Kadın dünyadır. Dünya  bunu ne zaman anlayacak? Kadın dünyadır. Dünya  bunu ne zaman anlayacak?
Kadir Has Üniversitesi’nin ‘Kadın” temalı araştırmasının sonuçları, kadın hakları konusunda umut verici gelişmelerin yanında, yolun daha başında olduğumuzu da ortaya koydu 8 Mart Dünya... Kadın dünyadır. Dünya  bunu ne zaman anlayacak?

Kadir Has Üniversitesi’nin ‘Kadın” temalı araştırmasının sonuçları, kadın hakları konusunda umut verici gelişmelerin yanında, yolun daha başında olduğumuzu da ortaya koydu

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlandı geçtiğimiz hafta. Aslında ortada kutlanacak pek de bir şey yoktu. Kadın markaları bile bu günü bir indirim çılgınlığına çevirip anlamaktan uzak olduktan sonra…

Bu arada kadınların sorunlarına, istihdam içindeki yerlerine dair araştırmalar da art arda yayınlandı ve durumun hiç de iç açıcı olmadığının altını çizdi. Yani yolun daha başındayız dostlar…

Bu arada da Kadir Has Üniversitesi’nin her yıl gerçekleştirdiği ‘Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Algısı Araştırması’nın 2018 sonuçları açıklandı. Araştırmaya göre 2018 yılında kadının en büyük sorunu: Şiddet. İkinci sırada ‘işsizlik’ üçüncü sırada ise ‘eğitimsizlik’ geliyor. Kadının toplumda yaşadığı en büyük dördüncü sorun ise ‘sokakta baskı ve taciz.’.

Türkiye’de kadınlık ve erkekliğe atfedilen özelliklerin ülkedeki aile, çalışma ve siyaset dünyasındaki yansımalarını değerlendiren araştırma birçok çarpıcı veriyi ortaya koyuyor.

SONUÇLAR İÇ AÇICI DEĞİL

Kadir Has Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Merkezi’nin bu yıl dördüncüsünü gerçekleştirdiği “Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Algısı Araştırması”nın 2018 yılı sonuçları, 6 Mart 2018 Salı günü Kadir Has Üniversitesi Cibali Kampüsü’nde, Kadir Has Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Aydın, Kadir Has Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Merkezi Müdürü Doç. Dr. Mary Lou O’Neil ve Kadir Has Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Aslı Çarkoğlu’nun sunumlarıyla gerçekleşen bir basın toplantısıyla paylaşıldı.

“Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Algısı Araştırması”, Şubat ayında 23 ilde, kadın ve erkek 1205 kişi ile gerçekleştirildi.

Türkiye genelinde kadınların en büyük sorunu yüzde 61 ile “şiddet” oldu. Araştırma yapıldığından bu yana en önemli sorun olarak belirtilen şiddet, giderek daha fazla bireyin sorunlar listesinde 1 numaraya oturuyor.

Oran 2016’da yüzde 53 iken, 2017’de ise yüzde 55 idi. Bu yıl yüzde 61’lik bir kesim tarafından “Kadının 1 numaralı sorunu” olarak dillendirildi. Toplum, özellikle kadınlar, kadına yönelik şiddetle mücadele politikaları üretilmesini talep ediyor.

ŞİDDET BOŞANMA NEDENİ 

Araştırmada ortaya çıkan bir başka çarpıcı sonuç da boşanma ve şiddet ilişkisi konusunda oldu. Katılımcıların yüzde 72’si aile içi şiddetin boşanmak için yeterli bir sebep olduğu konusunda fikir birliğine ulaştı.

“Erkek, ailenin dirlik düzeni için zaman zaman şiddete başvurabilir” seçeneğine olumlu yaklaşan katılımcıların oranında ise düzenli bir düşüş söz konusu. Oran 2016 yılında yüzde 14; geçen yıl ise yüzde 11 idi. Bu yıl bu ifadeye olumlu bakanların oranı yüzde 5’e düştü.

Kadınlar kadın lider istiyor, kadın sorunlarına yaklaşım oy verme eğilimlerini etkiliyor ama böyle bir lider var mı sizce? Ben henüz göremiyorum bu lideri.

ORAN YÜKSELİYOR

Ankette geçen yıl ilk kez sorulan “Bir kadın sizin görüşlerinizi savunan bir partinin lideri olsa, o partiye oy verir misiniz?” sorusuna kadın katılımcıların yüzde 81’i “Evet” demiş; erkek katılımcılarda aynı oran yüzde 73 olmuştu. Bu yıl rakamlarda artış var. Aynı soruya bu yıl kadınlar yüzde 85, erkekler yüzde 74 oranında “Evet” dedi.

“Diyelim ki bir seçim sezonunda çok benzer özelliklere sahip bir erkek ve bir kadın cumhurbaşkanı adayı var, hangisini tercih ederdiniz?” sorusuna geçen yıl kadın katılımcıların yüzde 63’ü, bu yıl ise yüzde 70’i “Kadın adayı tercih ederdim” dedi. Erkek katılımcıların yüzde 30’u da kadın adayı tercih edeceği yönünde cevap verdi. Geçen yıl bu oran yüzde 36 olarak kayıtlara geçmişti.

OY VERME EĞİLİMLERİ

Yerel veya genel seçimlerde oy verilecek partinin diğerlerine göre daha fazla kadın aday göstermesi ve kadına yönelik şiddetle mücadele edeceğini vadetmesi oy verme eğilimlerini etkiliyor.

Bir partinin seçimlerde daha fazla kadın aday göstermesi geçen yıl yüzde 30, bu yıl ise yüzde 36’lık bir kesimin desteğini alıyor. Partinin kadına yönelik şiddete karşı çalışacağını söylemesi kadınlar için büyük önem taşıyor. Kadın seçmenin yüzde 58’i bu vaadin oy verirken etkili olacağını belirtiyor. Oranda geçen yıla göre yüzde 10’luk artış var.

Kadının çalışma hayatındaki varlığının da sorgulandığı araştırmada ortaya çıkan sonuç, yüzde 28’lik bir kesimin şu anda aktif olarak çalıştığını gösterdi. Katılımcıların yüzde 35’i geçmişte çalıştığını, yüzde 46’sı ise hayatında hiç çalışmadığını ifade etti. Oranın yüksekliğine bakar mısınız? “Kadınların iş hayatına katılımı ülkenin refahı açısından gereklidir” ifadesine katılma oranı kadınlarda yüzde 84; erkeklerde ise yüzde 73 olarak gerçekleşti.

EN ÖNEMLİ SORUN

2014-2016 yılları arasında Türkiye’de kadın istihdamının ve işsizliğinin nasıl bir eğilim gösterdiğini değerlendiren Kadın Emeği ve İstihdamı Girişimi (KEİG), son üç yılda kadınların işsizlik oranındaki artışın dikkat çekici olduğunu belirtiyor. KEİG araştırmasına göre, lise ve mesleki-teknik lise mezunlarında zaten yüksek olan işsizlik oranları bu dönemde daha da artış gösterdi. Öte yandan kadınlar her ne kadar eğitim düzeyleri yükseldikçe işgücü piyasasına daha fazla katılıyorsa da piyasaların cinsiyetçi yapısına bağlı olarak çalışabilecekleri sektör ve meslekler sınırlı olduğundan işsizlikle karşılaşma ihtimalleri erkeklere kıyasla daha yüksek.

Şirketlerde üst düzey ve orta kademe yönetici pozisyonundaki kadın oranı 2016 yılı TÜİK verilerine göre yüzde 16,7. KEİG üyeleri Gülnur Elçik ve İdil Soyseçkin’e göre de Türkiye’de kadın istihdamı ile ilgili en önemli sorun, nitelikli istihdam.

İki üye “Esnek çalışma neredeyse bir kadın çalışma biçimi halini alırken, asgari ücretle çalışanların çoğu kadın. Kadınların yoğunluklu olarak yer aldığı meslek kurslarına bakıldığında, hasta yaşlı bakımı, sekreterlik gibi alanlarda yoğunlaşma görülüyor” diyorlar. Devletin “Toplum Yararına Çalışma” ve “İşbaşı Eğitim Programı” gibi sunduğu programlar ile kadınların kısa süreli ve güvencesiz işlerde çalıştırıldığını ifade ederek, “Yani uzun planlı bir istihdam yaratmak yerine günü kurtarmaya dönük politikalar geliştiriliyor” diye konuşuyorlar. Elçik ve Soyseçkin, kadınların işgücüne katılmalarını engelleyen ya da işgücünden çekilmelerindeki en önemli nedenlerin başında, haneye ait sorumluluklar ile çocuk bakımının geldiğini de ifade ediyorlar. “Anneliğin yüceltilmesi ve kadınların aileye hapsedilmesi kadınların işgücüne katılmasını, iş bulabilmesini ve işlerin niteliği ile süresini belirliyor” diyorlar.

 UTANDIRAN TABLO

Türkiye, Dünya Ekonomik Forumu Toplumsal Cinsiyet Uçurumu Endeksi 2016 yılı verilerine göre 144 ülke arasında 130’uncu sırada yer alıyor. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Türkiye Ofisi’ne göre kadınlar düşük nitelikli, düşük ücretli ve kayıt dışı işlerde çalışıyor. Kadın istihdamının yoğunlaştığı alanlar ise daha çok tekstil, tarım ve hizmet sektörü olarak karşımıza çıkıyor. Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER) Başkanı Sanem Oktar, kadınların iş hayatında karşılaştığı sorunların, erkek egemen kültürün hâkimiyetinden kaynaklandığını dile getiriyor.

Oktar, kadının asli ve tek sorumluluğunun ev işleri ve çocuk bakımı olduğu gibi yerleşmiş düşünce biçimlerinin değişmesi gerektiğini belirterek “Yürürlüğe girmesini beklediğimiz kreş teşviği yasa taslağıyla kadının hem çocuğuna bakıp hem de iş yaşamında kalmaya devam etmesi destekleneceği için umutluyuz” diyor.

Uzun süreli ücretli annelik izinlerin, kadınların işe dönüşlerini zorlaştıracak ve işveren için kadın istihdamı​nı çok daha yüksek maliyetli kılacak düzenlemeler olduğunu tecrübe ettiklerini ifade eden Oktar, “İşvereni cezalandırıcı bu gibi uygulamalardansa, iş yerlerinde kreşlerin ve süt odalarının bulunmasına önem veren, kadın istihdamını destekleyecek uygulamalara önem verilmesi gerekiyor” diye konuşuyor.

Sözün özü: Daha yolumuz uzun

Araştırmanın verdiği sonuçlardan biri de eşitlikçi toplumsal cinsiyet algısının güçlenmesi. Kadın ve erkeklerin kamusal ve özel hayatta eşit hak ve duruşlara sahip olmaları konusundaki tutumlar genelinin ölçüldüğü araştırmada; hem kadın hem erkekler arasında eşitlikçi toplumsal cinsiyet algısının güçlendiği gözleniyor. Ancak bu artışın genelde kadının kamusal alandaki hakları ve duruşu ile sınırlı kalıp, özel hayata yansımaların daha geride kaldığı görülüyor. Bir çeşit “muhafazakar feminizm” yükselişinden bahsetmek mümkün. Örneğin kürtaj, ev ve çocuk bakımında eşit sorumluluk paylaşımı, evlilik dışı çocuk sahibi olmak veya birlikte yaşamak gibi konularda tutumların olumsuzlaştığı görülürken, özellikle çalışma hayatına kadınların katılımı ve ekonomik özgürlükleri konusunda eşitlikçi tutumların arttığı gözlemleniyor.

Kısacası dostlar, özgürlük yolunda daha ilk adımdayız…