Çocuk daha doğmadan cinsiyet ayrımı yapıyoruz Çocuk daha doğmadan cinsiyet ayrımı yapıyoruz
Çocuklar dünyaya gelmeden önce birçok hazırlık yapılıyor. Bu hazırlıklardan biri de cinsiyetine uygun renkte oyuncak ve eşyaların alınmasıdır. Dünya üzerinde kızlar pembe erkekler ise... Çocuk daha doğmadan cinsiyet ayrımı yapıyoruz

Çocuklar dünyaya gelmeden önce birçok hazırlık yapılıyor. Bu hazırlıklardan biri de cinsiyetine uygun renkte oyuncak ve eşyaların alınmasıdır. Dünya üzerinde kızlar pembe erkekler ise mavi renkle birbirinden ayrılıyor. Oyuncakların çoğu cinsiyete göre keskin bir şekilde belirleniyor. Oyuncak mağazalarında erkek oyuncakları mavi tonlarında olup farklı bir bölmede, kız oyuncakları da pembe tonlarında diğer bölmede yerini alıyor. Çocuklara cinsiyetine özgü algıyı daha doğmadan belirliyoruz. Çocuklar 2-2,5 yaş civarında kendi cinsiyetinin farkına varmaya başlıyor. Bu yaşa kadar ise cinsiyetiyle ilgili birçok şeyi doğalında ya da öğretilerek öğreniyor. Bu aşamada oyuncak ve renklere karşı “…içindir” ifadesiyle erkek ve kızlara ait olan şeyleri algılamaktadır. Evcilik oyuncakları “kızlar içindir”, tamir aletleri ya da arabalar “erkekler içindir” vb. Anne babalar, oyuncak pazarlamacıları, reklamlar vb. bu algıyla yaklaşmaktadırlar.

ÖRNEK UYGULAMALAR

Dünyada oyuncak ya da kıyafetlerde kullanılan mavi-pembe ayrımıyla büyük kazançlar elde etmektedirler. Fakat son zamanlarda bazı şirketler renkleri cinsiyete göre nötrleştirmek için çalışmalar yapmaktadır. Bazı oyuncak üreticileri cinsiyete özel oyuncak bölümlerini birleştirmek için adımlar atmıştır. Oyuncaklarda cinsiyet temelli işaretleri kaldırmışlardır. Oyuncak, ev veya eğlence gibi alanlarda cinsiyete göre üretilmesinin gereksiz olduğunu belirten şirketler de olmuştur. Bu alandaki kız-erkek etiketlerini de çıkararak hassasiyetlerini ortaya koymuşlardır.

Oyuncaklar kızlar ve erkekler için değil, çocuklar içindir! Her çocuk kız-erkek ayrımı yapmadan tüm oyuncaklarla oynayabilmelilerdir. Oyuncakların her birinin farklı kazanımı ve işlevi vardır. Dünya genelinde evcilik oynayan bir erkek çocuğu kültürel anlamda kabul görmeyebilir. Anne baba hemen müdahale edip o oyuncağın kızlar için olduğunu söyleyebilir. Bir kız çocuğu da sürekli asker oyuncakları/savaş malzemeleriyle oynadığında bu oyuncakların erkekler için olduğunu söyleyerek keskin bir ayrım yapabilirler. Araştırmalara göre Dünya genelinde de bu algı ve tutum vardır.

Oyuncakların cinsiyet gelişimi üzerinde etkisini inceleyen birçok araştırma yapılmıştır. Hatta oyuncakların kariyer seçimini etkilediği yönünde araştırmalar da mevcuttur. Bu araştırmalara göre; erkek ve kız oyuncakların kazanımları düşünüldüğünde cinsiyet farklılıkları da ön plana çıkıyor. Kadınların, dil becerilerinin daha etkin olması, empati kurma yetenekleri, sosyal becerilere yatkınlığı ile çocukluktaki oynadığı oyuncaklarla bağlantı kurulmuştur. Erkeklerin rekabetçi, hareketli, analitik düşünme, mekânsal algı, bilişsel becerilerinde ön planda olmalarıyla oynadıkları oyuncakların etkisi olabileceği belirtiliyor.

MESLEK SEÇİMLERİ BİLE

Kızlara göre kategorize edilmiş oyuncakları düşündüğümüzde ilk olarak evcilik gelir. Bu oyun genellikle bakım işleri, bebekleri konuşturma, yemek ve ütü yapma, doktorculuk gibi sosyal duygusal alanını geliştirmeye yöneliktir. Erkekler için üretilen oyuncaklar ise daha hareketli, güç gerektiren aynı zamanda mekânsal ve görsel algısını geliştiren, Lego, puzzle, üç boyutlu oyuncaklar gibi bilişsel ve kinestetik alanını geliştirmeye yöneliktir. Cinsiyete göre ayrılmış bu iki kategorideki oyuncakların kazanımları düşünüldüğünde erkeklerin ve kızların farklı kazanımlarla büyüdüğü söylenebilir. Mesleklere bakıldığında ise cinsiyet farklılığı algısı hala yaşanmaktadır. Üniversitelerin mühendislik bölümlerinin çoğunluğu genellikle erkek öğrencilerdir. Bu araştırmalara göre erkek çocukların oyuncaklarının daha sistematik, analitik ve bilişsel içerikli olması mesleki yönelimini de belirleyebiliyor.

2005 yılında Blakemore&Centers tarafından, bazı çocuk oyuncakları için derecelendirme sağlamak amacıyla bir dizi lisans öğrencisi kullanılarak çalışma yapılmıştır. Bu çalışmanın sonuçlarına göre; çocuklar kız oyuncaklarını erkek oyuncaklarına göre daha gösterişli, estetik ve ilgi çekici olarak derecelendirmişlerdir. Kız oyuncaklarını daha çok ev içi becerileri ile ilgili ilişkilendirmişlerdir. Erkek oyuncaklarını daha saldırgan, rekabetçi, şiddetli, dikkat çekici, heyecan verici, eğlenceli, tehlikeli ve riskli olarak puanlamışlardır. Erkek oyuncaklarını kızların oyuncaklarına göre daha hareketli olarak derecelendirmişlerdir. Erkek oyuncaklarının mekânsal, bilimsel ve entelektüel becerilerinin gelişimini teşvik etme olasılığı daha yüksektir. Bu anlamda her çocuk sınırlı ve cinsiyete özgü uyaranlarla büyütülmemelidir.

GELİŞİME DE ZARAR

Çocuklar, oyun oynarken hem eğlenir, hem rahatlar hem de öğrenirler. Zamanlarının çoğunu oyun oynayarak geçirirler. Oyuncaklara karşı algımızı nötrleştiremediğimizde çocukların gelişimini de sınırlandırmış oluruz. Erkek çocuklarının empati yeteneğinin gelişmesini, duygularını tanıyabilmesini destekleyen oyuncaklarla oynaması da sağlanmalıdır. Kız çocuklarının da sadece evcilik vb. değil analitik ve bilişsel becerilerini içeren oyuncaklara da yönlendirilmesi gerekmektedir.

Araştırmalar, oyuncakları cinsiyete göre ayırmanın kalıcı gelişimsel etkilere sahip olabileceklerini ortaya koymuştur. ABD’de oyuncak satıcıları, medyada birçok oyuncak üreticisi ve uzmanların katıldığı “toplumsal cinsiyet klişeleri” üzerine bir konferans yapıldı. Bazı firmalar erkek ve kız oyuncak etiketlerini kaldırdığını duyurdular. “Let Toys Be Toys” adlı bir İngiltre kampanyası, parakendecilere yalnızca bir cinsiyete ait oyuncakları ve kitapları kategorilere ayırmayı bırakmaya çalıştığını belirtmiştir.

KALIPLARA MEYDAN OKUDU

20. yüzyılda Sears katalog oyuncak reklamlarında toplumsal cinsiyet rolüne ilişkin araştırmalarına göre; 1975’te çok az sayıda oyuncağın cinsiyete göre pazarlandığını ve neredeyse yüzde 70’inin cinsiyetle ilgili hiçbir belirti olmadığını gösterdi. 1970’lerde oyuncak reklamları, kızların bina inşa ettiğini ve erkeklerin mutfakta yemek pişirdiğini vurgulayarak cinsiyet kalıplarına meydan okumuştur.

Günümüzde oyuncakların cinsiyete dayalı olduğunu sıklıkla görüyoruz. Gerçekte, cinsiyete göre (örneğin, rengin kullanımıyla) pazarlanmayan bir oyuncak inanılmaz derecede zorlaşmıştır.

Toplumsal cinsiyete dayalı pazarlamanın bu kadar yaygın hale gelmesinin birkaç nedeni vardır. Pratik bir düzeyde, oyuncak üreticileri, piyasayı dar demografik gruplara ayırarak, aynı oyuncağın daha fazla versiyonunu satabileceğini biliyorlar.

Böyle bir pazarlama, halen kültürümüzde faaliyet gösteren cinsiyet hakkında derin inançlara da dokunuyor. Birçok ebeveyn, kızlarının ve oğullarının farklı şeyleri sevdiklerini iddia ediyorlar. Bu özellikle erkek çocukları için geçerlidir: Ebeveynler, erkekler için cinsiyete özgü olmayan oyuncaklarla oynadığında sert tepki de bulunulabiliyor. Satıcılar da kültürel kodlara göre planlamalarını yapıyorlar.

Lego Group neredeyse sadece erkek çocuklarına yönelik pazarlamadan sonra, kapsamlı bir pazar araştırmasıyla kız ve erkeklerin farklı, cinsiyete dayalı oyun ihtiyaçlarına sahip olduklarını keşfetti. Kızlar için yeni “Arkadaşlar” serisini tanıttı. Eleştirmenler, kızlarının kümelerinin, binaya nazaran güzellik, aile ve beslenmeyle ilgili olduğunu, anne babaların ve çocukların oyuncaklarda yer almalarının yaratıcı ve yapıcı değeri bozduğuna dikkat çekti; bu versiyonuyla kazanımından saptığını dile getirdiler. Yine de, Lego şirketinin beklediği gibi iki kat daha başarılı olduğunu belirterek zafere ulaştı.

Tüm bu pazarlama stratejileri içinde yine de her çocuğun dünyasına birçok oyuncak girebilmelidir. Uzmanların araştırmalarının sayısı arttıkça bazı büyük şirketler gibi, diğerleri de harekete geçebilir. Oyuncakların cinsiyeti olmaz. Hepsi çocuklar içindir. Her çocuğun istediği oyuncakla oynama özgürlüğü ve hakkı vardır. Önemli olan oyuncakları kültürel ve cinsiyete göre kategoriye ayırmamaktır.