Nâzım’ın çilesi – 12
“Ne denli tutsam kendimi / Usul usul bir yerlerim kanıyor” Nâzım’a şiir yazanlar sadece yabancılar değildi elbette. 1947’de “Bir Şey” şiirinde Cahit Sıtkı ne diyordu: “Bir şey daha var, yürekler acısı                                     ... Devamını Oku
Gilbert Ancian, Nâzım’ın öfkesinin haksız yere 12 yıl yatırıldığı bir hapis odasında nasıl tutuştuğunu şiir olarak söylemiştir. “Ustam Nâzım Hikmet Bir odanın birinde hayallenir Ezbere bir şiir söylersin asla hor görülmez Parmakların arasında bir de sigara Zira ustam bir okumuş, bir efendi Hep pırlanta şairler olsun ister yöresinde -Hayallenir... Devamını Oku
Nâzım’ın çilesi – 10
“Söndü taşa diktiğim mum, şahlan hayat, bekliyorum!” 1957 yazında Moskova’da dostları, George Amado, Charles Dobziynski, Emi Siyu’yla Dünya Gençlik Festivali’nde; 1958’de Taşkent’te Asya Afrika Yazarlar Konferansı’nda, yine aynı yıl Prag’da Dünya Barış Toplantısı’ndadır Nâzım. O günlerde Sovyet donanması bir gemisine Nâzım Hikmet’in adını verir. Dünya, büyük şairimizi böylesine yere... Devamını Oku
 “…hep genç kalmış, hiç ihtiyarlamamış şairler vardır. Bunlar daha talihli şairlerdir. Ben kendi payıma işte bu talihli şairlerden sayarım kendimi ve biricik övündüğüm şey de budur: Genç kalmak, hep öyle hiç ihtiyarlamadan genç kalmak. Saçlarım ağardı, suratım sürülmüş toprağa döndü, karaciğerim sızlar, siyatiklerim sızlar, yüreğim sancılanır, fakat şiirimde hala... Devamını Oku
Nâzım sekiz ay kadar adım adım izlendi. Zaten yorgun olan sinirleri iyiden iyiye iflas eden ve tedirginliğinin çok yüksek olduğu günlerden birinde Nâzım’ın evinin kapısı çalındı. Gelen polisti. Nâzım’ı askerlik yoklaması ve muayenesi için askerlik şubesine çağırıldığını bildirmekteydi. Uzatmayalım, Nâzım Kadıköy Askerlik Şubesi’ne gider. Ayaküstü ve yalap şalap bir... Devamını Oku
Öğrenci dernekleri birbirini yiyedursun; 14 Mayıs 1950’de Türkiye siyasi tarihi bir ilk olaya tanıklık ediyor;  CHP iktidardan düşüyor, Demokrat Parti mecliste çoğunluğu ele geçiriyordu. Af tasarısı kanunlaşmadan yönetim el değiştirmiş, Nâzım’ın davası askıda kalmıştır. Durum son derece kritiktir. Bu sıcak gelişmeyi ve karambol halini fırsat bilen aydınlar ve bilim... Devamını Oku
Nâzım’ın çilesi – 6
Çiçek Palas Olayları Nâzım’ı bir önceki yazımızda kararlı bir şekilde sürdürdüğü açlık grevinde bırakmıştık. Nâzım açlık grevinden, “Yeisle değil, umutla yatıyorum” diye söz etse de, aşağıda okuyacağınız mektubun iç parçalayan seslenişi aslında nasıl bir psikolojide olduğunu ( – daha o zamanlar bile -) bildiriyordu. Mektup, Harp Okulu davasının sonuçlanıp,... Devamını Oku
  Bu arada şairin affı için Cumhurbaşkanlığı makamına, tanınmış ressam, şair, müzisyen, yazar, mühendis ve sanatseverlerin imzasını taşıyan birçok dilekçe verilir. Bu dilekçelerdeki ortak istek; 13 yıldır çektiği çileye son vermek için devlet başkanının elinde bulundurduğu yetkileri kullanması ve Nâzım’ı serbest bırakmasıdır. Dilekçelerdeki imzalardan bazıları şunlardır: İbrahim Çallı, Falih... Devamını Oku
Nâzım’ın çilesi – 4
“BEN, HAPİSTE AÇLIK GREVİNDE DEĞİL DE, BİR KIRDA YATIYOR GİBİYİM BU MAYIS AYINDA GECELEYİN” Nâzım’ın ikinci açlık grevinin ilk iki günü normaldi. 3. gün halsizliği görülmeye başlamış, dalgın ve sessiz bir gün olmuştu. 4. gün dili paslanmış ve ağzından tuhaf bir koku gelmeye başlamıştı. Sonra gitgide eriyen bir Nâzım…... Devamını Oku
(Açlık Grevi / Destekçilerin ve Karşıtların Tepkileri / Acılı Bir Annenin Feryatları) Nâzım, 29 Mart 1950 günü avukatı İrfan Emin’e şöyle bir mektup gönderir: “Canım, sevgili üstadım, hakkın hakikatın tecellisi için açlık grevine yatıyorum. Üzülme, sinirlenme, hak ve hakikat uğrunda, bir kanunsuzluğun tamiri uğrunda gerektiği zaman ölümü göze alabilmek... Devamını Oku