‘Babam şimdi kitap okuyor, o bana yeter’ ‘Babam şimdi kitap okuyor, o bana yeter’
YELPAZE DAĞITIM’IN ‘ATOM KARINCA’ OLARAK TANINAN ÇALIŞANI ÇAĞLAR ŞAHİN’LE SÖYLEŞTİK… Kitap emekçileri konuşuyor dizisinin 8’inci söyleşisinde yine sıra dışı bir işçi ile birlikteyiz… Kitap... ‘Babam şimdi kitap okuyor, o bana yeter’

YELPAZE DAĞITIM’IN ‘ATOM KARINCA’ OLARAK TANINAN ÇALIŞANI ÇAĞLAR ŞAHİN’LE SÖYLEŞTİK…

Kitap emekçileri konuşuyor dizisinin 8’inci söyleşisinde yine sıra dışı bir işçi ile birlikteyiz… Kitap işinde çalışmanın daha keyifli olduğunu belirten Şahin, bu meslekte en büyük kazancının babasını kitap okumaya alıştırabilmesi olarak aktarıyor

Çağlar Şahin, 38 yaşında. Son beş yılını Yelpaze Dağıtım’ın saha sorumlusu olarak geçirmiş. Bu diziyi hazırlarken konuştuğum bazı kitap emekçileri, “Hocam, Yelpaze’nin atom karınca bir çalışanı var. Onunla da konuşsana” diyorlar. Ben de Çağlar’ı Bornova’da bir zincir mağaza şubesinde yakalıyorum. Soyadının “Şahin” olduğunu ondan öğreniyorum. Röportaj teklifini söylediğimde, “Yahu ağabey benim hayatımın yazılacak nesi var!” diye cevap veriyor önce. Ama sonrasında sohbet yavaş yavaş açılıyor. 12 yaşında ekmek peşine düşen, pazarcılık dahil birçok işte çalışan Çağlar Şahin, inişli çıkışlı bir iş hayatı yaşıyor. Kitap işinde çalışmanın daha keyifli olduğunu belirten Şahin, bu meslekte en büyük kazancının babasını kitap okumaya alıştırabilmesi olarak aktarıyor. Şahin, teknolojik gelişmelere rağmen, kitap kokusunun dünyayı terk edeceğine inanmadığını söylüyor…

Çağlar bey, bize kendinizi kısaca tanıtır mısınız?

Bey mi, ne beyi güzel kardeşim. Tamam, kibarlık yapıyorsun da, gerek yok. Ben işçi adamım. Sohbet edeceksek bırakalım bu bey-beyefendi laflarını.

Peki, Çağlar kardeşim, bize kendini anlatır mısın?

Ha şöyle. Az önce de söyledim sana. Benim hayatımın anlatılacak nesi var ki! Bir asır geçse birisinin gelip beni yazmak isteyeceğini düşünmezdim. Neyse eksik olma. 38 yaşındayım. Evliyim. Lise mezunuyum. Gaziemir Lisesi’ni bitirdim. 2013’ten beri Yelpaze Dağıtım Pazarlama AŞ’de saha sorumlusu olarak görev yapıyorum.

Daha önceki iş hayatın nasıldı? Neler yaptın bugüne kadar?

Çocukluğuma kadar gideyim mi yani şimdi?

Evet, Çağlar kardeş, memnun olurum…

12-13 yaşında incir satarak ekmek parası kazanmaya başladım. Didim’de anneannemin zeytinleri ve incirleri vardı. Onları sattım. Pazarcılık da yaptım. İzmir’de dolaşmadık ilçe ve pazaryeri bırakmadım. Hayvan baktım. Hindi çiftliğinde çalıştım. Sonra günün birinde bir yerel marketten iş teklifi aldım. 20 yıl oluyor. 2002 yılında bir zincir mağazaya geçtim. Eleman olarak başladım. Reyon elemanı olarak. Ardından yönetici oldum. Terfi edince beni Edirne’ye yolladılar.  Edirne’de 10 yıl kaldım. 2012 Aralık’ta işten çıkarıldım. Bordrosu yüksek olan yöneticileri çıkardılar. Tazminatımı da bir tamam verdiler.

Yelpaze Dağıtım’a ne zaman geçtin?

Edirne’den döndükten kısa bir süre sonra 2013’te Yelpaze Dağıtım Pazarlama AŞ’de saha sorumlusu olarak işe başladım.

Neler yapıyorsun gün içinde?

Sabah erken kalkıyorum Çayımı kendim demliyorum. Sonra otobüse biniyorum, günlük rutin planlamama göre uğramam gereken zincir mağazalara gidiyorum. Mağazalarda kitaplarım gelmişse onları uygun bir şekilde reyona yerleştiriyorum.

İşini yaparken yaşadığın en büyük sıkıntı nedir?

Bizim firmamız büyük bir zincir mağazaya yeni yeni kitap vermeye başladı. Bizim dışımızda üç firma daha var. Onların reyon payları belli bizim firmanınki hala belli değil. Bu bir sıkıntı yaratıyor. Haliyle hepimiz işimizi yapmaya çalışıyoruz. Ama yer yer sıkıntılar oluyor.

Mağaza çalışanları ile ilişkilerin nasıl?

Mağaza çalışanları ile genelde iyi ilişkilerim var. Yer yer tartıştığımız da oluyor. Ama esasında mağazacılığın yorucu ve ayrıntılı tarafı bu tür tartışmalara neden oluyor. Takma kafana, insanın olduğu yerde sorun vardır. Normal şeyler yani…

Kitapla iç içesin peki kitap okuyor musun?

Eskiden okurdum. Ama şu an çok az. Benim spor merakım var. Telefondan sporla ilgili şeyler dinliyorum. Otobüste bile böyle. Ama eskiden okurdum.

Peki, en son hangi kitabı okudun?

Valla, Yılmaz Özdil’in “Sen Kimsin?” kitabının ilk birkaç sayfasını okudum. O kitabın mağazalara dağıtımını biz yapıyoruz. O da utanma belası, birisi bir şey sorar da kitap hakkında bilgim olsun diye biraz baktım. Yoksa öldür Allah içimden bir şey okumak gelmiyor.

Bana en son bitirdiğin kitabı söyler misin?

Yıllar oldu Kahraman Tazeoğlu’nun ‘Vazgeçtim’ kitabını okudum.

Kahraman Tazeoğlu senin için özel bir yazar herhalde. Onun için mi okudun?

Yok yahu! Sık sık imza gününe geliyordu. Ben de eşlik ediyordum. Ola ki bir şey sorar da mahcup olmayayım diye okudum.

Peki, kitap okunması için kişisel olarak yaptığın bir şey var mı?

Okumam hediye ederim. Sık aralıklarla hediye ederim. Alıştırdığım çok insan oldu. Aslında bu işin beni en çok mutlu eden tarafı babamı kitap okumaya alıştırmam oldu. Emekli oldu, ben ona sürekli kitap götürüyorum. Eskiden hiç okumayan babam şimdi inanılmaz derecede kitap okuyor.

Bu işin daha önce yaptığın işlerden farkı ne senin için?

Bir kere daha zevkli. Yöneticilik yapmak çok stresliydi. Ardından kitapla içli dışlı olmak ve sınırlı bir sorumluluk bana iyi geldi.

Türkiye’deki okuyucu kitlesi hakkında ne düşünüyorsun?

Aslında bir okur haritası var. Kıyılar, kitabın en çok okunduğu bölgeler. Orta bölgeler ortalama okuyan, doğuya gittikçe de oranın çok aza düştüğü bir haritamız var. Bizler şu an okuma oranın çok yüksek olduğu bir bölgedeyiz.  Gönlümden geçen ülkemin her tarafında kitabın çok okunmasıdır. Bu konuda şahsımın da eksiklikleri var. Ama en azından bizden sonraki kuşağı kitapla iç içe yetiştirmeliyiz diye düşünüyorum. Daha zevkli. Yöneticiyken daha çok stresliydi. İşimi zevk alarak yapıyorum. Eskiden okuyordum. Spor merakım var. Gözlerin yoruluyor.

Kitap sektörünün geleceğinde ne görmek istersin?

Yani teknoloji ilerliyor. Kitap bitecek diyenler var. Dijital ortamda yayılan bir kitap sektörünün olduğunu da biliyorum. Ama bence insanlar her zaman kitaba dokunmak isteyecek. Kitap kokusu dünyayı terk etmeyecek. Her ne kadar ben okumasam da kitabın varlığı insana güven ve huzur veren bir şey. Tabii bir de şunu söylemeliyim. Artık çok ucuza satılan kitaplar da var. Ama çok okunan bazı yazarların kitaplarının da ucuza satıldığını görmek isterim.