İzmir’in “sembolleri mi”? Yok artık!
Köşe Yazarı - Hasan TAHSİN
Çarşamba, 24 Nisan 2013 08:59

Alayına meydan okuyorum, lafım canım yurttaşlarıma değil, lafım kendinin geçici olduğuna inanmadan, ölmeyecekmiş, emekli olmayacakmış, seçilmeyecekmiş gibi yurttaştan üstün olduğuna inanarak yaşayanlara.

Dedim ya, ayrım yok, ayrımcılığa karşıyım alayına meydan okuyorum.

Yetti be!

Üç gündü yazım. Beşe çıkardı elinde hesap makinesiyle Can Efendi…

O hesap makinesinin tuşlarına basarak sorun mu çözüyor, stres mi atıyor belli değil ama kabul ettim…

Hatırlarsınız mutlaka size de sordum…

Sağ olun teşvik ettiniz beni…

Daha kısa ve belki bir gün uzun yazacağım bundan böyle.

Kızacaklara dondurma, kızmayanlara da gönüllerinden geçeni diliyorum en kalbi hislerimle yani.

Bir reklam dönüyor Bizans kanallarında… “İzmir’in sembolü” diye iki beton kardeş için.

Nemelazım güzel yapı olacaklar, itirazım yok. Lakin haddini aşma be muhterem 8000 bin yıllık İzmir’in “sembolü” olacak iki “beton kardeş mi” yani?

Normal ama…

İki beton kardeşin “şakşakçısından” geçilmiyor canım şehrimde…

Peki “kent sembolü” ne demektir?

Öyle bir yapı olmalı ki, ona bakınca hem geçen 8000 yılı hem de mahşere dek geçecek süreyi hissetmek gerek.

Peki bu iki beton kardeş ne iş?

Kapitalizmin vahşi egemenliği olabilir mi?

Kural tanımaz, halden anlamaz, kibir ve mağruriyet olabilir mi?

O binaları yapan için bile kötülük istemem ama kibir kötü bir şey be!

Hani ne derler? “Güzelim deme bir sivilce, zenginim deme bir kıvılcım yeter!”

Ben mi uydurdum bu lafı? Kim dediyse, ne zaman dediyse illa ki olmuştur bir şey.

Ne bileyim belki de yaptırmıştır bir köşk… Çalımından, kibirinden geçilmiyordur belki de… “Şöyle yaptım, ben yaptım, şu kadar paraya yaptım, benden güzeli yok” falan diyordur belki de…

Bir gün belki de arşa erişmiştir kelamları…

Allah bu arkadaşım!

Bir kış günü, bir yağmur ki sorma…

Şimşekler, gök gürültüsü ki sanki dünyanın sonu…

“Çaaat” bir yıldırım o “kibir köşkünün” üzerine…

Yazık ki köşk artık yok!

Ne kibir ne üstünlük taslama…

Demek ki mağrur olmayacaksın, çevrendeki “kokoşların” laflarına değil, çulsuz çaputsuz fakirin duasına meyledeceksin…

Ya hu ne yazdım ben?

Hissettirmişimdir “beş gün” amacımı.

Yarın da şu “seçilmiş” kentlilere bir iki laf edelim bakalım!

 

Bu İçerik 2367 Defa Okunmuştur