocuğunuz için öğrenmelisiniz. Çocuğunu kaygı ile büyüten anne babalar çocuklarına keşfetme, sorumluluk alma ve bağımsızlık duygusunu kazandıramamaktadır.

Kaygı ile büyüyen çocuklar da kaygılı olabilmektedir. Bu anne karnından başlayan bir süreçtir.

Kaygı ile büyüyen çocuklar kendilerini her an tehlike altında hissederler. Kaygılarıyla baş edemeyen anne babalarının yanında kendi kaygısıyla baş edemezler. Annesi kaygıyla okula götürürken çocuğun annesinden ayrılması beklenemez. Kaygılı anne ya da babaların çocukları okula geç uyum sağlayabilir. Çünkü okulda başına kötü bir şey geleceğini düşünebilir. Anne ya da babanın kaygısı çocuğa geçer. Kaygılı anne babaların genellikle söylediği ise “ama ben çocuğuma kaygımı hissettirmiyorum, beni kaygılı görmüyor”. Çocuklar duygu okuyucudurlar. Anne baba duygusunu her ne kadar gizlemeye çalışsa da hissederler.

Kaygılı çocuklarla çalışma yaparken yol alsak da bir sonraki görüşmeye tekrar kaygılı gelebiliyorlar. Kaygılı anne babanın yanında tetiklendiği için ilerleme kaydetmek zor olabiliyor. Bu durumda ilk önce anne babanın kaygısıyla çalışmak gerekiyor.

Kaygısıyla baş edemeyen anne babanın çocuğu da baş edemeyebiliyor. Her çocuk anne babasını güçlü ve yetkin görmek ister. Anne babasını böyle gördüğünde güvende hisseder. Aksi durumda tehlikede hisseder. Çoğu anne baba kendi kaygılarını fark etmeden çocuğunun kaygı ve korkuları için görüşmeye getiriyorlar. Anne baba kaygısını yönetmeden çocuğun kaygı sorununu çözecek hiç bir sihirli değnek yoktur.

Her anne babanın terapiye gitme imkanı olmayabiliyor. Yaşadığı şehirde psikolojik hizmet veren bir merkez de bulunmayabiliyor. Bu yazı da anne babaların kaygıları ile baş etmelerine yardımcı olabilecek bazı önerilere yer verilecektir.

İŞTE 7 İPUCU

Anne babaların kaygılarıyla baş edebilmesi için 7 ip ucunu şöyle sıralayabiliriz:

Kaygı ve korkularınızı fark edin. “Ya çocuğuma bir şey olursa.”, “Ya okulda başına bir şey gelirse”, “Ya çocuğumu üzerlerse” gibi kurduğunuz cümleler beyninizi meşgul edip etmediğini kontrol edin. Takıntılarınızın sizi yönettiğinin farkına varın. Kendiniz, sevdikleriniz ve çocuğunuz için kaygılı düşünceler içinde olup olmadığınıza bakın.

Kaygılı düşünceler aklınıza gelmeye başladığında modunuzu değiştirmek için başka şeylerle uğraşabilirsiniz. Ev işi yapmak, fiziksel aktivite yapmak ya da sizi rahatlatan herhangi bir etkinliğe yönelebilirsiniz.

Derin nefes alabilirsiniz. Nefesi doğru alıp almadığınıza dikkat edin. Göbeğinizde balon varmış gibi düşünün. Nefes alırken balonu şişirebildiğiniz kadar şişirin. Nefes verirken de balonu tamamen indirin. Kısa kısa nefes alıp almadığınızı kontrol edin. Kısa nefes almak stres ve kaygıyı daha da artırmaktadır.

Kaygılandıran düşüncelerinizin gerçekliğini test edin. Kaygılı insanlar daha başına gelmemiş şeyler için şimdiden üzülürler. Başına gelmiş gibi algılarlar. Kaygınız arttığında “Şu an başıma kötü bir şey gelmedi. Güvendeyim.” cümlesini tekrarlayın.

Kaygılı düşünceleriniz arttığında kaygılandığınız şey başınıza gelmiş gibi alternatif çözümler üretin. Bu çözümleri adım adım yazın. Örneğin; “ya eşim trafik kazası geçirirse” düşüncesine karşılık sizin ne yapacağınızı düşünün. Olası kriz durumlarına karşı eylem planları oluşturun.

Kaygılarınız için bir zaman belirleyin. Örneğin tüm kaygılı düşüncelerinizi saat 16.00 da üretin. Başka saat diliminde aklınıza geldiğinizde “üzgünüm, saat 16.00 ya kadar seni düşünemem” deyip erteleyin. Böylece gün boyu kaygılı düşüncelerle boğuşmazsınız.

Kaygılandığınızda ayaklarınızın yere bastığını fark edin. Çevrenizdekilere odaklanın. Seslere dikkat edin. Ne sesi olduğunu söyleyin. Gördüklerinizin adını söyleyin. “ Şu an karşımda ağaç var. Televizyon var. Televizyonda şu program var” gibi o anı fark edin.

Anne babalar kaygılı çocuğuna yardım etmeye ilk önce kendi kaygılarını yönetmekle başlamalıdırlar. Yukarıda belirtilen bir kaç baş etme yöntemi uygulanabilir. Ailenizde kimin kaygılı olduğunu bulmaya çalışın. Çocuğunuzun da sizin kaygınızdan beslendiğini unutmayın.

KAYNAKLAR ÇEŞİTLİ

Ailenizde kaygılı biri olmadığını düşünüyorsanız çocuğunuzun kiminle büyüdüğü de önemlidir. Evhamlı bir bakıcı ya da babaanne de çocuğunuzun da kaygılı olmasına neden olabilir. Bunun yanında çocuğunuzun yaşamış olduğu olumsuz bir deneyim de kaygılanmasana sebep olabilir. Deprem gibi doğa olayları ya da istismar gibi insan elinden olan deneyimlere maruz kalmış olabilir. Çocuğunuzun travmaya uğraması da kaygı ile baş edememesine neden olabilir. Bu durumda mutlaka travma terapistinden yardım almalısınız. Yaşadığınız şehirde psikolog olmasa bile en yakın şehirden bu desteği almalısınız. Kaygı ileriki yaşlarda katlanarak çocuğunuzu daha da zorlayacaktır. Travmasını tetikleyecek anı, görüntü, ses gibi etkenler kaygıyı da beraberinde getirecektir.

Çocuğunuz kaygısı ile baş edebilmeyi sizden öğrenecektir. Karşısında kaygılı anne baba görmesi onu daha da kaygılandıracaktır. Her çocuğu kaygılandıracak şeyler olabilir. Yaş dönemine göre karanlıktan, başarısızlıktan, ölümden korkabilirler.

Dönemsel korkuları karşısında nasıl davrandığınız çok önemlidir. Çocuğunuzun bazı soruları karşısında kaygılanmanız ya da aşırı tepkiler göstermeniz olumsuz etkileyecektir. Bu süreçte çocuğunuzun dönemsel korkuları için nasıl davranacağınla ilgili okumalar yapabilirsiniz. Unutmamanız gereken her çocuğun dönemsel kaygı ve korkuları olabilmektedir. Çocuğunuzun kaygısını dinlemek ve anlamaya çalışmak önemlidir. Çocuklar karşısında her zaman kaygısını yönetebilen anne babalar görmek ister.

SAĞLIĞA DA ZARAR

Kaygılı anne babalar ilk önce kendileri için kaygılarını yönetmelidir. Çünkü sağlıklı anne baba sağlıklı çocuklardır. Kendileri için önemsemeyeler çocuklarının kişilik gelişimi ve hayatları için düşünmelidir. Kaygı, çocuğun duygusal hayatına, akademik başarısına, ileride iş hayatına kadar yansımaktadır. Bir çok anne baba çocuğunun notları düşük diye görüşmeye getirmektedir. Bizden istedikleri çocuğunun akademik olarak daha başarılı olmasıdır. Fakat bu çocukların bazıları kaygılandığı için sınavda kaydırmalar, hatalar yapabilmektedir. Bu süreçte çocuklarla akademik başarısından çok kaygılarıyla çalışırız.

Kaygı sadece düşüncelerinizi sarmaz bedeninizde de bir takım değişimler yaratabilir. Hızlı nefes alıp verme, kalbinizin hızlı atması, ellerinizin titremesi, başınızın dönmesi vb. Bu süreçte bedeninize odaklandığınızda kaygınızın artması da olasıdır. Bedeninizi dinlemek yerine modunuzu değiştirmek için stratejiler belirlemelisiniz. Zor olsa da denemekte yarar var.

Kaygılandığınızda ne yapacağınız hakkında eylem planınız oldukça o sizi yönetemez. Sihirli cümle de budur. Kaygınıza teslim olmaktansa siz onu yönetin. Her insan kaygılanabilir. Bu dünyada tek kaygılanan siz değilsiniz. Aynı zamanda sadece kaygılanan sizin çocuğunuz da değil. Kaygılandığınızda ya da çocuğunuz kaygılandığında ne yapacağınızı bilmek sizi güvende tutar.