Bugün, yerinde yeller esse de, tarihe iz düşürdü Bugün, yerinde yeller esse de, tarihe iz düşürdü
Tarihin en önemli botanikçilerinden William Sherard, elçi olarak geldiği ve 13 yıl kaldığı yurdumuzda zamanın en önemli botanik bahçelerinden birini Seydiköy’de oluşturdu. ARAŞTIRMACI arkeolog... Bugün, yerinde yeller esse de, tarihe iz düşürdü

Tarihin en önemli botanikçilerinden William Sherard, elçi olarak geldiği ve 13 yıl kaldığı yurdumuzda zamanın en önemli botanik bahçelerinden birini Seydiköy’de oluşturdu. ARAŞTIRMACI arkeolog Sayın Ercan  Çokbankir’le William Sherard’ın Seydiköy’de kurduğu dünyaca ünlü botanik bahçesi hakkında keyifli bir söyleşi yaptık.

“Önce William Sherard’ı tanıyalım.”

“1700’li yılların başında  Seydiköy tarihini merak edenler, İzmir’i 17. yüzyıldan itibaren ziyaret eden seyyahların yazdığı kitaplarda Seydiköy hakkında bilgilere rastlarlar. Bunlardan bir tanesi de yaptığımız araştırmalarda İzmir’i ziyaret eden İngiliz botanikçi ve arkeolojiye büyük tutkusu olan William Sherard’dır.

William Sherard, 27 Şubat 1659 tarihinde Bushby/Leicestershire’da doğdu. Aslında döneminin en büyük botanikçilerinden biri olarak tanınır. 1677 ile 1683 yılları arasında Oxford’da, St. John’s College’de öğrenim gördü.

1686’dan 1688 yılına dek Paris’te ünlü gezgin Joseph Pitton de Tournefort’un yanında botanik dalında öğrenimini tamamladı. Öte yandan 1688 ile 1689 yıllarında Leyden’de başka bir botanikçi olan Paul Herman’ın yanında hem öğrenci hem de arkadaşı olarak bulundu. Bu süreçte de Tournefort ile çalışmasını sürdüren Sherard, 1690 yılında İrlanda‘da Sir Arthur Rawdon ailesinin korumasına girdi, John Ray, Paul Hermann ve Caspar Bauhin adlı bilginlerin yayın çalışmalarına eşlik etti. Sonunda 1703 tarihinde İzmir’e elçi olarak geldi ve 1716 yılına dek kentte verimli bir yaşantı sürdürdü. Kardeşi James Sherard ise İngiltere’de yetiştirdiği, daha doğrusu koruduğu bitkilerle ünlü bir bahçeye sahiptir . William Sherard, İzmir dönüşünde İngiltere’nin belli başlı botanikçisi olarak Oxford Üniversitesi’nde sürekli koltuk sahibi olur.”

 

“William Sherard’ın botanikçi olmasının dışında arkeolojiyle de ilgisi olduğunu söylediniz.”

“Koleksiyonculuğu yanında, amatör arkeolojik araştırmalarına devam ederek Afrodisias kentini aramak için çalışmalar yapar. W. Sherard, Afrodisias’ı Karacasu-Geyre yakınlarında bulur.1703-1716 tarihleri arasında, üç kez Aphrodisias’a gitmiştir.

Sherard, yine 1716 yılının 20 Haziranında ve üçüncü kez 5-25 Temmuz tarihlerinde Aphrodisias’a ulaşır. Haziran yolculuğunda yanında rahip Dr. S. Lisle bulunmaktadır. Son gidişinde ise Dr. Lisle ile birlikte Hollandalı Vandervecht ve olasılıkla adı J. Clotterboke olan bir kişi daha vardır. Kendilerine 6 Temmuz tarihinde katılan Bernard Mold ve tüm çalışma grubu, verimli yolculuğun sonuçlarını alır. Sayısız yazıt kopyalanır. Daha sonra bu yolculukların ürünü olan yazıt kopyaları, İngiliz rahibi ve Şirince’den de önemli bilgiler yansıtan E. Chishull tarafından kendi yayınında kullanılır.

Sherard ve Picenini’nin derlemesi en sonunda Boeck’in desteği ile Karl Müller tarafından gözden geçirilerek bilim dünyasına sunulur. Bu arada çok beğendiği Seydiköy’e yerleşir. Seydiköy’e yerleşmesinden sonra çevredeki arkeolojik alanları keşfetmeye devam eder. Bu gezileri esnasında komşusu Hoschpiedlerle birlikte Teos antik kentini ziyaret ederler. Bu gezileri devam ederken o yıllarda Avrupa’nın en büyük botanik bahçelerinden birini kurduğu  kaydedilir.”

“İngiliz Konsolosluğu  görevinde bulunan William Sherard’ın kurduğu botanik bahçesi üzerine bilgi var mı?”

Sherarad İzmir’i ziyaretinde çok beğendiği Seydiköy’e yerleşir. Yerleştikten sonra Seydiköy’de 40 dönüm yer satın alıp botanik bahçesi kurar. Seydiköy’e yerleşmesinden sonra da İzmir’de İngiliz Konsolosluğu görevine getirilir. Seydiköy’deki Sherard bahçesinin en eski görgü tanığı olan İsveçli doğa bilimcisi Frederik Hasselquist, 1749’daki bahçeyi şöyle anlatır: “İzmir yakınlarındaki Sevdiköy’de, döneminin en seçkin bilginlerinden olan büyük Sherard’ın benzersiz bir bahçesi bulunmaktadır.

Burası tüm botanikçilerin görmek isteyecekleri, onun bilgisini artırmak için çevreden derleyerek oluşturduğu özel bitkiler bahçesidir. Ben yaklaşık 20 gün kadar burayı anlamak üzere zaman harcadım.

Burası botaniğin büyük öncüsü ve aşığının yazları geçirmek üzere sahip olduğu bir yerdi. Kendisini ölümsüz yapacak olan botanik koleksiyonuyla burada zaman geçirmişti. Bu bahçe gösterişli bitkileri ile tasarlanmış bir süs bahçesi değildi. Ancak yalın biçimde düzenlenmişti ve bitkiler çevreye yaptığı yolculuklar sonucu derlenmişti.”

“Evelyn Lyle Kalças, yaptığı çalışma da botanik bahçesinin krokisini çizmiş. Bahçenin şu anki durumu nedir.”.

Bahçenin 1975 yılındaki tanığı ise Evelyn Lyle Kalças’dır. Kendisi İngiltere’de The Garden History Society üyesi John Harvey aracılığıyla İzmir’deki bahçenin varlığından haberdar olmuş.

12 bin bitkinin derlendiği bu inanılmaz bahçenin peşine düşen Kalças, bahçenin krokisini hazırlar. Burada eski sınır duvarını saptadığı gibi Sherard’ın mülkiyetinin yaklaşık 37 dönüm kadar olduğunu da gözlemlemiştir.

İçine 1968 yılında inşa edilen Cengiz Han İlköğretim okulunun da bulunduğu alanda bitkiler hariç, yalnızca birkaç kalıntı belirleyebilmiştir. 1975 yılında Kalças,  yaşlı bir zeytin ağacını bahçenin kuzeybatı ucunda, yaşlıca çam ağaçlarını da doğu ortasında gözlemlemiştir. Yine güney doğudaki bir servi ve dut ağacı ile bahçe harap durumdadır. Batıdaki tütün tarlası ve okulda bulunan aslan heykeli ve sütunlardan yapılma dibekler, Sherard’ın yaşantısından artakalanlardır. Bir de hiç yıkılmadan 1975 yılına ulaşmış anıtsal kapı Kalças’ın notları arasında yerini alır.” 

“Ercan Bey, dilerim Seydiköy’de botanik bahçesi yeniden canlandırılır. Verdiğiniz bilgiler  için teşekkür ederim.”

 William Sherard’ın oluşturduğu ve yaklaşık 12 bin bitkinin yer aldığı botonik bahçesinin yerinde bugün yeller esiyor. Bugün orada yaşlı bir ölmez ağacı ve buğday ekilmiş bir tarla var sadece, William Sherard,  Afrodiyasas’ı keşfetmek için de 3 kez bölgeye gelir, antik kenti Aydın yakınlarında bulur ve sayısız yazıtı kopyalar.

Fotoğaf:Atilla Özdemir, Nurten Öğüt, Kaan Ülkü