Hayatımızda 43 gün gerçek müzik şöleni var Hayatımızda 43 gün gerçek müzik şöleni var
Filiz Eczacıbaşı Sarper’in büyük emekler vererek bugünlere getirdiği, Uluslararası İzmir Festivali  ‘Charlie Siem’ ile bu akşam “Merhaba” diyor. Sanat serüveni 7 Temmuz’a kadar sürecek... Hayatımızda 43 gün gerçek müzik şöleni var

Filiz Eczacıbaşı Sarper’in büyük emekler vererek bugünlere getirdiği, Uluslararası İzmir Festivali  ‘Charlie Siem’ ile bu akşam “Merhaba” diyor. Sanat serüveni 7 Temmuz’a kadar sürecek

Kültürlerarası çeşitliliği, tam anlamıyla 21. yüzyıl sanatçısı olmanın gerekliliklerinden biri olarak gören genç kuşağın en dikkat çekici kemancılarından biri Charlie Siem, bu akşam Ahmed Adnan Saygun’da  32. Uluslararası İzmir Festivali açılışında farklı kültürler arasında ilişkileri geliştirmek, barış adına ortak bir dil yaratmak amacıyla kurulan Tekfen Filarmoni Orkestrası ile çalacak. Karadeniz, Hazar Denizi ve Doğu Akdeniz kıyılarında yer alan 23 ülkenin sanatçılarından oluşan ve “Üç Denizin Sesi” olarak da anılan Tekfen Filarmoni’yi daimi şefi ve sanat direktörü Özbekistanlı Aziz Shokhakimov yönetecek.

İlk Türk eczacısı, dedesi Süleyman Ferit Eczacıbaşı’nın “kulağına küpe olsun” dediği “Bu kentten aldığını, bu kente vermelisin” sözünü İzmir Kültür Sanat ve Eğitim Vakfı (İKSEV) ile yaşatıyor Filiz Eczacıbaşı Sarper.
İzmir Kültür Sanat ve Eğitim Vakfı ile Uluslararası Festivaller Birliği’ne dahil İzmir Festivali’yle başladı etkinliklere. Burslar verdi. Beste yarışmaları yaptı. Caz festivalleri gerçekleştirdi. Kültür kongresi düzenledi. Müziksev’i kente kazandırdı. Say sayabildiğin kadar. Filiz Eczacıbaşı Sarper’e öncelikle bu yıl 32. kez düzenlenecek İzmir Festivali’nin programını soruyorum:

“32. Uluslararası İzmir Festivalimiz 26 Mayıs-7 Temmuz 2018 tarihleri arasında, Kültür ve Turizm Bakanlığı, İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir Kalkınma Ajansı’nın katkıları, Eczacıbaşı Holding’in ana sponsorluğu, İzmir İtalya Konsolosluğu ve İzmir Goethe Enstitüsü işbirliği, Tekfen ve Arkas’ın program sponsorluğunda yapılacak.  Festival programında yer alan on etkinlik Efes Antik Tiyatro, Celsus Kütüphanesi, Çeşme Kalesi, Kemeraltı Abacıoğlu Hanı ve AASSM’de gerçekleştirilecek. Avrupa Birliği’nin “Avrupa Kültürel Miras Yılı” ilan ettiği 2018 yılında programımızı bu yıla uygun bir anlayışla hazırladık.

Programlara şöyle bir göz atarsak bu akşamki açılıştan sonra 6 Haziran Çarşamba günü, 10. Dr. Nejat Eczacıbaşı Beste Yarışması Konseri AASSM’de yapılacak. 10 Haziran Pazar günü, Arkas Trio, Şef Rengim Gökmen yönetiminde İzmir Devlet Senfoni Orkestrası eşliğinde Efes Celsus Kütüphanesi’nde bir konser veriyor. 11 Haziran Pazartesi günü Güher Süher Pekinel Kardeşler, İngiliz Oda Orkestrası eşliğinde, Efes Antik Tiyatroda bir konser verecek. 18 Haziran Pazartesi günü, masal anlatıcısı Didem Köktaş, müzisyenler Elie Maalouf ve Yousef Zayed Kemeraltı Abacıoğlu Han’da “Yolculuk” adını verdikleri, müzik ve anlatıdan oluşan çok özel bir etkinlik gerçekleştirecekler. 19 Haziran Salı günü Ensemble Raro, 21 Haziran Perşembe Nederlands Dans Theatre (NDT) AASSM’de olacaklar. 27 Haziran Çarşamba günü, Efes Celsus Kütüphanesinde İzmir İtalya Konsolosluğu işbirliği ile Marco Sollini (piyano), Salvatore Barbatano (piyano), Monica Carletti (mezzosoprano) Rossini’nin ölümünün 150. yılında bestecinin seçkin eserlerinden örnekler seslendirecekler.  Bu yıl festivalde bir de dünya prömiyeri gerçekleştirilecek. 1 Temmuz Pazar günü Efes Celsus Kütüphanesinde, akordeon ve bandeneon sanatçısı Richard Galliano’nun flüt sanatçısı Massimo Mercelli için yazdığı “Jade Konçerto” dünyada ilk kez çalınacak. Festival 7 Temmuz Cumartesi günü, Çeşme Kalesinde İzmir Goethe Enstitüsü işbirliği ile yapılacak Oberon Trio konseri ile son buluyor.”

“Sizce festivalin en çarpıcı gösterisi hangisi olacak?”

“Özenle oluşturduğumuz bir program içinde bir seçim yapmak mümkün değil elbette. Ancak Richard Galliano’nun, Massimo Mercelli’ye ithaf ettiği “Jade Konçerto”nun dünya prömiyeri, Festival tarihi içinde farklı bir yer alacaktır kuşkusuz.10. Dr. Nejat Eczacıbaşı Ulusal Beste Yarışmamız da 32. Uluslararası İzmir Festivali’nde yapılacak yarışma konseri ile sonuçlanacak. Bu yarışma bu güne kadar çok sesli müziğimize 155 yeni eser kazandırdı. Bu eserleri geleceğe bırakacağımız kültürel mirasımızın önemli bir parçası olarak görüyoruz.”

Müziksev’’den söz etmeden olmaz. Önce müziksever biri olarak isim çok güzel… İksev ve Müze kelimeleri bir başlıkta kotarılmış. Alsancak Garı’nın karşısındaki tarihi bina. Binanın tarihi Gar’dan da daha eski… Yapımı 1850’lere gidiyor. Levanten bir doktor yaşıyormuş evde. Ve bahçesinde klasik müzik dinletileri yapılıyormuş. Sonunda ilk kimliğine dönen bu binayı hayata döndürmek için Filiz Eczacıbaşı Sarper ve arkadaşları az uğraş vermemişler.

????????????????????????????????????

“Müziksev bir müzenin ötesinde. Adeta bir akademi gibi hizmet veriyor. Bu konuda neler diyeceksiniz?” diye soruyorum bu kez.

“Müizksev, 25 Mayıs 2011’de açıldığında İzmir’in en güzel tarihi binalarından birini yıkılmaktan kurtarıp, kentin mimari tarihinin en güzel örneklerinden birini kent halkının kullanımına sunmuş oldu. Bu amaçlarımızdan biriydi. Diğer amacımız geleneksel müziğimizi koruyup tanıtmaktı. Sayın Güner Özkan’ın bağışladığı Anadolu’da ve Orta Asya Türk Dünyasında kullanılmış ve halen kullanılan 300 çalgıdan oluşan koleksiyonunu modern bir anlayışla sergilemekle başladık işe. Ardından bahçemizdeki 200 kişilik salonumuzda bu çalgıların kullanıldığı özel konserler düzenlemeye başladık. Bir sonraki aşamada bu salonu konservatuvar öğrencilerine açtık. Bir sonraki aşamada Müziksev bünyesinde bulunan çalgı yapım atölyesinde kıl kopuz, ıklığ, iğil gibi artık pek de kullanılmayan geleneksel Türk çalgılarını tekrar yapmaya başladık. Ve özel konserler düzenleyerek unutulmaya yüz tutan bu çalgıları ve seslerini yeniden gündeme getirdik. Müziksev’de çalgı süsleme ve bu süslemelerin yapıldığı malzemelerin geleneksel kullanım şekilleri ile ilgili atölye çalışmaları yapıyoruz. Ayrıca çocuklara yönelik çalgılarımızın tanıtımına yönelik sürekli eğitim çalışmalarımız, onlar için küçük atölyelerimiz oluyor. Bu arada ses arşivimizin ve nota kütüphanemizin çalışmaları da devam ediyor.”

“Hala İzmir’de sanat için yapacak bir şeyler olduğunu düşünürsek bu konuda neler diyeceksiniz?”

“İzmir sanat açısından önemi yadsınamayacak bir kent. Yerleşik sanat kurumları, festivalleri, trienali, sanat galerileri, özel tiyatroları ile öne çıkmayı başarıyor. Ama her zaman daha iyiyi, daha güzeli hedeflemek gerekir. 32 yıl önce ilk Uluslararası İzmir Festivali’ni düzenlediğimizde çok önemli bir adım attığımızın bilincindeydik. Bu gün bu çabamızın meyvelerini görüyoruz. Sanatın her alanındaki gelişmeleri izlemek, katkıda bulunmak, hep daha iyisine ulaşmak için çalışmayı sürdürüyoruz.”


KİMDİR?

Sanata adanmış bir ömür

Filiz Eczacıbaşı Sarper İzmir’de doğdu. İzmir Amerikan Koleji’ni bitirdikten sonra, koreoloji eğitimi almak üzere İngiltere’ye gitti. 1975 yılında Londra Collage of Choreology Yüksek Bölümü’nü bitiren Sarper, yurda döndükten sonra İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nde sahnelenen Sait Sökmen’in “Kurban” adlı balesini Benesh Dans Notasyonuna geçirerek Londra’daki Uluslararası Koreoloji Kütüphanesi’ne kaydettirdi. Eser, koreoloji kütüphanesindeki ilk Türk eseri olup, Sarper’e “A.I.Chor” unvanı kazandırdı. 1977 yılından başlayarak üç kez Dünya Koreolojistler Toplantısında ülkemizi temsil etti. Çalışmalarını 1980 yılına kadar İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nde sürdürdü. “Valpurgis Gecesi”, “Mezuniyet Balosu”, “Oluşum”, “Harika Mandrarin”, “Anılar”, “Kavak Yeli”, “Balanchine Armağan” adlı yapıtları yazdı. “Patenciler” ve “Giselle” balelerini Benesh Dans Notasyonundan sahneye uyguladı. 1985 yılında kurulan İzmir Kültür Sanat ve Eğitim Vakfı’na Nejat F. Eczacıbaşı’nın vefatı üzerine Yönetim Kurulu Başkanı seçildi, halen bu görevini sürdürmektedir. Filiz Eczacıbaşı Sarper, Avrupa’nın 65 yıllık Festivaller Birliği’nin ilk Türk yönetim kurulu üyesi. Evli ve iki çocuk sahibi.

drerkansevinc@gmail.com