İZTO’da kıyamet kopuyor! İZTO’da kıyamet kopuyor!
“Yenilmez” denilen Sayın Ekrem Demirtaş, bu kez gidici gibi. İZTO’da bugün adeta kıyamet kopacak. Ekrem Bey bu kez dişli rakibe çattı. Sekiz yıl önce... İZTO’da kıyamet kopuyor!

“Yenilmez” denilen Sayın Ekrem Demirtaş, bu kez gidici gibi. İZTO’da bugün adeta kıyamet kopacak. Ekrem Bey bu kez dişli rakibe çattı. Sekiz yıl önce siyasetçi-işadamı CHP’li Alaattin Yüksel karşısına çıkmış ve yenilmişti. Dört yıl önce de Sayın Necip Nasır-Salih Özçiftçi ikilisi Demirtaş’ı devirmek için uğraştı. Şimdilerde artık var olmayan Ege Tv’de son gece, ekrana çıkmış ve güçbirliği yapmışlardı. Yine olmadı. Demirtaş ezdi geçti. Ama bu kez kaz’ın ayağı öyle değil.

Çünkü karşısında çok güçlü bir aday var. Mahmut Özgener, İzmir ile önemli bağları olan, sağlam bir işadamı. Mütevazi hayatı ve akıllı yöneticiliği ön planda. Gerektiğinde de elini İzmir ve Türkiye için taşın altına koymaktan çekinmeyen bir isim. Babası rahmetli Esin Özgener’in rahle-i tedrisatından geçtiği için saygı ve sevgi görüyor. “Asfalt Osman” lakabı ile maruf Osman Kibar’ın da torunu. Gençken Altay Spor Kulübü’nde yöneticilik, daha sonra da başkanlık yaptı.

Türkiye Futbol Federasyonu Başkanlığı, başlı başına bir başarı hikayesi. Bazıları beğenmez ama ben Sayın Özgener’i bu görevde başarılı buluyorum. İki kez deneyip başaramadığımız EXPO’da başkanlık yaptı. Bu tabi onun başarısızlığı değil. Zaten Vali Cahit Kıraç’la anlaşamadığı için de ayrılmıştı. Sonrasında kendi işinin başına geçti. Ege İhracatçılar Birliği’nde Tütün İhracatçılarının başkanı oldu. Tütün işletmecisi bir ailenin ferdi olarak, bu mevkide de başarılı olduğuna inanıyorum.

Mahmut Özgener’i şimdi zor bir görev bekliyor. Asırlık İzmir Ticaret Odası’nı layıkıyla yönetmek gibi. Çünkü çeyrek asırdır o koltuğa kurulan ve girişimini yaptığı tüm projelerde “çırak” çıkan Ekrem Demirtaş, bir “kruvaziyerdir” tutturdu, gerisi hep teferruat olarak kaldı. Dünyada her şeyin güllük gülistanlık olduğu dönemde kruvaziyeri herkes getirir, getir şimdi de gücünü görelim.

Bir de Demirtaş’ın halk tabiri ile “kendi ayağına sıktığı” durumlar var ki, kendisine en yakın isimleri bir bir saf dışı etmesi sonunu hazırlayabilir. Necmi Çalışkan, rahmetli Vasfi Çakıroğlu, Fatih Dalan, Akın Kazançoğlu ve son olarak Jak Eskinazi bu isimlerden bazıları. Ekrem Bey İZTO’yu tam bir adam yeme mekanizması olarak kullandı.

Sadece İZTO’yu mu? Elbette hayır. İzmir Ekonomi Üniversitesi Mütevelli Heyeti vasıtasıyla, “para basan” bir eğitim kurumu haline getirdi. Mütevellide istemediğini tuttu, istemediğini attı. Çeşme’de Ayasandra Koyu’nda inşa ettiği villalar, İTO Kent Urla ile yaptıkları, ELDA’yı, İZ-AİR’i kötü noktalaması, daha niceleri. Ege TV’de 7 yıl haber müdürlüğü yaptığım dönemde, basın özgürlüğüne darbe vurur gibi, İzmir Ticaret Odası’nın kürsüsünde, konuşma yaparken mikrofonumuzu alıp atması, hafızalardan silinecek görüntüler değil.

Şimdi tüm bu yaşananların sonuna mı geliyoruz? Rakibi Mahmut Özgener’in komitelerin çoğunda kazanması Demirtaş’ı çok endişelendirmiş görünüyor. Ondan ardı ardına “daha ölmedim” dercesine, açıklamalar yapıyor. Kısacası İZTO’da kıyamet kopuyor. Eğer Demirtaş’ın tabirimi mazur görsün, “tilkice planları”  yoksa, bir devir kapanacak. Ama bazıları yine de temkinli davranıyor. “Vardır Ekrem Bey’in bir planı” diyorlar. Haklı da çıkabilirler.

Anlatacakları bir şeyler yok mu?

İzmir’in belediye başkanları, 2014’ten bu yana 4 yıllarını 31 Mart’ta tamamladılar. Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Aziz Kocaoğlu ve Konak Belediye Başkanı Sema Pekdaş dışında 4 yılın hesabını veren olmadı. Sayın Kocaoğlu ile Sayın Pekdaş’ı kamuoyunu bilgilendirdiklerı için kutluyorum. Benim merak ettiğim, AK Partili, CHP’li ve MHP’li başkanlar neden böyle bir buluşmaya imza atmadılar. Aklıma gelen ilk şey, “Demek ki, çalışmamışlar, anlatacakları bir şeyleri yok” oluyor. Belediye başkanları, halka karşı sorumludur. Hesap vermek zorundadır. Hem hesap vermek bir erdemdir.  Bir belediye başkanı bunu yapmıyor ve kaçınıyorsa, bu işi kavrayamamış demektir.


SAVAŞ TAMTAMLARI ÇALIYOR

ABDİ Suriye’de kontrolü elinden kaçırınca, hemen Esad’ın kendi halkına yönelik gerçekleştidiği kimyasal saldırıyı bahane ederek savaş tamtamlarını çalmaya başladı. Uçak gemileri ile savaş gemilerini Doğu Akdeniz’e gönderdi. ABD Başkanı Donald Trump ise twit atarak dünya ile dalga geçiyor.

Kuzeyde terörist YPG’ya TIR’lar dolusu silah gönderdiği halde, Türkiye’nin Fırat Kalkanı ve Zeytindalı Operasyonu karşısında eli kolu bağlı olan ABD, sıkıştığı köşde “ben de varım” demeye getiriyor. Gene ne dolaplar döndürdüğünü anlamak mümkün değil. Bu manzarayı iyi tahlil etmek gerek.

Savaş, elbette kimsenin tasvip etmediği bir olgudur. Suriye’den 3 milyonun üzerinde insanın ülkelerini terk edip Türkiye’ye sığınması çok acı. Bu insanların neler çektiğini görüyor yaşıyoruz. Mehmet Akif dizelerinde “Canımı, cananımı alsın da Hüda, etmesin beni vatanımdan cüda” derken, vatanın ne kadar önemli olduğunu vurguluyor.

Ortadoğu muhtemelen bu acıları bir müddet daha yaşayacak. Kolay kolay da durulmayacak. Süper güçlerin “satranç tahtası” haline gelen güneyimizdeki topraklar için umudumuzu korurken, endişe etmemek de mümkün değil. Suriye’de iki bölgede ve Irak’ta Mehmetçiğimiz insanlık namına bulunuyor. Dilerim, bizi bu işlere bulaştırmazlar.