“Geçmişe sarılıyorsa aklına şüphe yerleşmiştir” (Videolu Özel Haber) “Geçmişe sarılıyorsa aklına şüphe yerleşmiştir” (Videolu Özel Haber)
İzmir 2’nci Bölge 4’üncü sıra milletvekili adayı Atila Sertel Ege Telgraf Editör Masası’nın konuğu oldu. Seçime ve gündeme dair önemli açıklamalar yapan Sertel, “İnsanlar... “Geçmişe sarılıyorsa aklına şüphe yerleşmiştir” (Videolu Özel Haber)

İzmir 2’nci Bölge 4’üncü sıra milletvekili adayı Atila Sertel Ege Telgraf Editör Masası’nın konuğu oldu. Seçime ve gündeme dair önemli açıklamalar yapan Sertel, “İnsanlar artık sıkıldı, değişim istiyor. Bunu Muharrem İnce’nin mitinglerini aşkla dolduran kalabalıktan da görebiliyoruz” dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın son günlerde geçmişten örnekler vererek yaptığı açıklamaların gerçeği yansıtmadığını söyleyen Sertel, “Erdoğan geçmişe sarılmaya çalışıyorsa aklına şüphe yerleşmiş demektir” diye konuştu.

Seçim sürecinde ekstra bir çalışma yapmadığını ifade eden Sertel, “Milletvekili olduktan sonra İzmir’de ayak basmadığım yer kalmadı. Çalışmalarım zaten süreklilik arz ediyordu. Haftada 3 gün Ankara’da kalıyorum. İzmir’e döndüğümde hemen alanlara çıkıyorum. Öncelikle uğramadığım yerleri göz önüne alarak gideceğim ilçelerin, köylerin programını yapıyorum ve arabamla karış karış geziyorum. İzmir’de ne kadar açılış, düğün, cenaze, hasta varsa hepsiyle ilgilenmeye çalışıyorum. İnsanlar bizi tanıyorlar. Kendimi yeniden tanıtmaya ihtiyacım olmadığını görüyorum, bu durum da beni oldukça mutlu ediyor. Benim seçim bölgem gençliğimin geçtiği yerler. Askerliğimi bile Bornova’da yaptım. Seçim sürecini, şahsım adına çalışmalarımın devamı olarak görüyorum ve ekstra bir şey yapmıyorum.” dedi.

ALİ KOÇ ÖRNEĞİ

Fenerbahçe’nin 20 yıllık başkanı Aziz Yıldırım’ın değiştiği gibi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da değişeceğini savunan Sertel, “Fenerbahçe başkan seçiminde Ali Koç’un iki, üç kat fark atarak kazanacağına iddiaya girmiştim; 4 kat fark attı. Fenerbahçe taraftarının tamamına yakını Aziz Yıldırım’la bağını koparmıştı çünkü.  Şimdi de iddia ediyorum; Erdoğan yüzde yüz gidici. Bunu Muharrem İnce’nin miting meydanlarını aşkla dolduran kalabalıktan görebiliyoruz. Hakkari’deki, Kütahya’daki, Aydın’daki, Diyarbakır’daki mitingleri gördünüz. İnsanlar sıkıldı artık, değişim istiyor.  Şu anda bizim gördüğümüz dipten gelen dalga, Ali Koç’un getirdiği dipten dalga gibi.

“AK Parti hükümeti, 16 yıllık iktidarında Türkiye Cumhuriyeti’nin 1923’ten 2002 yılına kadar harcadığı rakamın tam iki katını harcadı ama açılan bir tek fabrika yok” diyen Sertel, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Yol yaptık, köprü yaptık demek bir belediye başkanının kaldırım taşları yaptırıp övünmesine benziyor. Sizin zaten göreviniz bunları yapmak ki onu da dış güçlere yaptırıyorsunuz. O köprüden hayatı boyunca geçmeyecek olan Mardin Ömerlili amcam aldığı ekmekten, sütten, sigaradan o köprüye vergi ödüyor. Bizi 18 yıl ipotek altına aldırdığın şeyle övünme. Bunun dışında ne yaptınız ona bakmak lazım. Üretim, kalkınma, iş olanakları yarattınız mı? Önceden bir maaşla yaşayıp diğer maaşla ev alıyorduk. Şimdi 4 maaşla zor geçiniliyor. Kendi sermayenle, mühendislerinle üret, o zaman hepimiz övelim seni. Saraydaki bir bardağın ederi bin lira. Böyle bir şatafat olamaz. Marmaris’e 300 odalı saray yaptırıyor. Biz gazeteciyken 3 oda bir salon ev yaptırdı diye Özal’a yapmadığımız şey kalmadı. Damadın, kızların sarayda kalıyor. Bu kraliyetin bile ötesinde bir dönem. Buna toplumumuzun bu sefer izin vermeyeceğini düşünüyorum. Gazeteci Ahmet Şık’ın dediği gibi, ‘köprüden İnce son çıkıştayız’ Seçimde öncelikle mecliste çoğunluğu sağlayacağız. Cumhurbaşkanı seçiminde ise Muharrem İnce birinci turda da kazanabilir ama ikinci tura kalırsa cumhurbaşkanı kesin Muharrem İnce olacak.”

‘ERDOĞAN’I ANLAYAMIYORUM’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın son günlerde yaptığı açıklamaların gerçekle örtüşmediğine dikkati çeken Sertel, “Ben artık sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ne söylediğini çözemez hale geldim. Kilitleniyorum. Geçtiğimiz günlerde, tek partili CHP döneminde, 75 kişilik bir sınıfta okuduğunu ve Anadolu’da 150 kişilik sınıflar olduğunu söyledi.  Tek partili dönem 1946’da sona erdi. Sayın Erdoğan 1954 yılında doğdu. O doğduğunda Demokrat Parti iktidardaydı. Liseyi bitirdikten sonra kısa bir dönem Ecevit geldi. Üniversiteyi okuyup okumadığını zaten kimse bilmiyor. Olayları karıştırıyor mu? Müdahale edilmesi gereken bir şey mi var? Yoksa CHP’yi kötüleyeceğim diye ne söylediğini bilmiyor mu? Ben gerçekten anlayamıyorum. Yine 1983 seçimleri öncesinde komünistlerin, ‘köprüyü satacağız’ dediğini, Turgut Özal’ın sattırmadığını söyledi. Oysa Özal, ‘köprü hisselerini satacağım’ derken, Halkçı Parti Genel başkanı Necdet Calp ise, ‘biz bu köprüyü sattırmayız’ demişti. Olayları tam tersine yorumluyor, promptersız konuşamıyor. Bir sıkıntı var. Erdoğan eskilere sarılmaya çalışıyorsa aklına bir şüphe yerleşti demektir. Türbanı, üniversitelileri reklam filmlerinde kullanıyor. Üniversitede türbanlı genç kızlar yerlerde sürükleniyor diye gösteriyor. O dönemler geçti artık. İsteyen istediği gibi dolaşabiliyor. İzmir Kordon’da başörtülü kadınla genç erkek sohbet eder, ilerde 2 genç bira yudumlar. Az ötede iftar açarlar. Kimsenin kimseye karıştığı yok. İnsanları birbirine kötü göstererek, ayrıştırarak Türkiye’nin sorunlarını çözemezsiniz” diye konuştu.

‘İZMİR ÖRNEK OLDU’

İzmir’in yeni cazibe merkezi haline geldiğine ancak kent içerisindeki bina yükselişinin İzmir’in dokusuna uymadığını söyleyen Sertel, “Geçmiş dönemde belediye başkanlığı yapan Recep Tayyip Erdoğan ve sonrasındaki AKP anlayışı, ‘biz İstanbul’a çok büyük kötülük yaptık” dedi. Yol, kanal, su olmadan o binaları nasıl yaptınız? Bina yükseltmek kalkınmak mı demek? Yurtdışında 1400’lü yıllardan kalma binalar var. Kentimizdeki ucube yükselişlere karşı olduğumu söylemek istiyorum. İzmir, İstanbul olmamalı. Konut yığını haline dönüşmemeli. Buna direnç göstermemiz lazım. Birçok İstanbul zengini yaşam standartlarının yüksekliğinden dolayı İzmir’e geliyor. Havası, denizi, toprağı temiz bir yer burası. Türkiye genelindeki 654 arıtma tesisinin üçte biri İzmir’de bulunuyor. Burada yerel yönetimin de fonksiyonu öne çıkıyor. Toprağı ve suyu kirletmeyen anlayışın Avrupa standartlarına ulaşması çok önemli, bunu İzmir başardı. Geçtiğimiz dönemde Gediz Nehri’nin temizlenmesi için çok mücadele ettim. Orman ve Su İşleri Bakanı ile Çevre ve Şehircilik Bakanı’na ‘Gediz’i temizleyemeden giden bakanlar olarak tarihe geçeceksiniz’ dedim. O nehir temiz aktığı zaman Menemen havzasındaki tarlaların bütün meyve ve sebzelerinin sağlıklı olmasını ve insanımızın kaliteli ürünler tüketmesini sağlayacak. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin gösterdiği duyarlılığı Çevre ve Orman Bakanlığı gösteremedi. Bunu bir doğa aşığı olarak söylüyorum. Bu toprakları gelecek nesillere temiz, güzel ve yaşanılabilir bırakmamız lazım.

‘MEDYA ÖZGÜR HİSSETMELİ’

İzmir’de yerel medyanın güçlü olmadığını belirten ve gazete sahiplerinin sadece gazetecilik yapması gerektiğinin altını çizen Sertel, “Medyanın kendini özgür hissetmesi lazım. Bir gazete ya da televizyon yayıncılığı yüzünden cezalandırılacağını düşünmemeli. İzmir’in yerel medya eksikliği var. İzmir’in yerel yönetimi, iş dünyası, milletvekilleri olarak biz de medyanın ayakta durması için gerekli enerjiyi sarf etmemiş olabiliriz. Türkiye’nin bütün illerinde yerel televizyon varken İzmir’de olmaması incitici bir şey. Ama hükümet kontrol edebilecekleri yayınlar istiyorlar. Niye Aydın Doğan medya dünyasından çekildi? Vergi, ceza ödemekten bıktı. Gerçek bu. Seçim bildirgemizde çalışan bütün gazeteciler sendikalı olacak diyoruz. Sendikalı olursa gazeteci hakkını savunabilir. Gazete patronları sadece gazetecilik yapacak. 40 dalda bezleri, madenleri var. 2 maden alınca Türkiye kimsenin sıkıntı çekmediği, çok güzel bir ülke oluyor. Maden bittiği zaman biraz muhalefet ediyor. Sonra iki maden daha, yine Türkiye çok güzel oluyor. Böyle bir gazetecilik olabilir mi? Bazı gazeteler AKP bülteni olarak çıkıyor ama kimse okumuyor bu gazeteleri. 24 Haziran’da bu devran değişecek” dedi.

İnanç Zor/Ege Telgraf/Özel Haber