Bu hafta ülke olarak ne kadar acımasız, ne kadar ön yargılı ve nefret dolu olduğumuzu gördüm. Ölüm, acı, hassasiyet gibi kavramlar içi boş birer...

Bu hafta ülke olarak ne kadar acımasız, ne kadar ön yargılı ve nefret dolu olduğumuzu gördüm. Ölüm, acı, hassasiyet gibi kavramlar içi boş birer kavram halini aldı. İnsanlar acılarını ölüm şekillerine göre yarıştırıyor. Nerede, nasıl öldü diye. Ünlü bir düşünürün dediği gibi pek çok dini inanç var ancak tek bir ahlak var. Biz toplum olarak elmayla armudu çoktan karıştırdık.

11 genç insanın ölümünden çok, nerede ne yapıyorlarmış, bekarlığa veda partisinde ne işleri varmış, acaba orada neler yapmışlarmış gibi amacını aşan düşüncelere varmışlar.

Ne önemi var, senin paran yoktur Kemeraltı’ndan kına malzemelerini alır, ya bir kahvehane ya bir kafe ya da uygun fiyatlı normal bir düğün salonunda yaparsın bekarlığa vedanı, o babasının jetiyle gider Dubai’ye. Her ikisinde de insanlar yaşamlarında hatırlayacakları bir ritüeli gerçekleştirir. Bu ikisine de ne ekstra bir üstünlük ya da olumsuzluk yaratmaz. Herkes aldığı kültür ve maddi koşula göre uygun bir yöntem seçer. Kimisi mevlit okutur. Bunlar birer tercihtir. Sadece Dubai’den dönerken ölen gençlere hakaret hakkını doğurmaz bu durum. İnsanlar ufuklarına göre plan yapar ve yol çizerler. Bu kişiler İstanbul’da bekarlığa veda partisinde başka bir nedenle ölseler ne olacaktı. Acaba o zaman ne acımasız cümleler kurabilecektiniz

“BEKÇİLER” ARTIK HER YERDE

Çok televizyon izlemeyen biri olarak ölenlerin ailelerinin hiçbiri bu çirkin saldırılara cevap vermedi. Medyanın ulaşabildiği kadar bilgi aldık. Önemi var mı olanın, yok. Ölüm geldi cihane, baş ağrısı bahane. Ne erdemli insanlar ki, bu kadar acılı durumdayken bile sakinliklerini korudular. Cevap verip o insanların seviyesine mi düşsünler! Bu yazıları yazanlar kendi çocuklarının nedeni ne olursa olsun, ölümlerinin ardından olumsuz yazıları okusalar ne derler acaba. Acının dini yok, dili yok. Acının dili ortak. Bir anne baba kızının ölümünün ardından en büyük acıyı yaşamıştır. Evladım yok ama ablamın ölümünün ardından annemle babamın yaşamlarının nasıl değiştiğini gördüm. Bu yazıları yazanlar normal sağlıklı bir insanlarsa bunları yazamamalı. Ama çıkıp ortalığa “Üvey kızına nikah düşer” diyenlerdense zaten bir kızı gider, öbürü doğar. Yani ruh yok, ahlak yok, erdem yok, utanma arlanma yok.

O yazıldı, bu çizildi ama bir linç toplumu oluşmuş ülkede. Bir toplu taşım aracında birbirine sarılmış bir çiftin öpüştüğünü söyleyen bey bağırıyor ”Ahlaksızlar, terbiyesizler’’ gibi bir sürü hakareti içeren cümleyle.

İnsanlar gergin, otobüste bir bayan ”Beyefendi, bakın hoşlanmıyor olabilirsiniz ancak bir avukat olarak yaptığınız davranışlar özlük haklarına saldırıya giriyor ” dedi. Adam pişkin bir şekilde ” Ne olursa olsun, ben ahlak bekçisiyim var mı bir şey diyeniniz” dedi.  Evet çok ahlaklılar, çoluğa çocuğa sarkacak kadar sapık, evdeki eşini dövecek kadar merhametsiz. Büyük küçük bilmeyecek kadar görgüsüz. Kısacası bizim toplumda kantarın topuzu çoktan kaçmış. Hayat sizi insan olarak gören, iyi ailelerde iyi yetiştirilmiş her şeyden önce merhametli, vicdanlı insanlarla karşılaştırsın.

Sağlıkla kalın.