“Yüzlercesi dayanılmaz acılar çeker ama yine de korkunç uykusundan uyanmaz bir türlü! Hamlet’te ‘Olmak ya da olmamak’ diyorum ya; Shakespeare çok haklı; olmak,...

 

“Yüzlercesi dayanılmaz acılar çeker ama yine de korkunç uykusundan uyanmaz bir türlü! Hamlet’te ‘Olmak ya da olmamak’ diyorum ya; Shakespeare çok haklı; olmak, varolabilmek için mücadele etmektir! Bunu yapmayan ‘olmamayı‘ seçmiştir. Derin uykunuzdan uyanın ve ruhunuzun tüm gücünü daha ileri gitmek için toplayın, her zaman daha yükseğe!“

Tiyatro tarihinde, gelmiş geçmiş en ünlü Shakespeare yorumcularından biri kabul edilen Helena Modjeska; 12 Ekim 1840’ta, Polonya’nın Krakov kentinde, müzik öğretmeni Jozefa Bendowa’nın (Benda) gayrimeşru çocuğu olarak dünyaya gelir. Bendowa’nın yakın arkadaşı ve meslektaşı Michale Opid, bebeğin babalığını üstlense de; gerçekte, Dük Eustachy Sanguszko’nun kızı olduğu yönündeki söylentiler yoğundur. Birçok kaynakta Modjeska’nın gerçek adının ‘Helena Opid’ olarak bildirilmesinin temelinde bu durum yatar.

Yatılı kız okullarında başlayan hayatı, rahibelerin yönettiği bir manastır okulunda sürerken; Gustav Zinnmayer Modrzejewska’nın başında olduğu, küçük, iddiasız bir gezgin taşra tiyatrosuna katılmasıyla, hem hayata bakışı hem de yaşam amacı bambaşka bir şekil alır Helena’nın.

Gustav’la evlenmemiş olmasına rağmen, ondan, Ralf ve Marylka adlı iki çocuğu olan Modjeska, Gustav’ın kök adını, sahne adı olarak kullanmaya başlar: Helena Modrzejewska!

1861 Eylülü’nde, Bochnia’da amatör bir performansla Hortensia (Beyaz Kamelya) sahnesinde görünür ilkin. Ardından, Nowy Sacz, Przemysl, Rzeszow ve Brzezany kentlerinde de sahneye çıkar Modjeska. Sıradan, herhangi bir amatördür o günlerde…

Oyunculuk tarihinin başlangıcı sayılan ilk gösterisine, 1862 yılında, Lwow kentinde çıkar oyuncu: Juliusz Slowacki’nin (1809-1849) ‘Balladyna’ adlı oyunundaki ‘Balladyna’ rolüyle…

Küçük bir kulübede yaşayan yoksul bir dul kadının, dünya güzeli iki kızı vardır: Alina ve Balladyna… Alina, nazik ve sevecen, Balladyna ise bencil, servet ve güç düşkünü bir kızdır… Goplo Gölü’nün hanımefendisi Goplana, oğlu Prens Kirkor’u dul kadının yoksul kulübesine gönderir. Prens, kızlardan biriyle evlenecektir. Dul kadın, kapılarına kadar gelen bu fırsat için kızları arasında bir yarışma düzenleyerek adaletli olmaya çalışır. Her iki kız da ormandan ahududu toplayacak, ilk dolu kavanozu getiren kız, Prens Kirkor’un karısı olacaktır. Balladyna, kazanamayacağını düşünerek kız kardeşini öldürür. Şatafatlı bir düğün gerçekleşir ve Balladyna, Kirkor’un karısı ve bölgenin yeni hanımefendisi olur. Annesini yanına alır ama onun köylü olmasından utanıp insanlardan gizlemeye çalışır.

Güç tutkunu Balladyna, zaman içinde kocası Kirkor’dan kurtulup, bölgesini tek başına yönetmeyi planlar. Emrindeki şövalyelerden biri olan Von Kostryn’i seçer ve Kirkor’u öldürmesine yardım etmesi için ikna eder onu. Sonra, kocasını öldüren şövalyenin yemeğine de zehir koyarak ondan da kurtulur.

Sonunda, Balladyna tahta oturup kraliçe olur. Ancak tam bu sırada gökyüzünden bir yıldırım düşer ve Balladyna, Tanrı’nın gazabına uğrayarak ölür.

‘Balladyna’, dünyadaki iyilik ve kötülüğün işleyişiyle ilgili bir tragedyadır. Güçlü ve kadim bir tarihe sahip Polonya tiyatrosunun klasiklerinden biri kabul edilir.

Lwow Tiyatrosu’nda oynadığı rolle dikkat çeken Modjeska, 1863’te, daha büyük bir atılım yapmak için Lwow’dan ayrılır. Şimdi gözü daha büyük rollerdedir. 1771-1820 yılları arasında yaşamış Polonyalı yazar Alojzy Felinski’nin, en usta oyunu sayılan ‘Barbara Radziwillowna’ adlı tragedyasındaki ‘Radziwillowna’ rolünde… 1820’de yazılan bu oyun, Polonya klasik tragedyasına örnek gösterilen bir oyundur. Barbara ve Zygmunt August’un büyük aşkı, aile ve Polonya geleneklerine aykırıdır ve bu aşk vuslatla sona ermez. Ana konu; karşı konulamayan bir aşk duygusuyla, ülkeye karşı yapılması beklenen görev duygusu arasında trajik bir seçim yapmak zorunda kalan bir kadının öyküsüdür.

Aynı yıl, kariyerini başlatan Juliusz Slowacki’nin ‘Mazepa’ adlı oyununda ‘Amelia’ rolünde görürüz Modjeska’yı. Slowacki’nin 1839’da yazdığı bu tragedyada da; Voivode’un karısı güzel Amelia’nın üvey oğluyla yaşadığı trajik aşk sahneye çıkarılır. Kendi ulusal tiyatrosunun en büyükleriyle sahne tutan genç Modjeska, büyük bir cesaretle Avrupa tiyatrosunun en iyilerinde de oynamak arzusundadır. Romantizmin kışkırdığı günlerde, Friedrich Schiller’in, ‘Akıl ve Aşk’ ve ‘Mary Stuart’ adlı oyunlarında seyirci önüne çıkar. Akıl ve Aşk’ın ‘Louisa’sı seyirciden tam not alır.

1865 yılında çocuğu Marylka’nın ölümüne kadar birlikte kaldığı âşığından ayrılarak Krakov’a gider. Çünkü Krakov Tiyatrosu’nun sanatsal lideri Stanislav Kozmiyan, tiyatroyu Polonya ve yabancı klasikleri ve aynı zamanda iddialı çağdaş oyunları kucaklayan bir repertuvarla özel bir yere dönüştürmüştür. Modjeska ilk olarak, aynı zamanda heykel sanatçısı da olan anıtsal yazar, Waclav Szymanowski’nin (1821-1886) ‘Salomon’unda ‘Sara’ olarak Krakov Tiyatrosunda yer alır.

“Modrzejewska, göz kamaştıran güzelliğinin altında kalmayan yeteneğine, cesaretine, sahneye özen göstermesine yorulmaz çalışkanlığını da ekleyince, zamanının en iyi tiyatro yıldızı olabileceğini o günlerden hissettiriyordu.” ( Dziennik Literacki, Modrzejewska’nın Hayatı, Varşova 1975)

Çalışkanlığıyla tarihe geçen Modjeska, hız kesmeden sahneye çıkar: 1865 yılında, Mikolaj Boloz Antoniewicz’in aynı isimli oyununda ‘Anna Oswiecimowna’yı canlandırır. Bir yıl sonra da, Avrupa tiyatrosunun efsane oyunlarından, Shiller’in ‘Haydutlar’ında ‘Amalia’ olarak izler seyirci Modejeska’yı… 5 perdelik Haydutlar oyununda Schiller bir kardeş kavgasını işler özünde. Karl, özgürlük ateşiyle yanan, yiğitlik ve şeref peşinde koşan, güçlü bir kahramandır. Hem bozuk düzene hem de babası yaşlı Moor’u aldatarak kendisine ihanet eden ve nişanlısı Amalia’yı elinden almaya kalkışan kardeşi Franz’a karşı mücadele etmektedir. Fakat kötülüklere meydan okurken öfkesini yenemediği için bir intikamcıya, bir zalime dönüşmüştür.

1865 yılı Modjeska için çok önemli bir yıldır. Çünkü gelmiş geçmiş tüm zamanların en iyi Shakespeare yorumcusu kabul edilen sanatçı, ilk kez o yılın Ekim ayında bir Shakespeare oyunuyla sahneye çıkar Krakov’da: ‘Venedik Taciri’ oyununda ‘Portia’ rolüyle!

Bir asilzade olan Antonio, Shylock adlı Yahudi bir tefeciden borç para almış, ama borcunu ödeyememiştir. Tefeci ile yaptığı anlaşma içinde korkunç bir madde vardır.  Asilzade borcunu ödeyemezse borcunun yerine vücudundan yarım kilo et vermeyi kabul etmiştir. Yahudi tefeci asilzadeyi mahkemeye vermiş ya parasını ya da asilzadenin vücudundan yarım kilo etini almak ister…

Ülkemizin en seçkin Shakespeare uzmanlarından Prof.Dr. Özdemir Nutku, Venedik Taciri oyunu için; “Shakespeare’in zengin toplumsal çağrışımları olan bu oyununda para ilişkileri karşısında dostluk ve aşkın ayrı kutuplar oluşturduğunu” söyler incelemesinde.

Bir anda tüm Avrupa’da tanınan bir aktris olan Modjeska’nın ünü, Fransa ve Almanya’da da duyulmaya başlar. Hatta o dönemin en parlak oyun yazarı Alexander Dumas Files, ‘Kamelyalı Kadın’ oyunundaki birinci kadın rolü olan Marguerite Gautier’i oynaması için oyuncuyu Paris’e davet eder. Ancak, bu teklif, Rus işgali altında olan Polonya’da, ülkesine hizmet etmek isteyen vatansever oyuncu tarafından reddedilir.

“Ulusal felaketler gerçeğimizken, sınırlanmamış düşüncelerimi körü körüne, masumca ve kendi canlı hayal gücümle sevdim her zaman. İşgal altındaki ülkemin kahramanlık şarkılarının, özgürlük için yazılmış şiirlerinin ya da dini ilahilerinin arasında kaldım.”

Ülkenin en büyük tiyatrosu Varşova Burgtheater’ın Müdürü Sergiusz Muchanow, engellenemez bir hızla yükselen Modjeska’yı Varşova’ya davet eder. Bu davet, dünya tiyatro tarihine geçecek bir oyuncunun yükselişinin başladığı yerdir.

1868 yılının 4 Ekim günü, başkentte, Eugène Scribe ve Legouvé’nin ortak oyunu, ‘Adrianna Lecouvreur’de,  ‘Adrianna Lecouvreur’ rolünde sahneye çıkar Modjseka. Bu onun zaferini ilan ettiği oyundur. Muazzam bir etki bırakan oyuncu, o gösteriden sonra ülkesinin en büyük sahnesinde, kadrolu bir sanatçı olarak düşlerinin peşinden gidebilecektir artık.

Aynı yılın Eylül ayında, büyük hayranı Poznanlı aristokrat Kont Charles Bozenta Chlapowski’le evlenir.

Oyunun her ayrıntısının aynı derecede önemli olduğunu düşünen Modjeska, sahnede kullanacağı tüm kostümlerini kendi tasarlayan bir oyuncu olarak da hatırlanır tiyatro tarihinde. Kütüphane koleksiyonlarında çalışarak tarihsel elbiseleri kopyalarken, seyirci kitlelerini zorlayacak ya da itecek modelleri, çağının gereklerine göre düzenlemeyi de ihmal etmez.  Sesinin zayıflığına karşın, çalışkanlığı ve cesaretiyle büyük saygı kazanır Modjeska. Onun için; “Her zaman güzel!” denmesinde bu ayrıntının etkisi olduğunu düşünüyorum ben. O gerçeği, en yüksek sanatsallıkla karıştırmayı başaran bir oyuncu olarak hafızalarda kalmıştır.

1871’de, ülkesindeki sansür nedeniyle neredeyse 50 yıldır yasaklı olan Shakespeare’in Hamlet oyununda ‘Ophelia’ olarak seyirci önüne çıkar Modjeska. Ardından da ‘Otello’da ‘Desdemona’ olarak… Duvarları yıkmıştır oyuncu. Sansürün kara perdesini yırtmış, sahnenin gücüyle şahlanan heyecanlı kalbiyle başarmıştır bunu. İşgalci sansürcülere karşı bir yandan Shakespeare kavgası verirken, Victor Hugo’nun olaylı oyunu ‘Hernani’ ya da Alman dehası Schiller’in ‘Mary Stuart’ında da oynamayı sürdürmektedir ama. Kanatlarını dünya tiyatrosuna doğru çırpan bu narin kadın, çok geçmeden, duvarın içinde gizli kapaklı yasaklamacılık oynaya oynaya, kendileri de duvara dönüşmüş işbirlikçi yöneticilerin karanlık bakışlarına maruz kalır. O bir kara koyundur artık. Tehlikelidir ve durdurulmalıdır!

Bu kısacık süre içinde, repertuvarında irili ufaklı 284 oyun biriktiren Modjeska, dört yılını Krakov’da geçirdikten sonra, 1876 yılında, sürekli baskı altında olmanın getirdiği sağlık sorunları, sansürün günden güne sıkılaştırılması yüzünden Varşova’dan ayrılma kararı alır.

Temmuz 1867’de Modjeska, Polonyalı izleyicinin önünde son gösterisini yapar ve kocası Charles Chlapowski ve daha sonra ünlü bir köprü mimarı olacak oğlu Ralf’la birlikte Amerika’ya göç eder; Güney Kaliforniya, Anaheim’a! Kendisiyle birlikte bir hayran topluluğu da, baskı altındaki ülkelerinden Amerika’ya giderler sanatçıyla birlikte. Bu topluluğun içinde, daha sonraları Nobel Edebiyat Ödülü alacak biri de vardır: ‘Quo Vadis?’ romanının yazarı Henryk Sienkiewicz! (1846-1916)

Anaheim’da, denedikleri komün çiftlik hayatında başarı elde edemezler. O yıl feci bir kuraklık vardır çünkü. Ertesi yıl, taşındığı San Fransisco’da, yoğun bir İngilizce kursuna katıldıktan sonra, 22 Aralık 1877 günü, ‘Adrianna Lecouvreur’ oyunuyla sahnelere döner Modjeska. Bu kez, serbestçe replik atabileceği California Theatre’ın sahnesindedir. Sonuç tam bir zaferdir. 1877 yılında, Gazeta Polska’nın muhabiri Henryk Sienkiewicz, sanatçının performansını şöyle yazar editörüne: “Herkes çılgınlık içindeydi… Gösteri bittikten sonra kimse sandalyelerinden ayrılamadı. Yerel geleneklerin aksine, aktris on bir kez sahneye çağrıldı… Modjeska, Amerikan sahnelerinde esen bir  fırtınaydı sanki!”

1877 sonbaharında Modjeska, Amerika’nın New York, Philadelphia, Boston ve Washington’un sahnelerinde oynamak üzere büyük turuna başlar. Repertuvarı ağırlıklı olarak Shakespeare’den kuruludur. ‘Romeo ve Juliet’te ‘Juliet’, ‘Hamlet’te ‘Ophelia’, ‘Onikinci Gece’de ‘Viola’, ‘Beğendiğiniz Gibi’de ‘Rosalind’, ‘Macbeth’te ‘Lady Macbeth’, ‘Cymbeline’de ‘Imogen’, ‘Antonyus ve Kleopatra’da ‘Kleopatra’ oynarken; Alexandre Dumas Fils’in, ‘Kamelyalı Kadın’ oyununda ‘Margaret Gauthier’ ya da Octave Feuillet’nin ‘Samson ve Dalila’sındaki ‘Dalila’ rolleriyle Amerika’yı ayağa kaldırır. Victorien Sardou, Stanislaw Wyspianski, Hermann Sudermann ve Gabriele d’Annunzio’nun oyunları da vardır repertuvarında. Modjenska durdurulamaz bir sel gibi akar sahnelere. Amerika vatandaşlığını kazandığı yıl olan 1883’te, Birleşik Devletler’de, Kentucky’de sahneye çıkan ilk İbsen oyunu olan ‘Bir Bebek Evi / Nora’ oyunundaki ‘Nora’da, Helena Modjeska’dır. Karşısındaki oyuncuysa Edwin Booth…(1889-90 sezonu)

Modjeska, Boston ve New York’un büyük tiyatrolarında değil, aynı zamanda kırsal Amerika’daki geçici ve uydurma sahnelerde de oynar. Hem de, haftada ortalama sekiz gösteri yaparak!

Modjeska, 1880’de ana dilinde Shakespeare’i oynamak için İngiltere’ye gider. 1881-1885 yılları arasında, Globe Theatre’da sahneye çıkar. Oradan geçtiği İrlanda’da da gösteriler yapar. Daha çok sayıda izleyiciye ulaşabilmek için bir tren vagonu kiralar. Yolu üstündeki neredeyse her sahnede gösteriler yaparak Amerika’ya döner.

1893 yılında, Chicago’daki Dünya Kadınlar Kongresi’ne davet edilir Helena Modjeska. Bir grup Polonyalı kadının toplantıya katılmasına izin vermeyen Rus delegasyonuna karşı çok sert çıkar. Bu Rus karşıtı tepkinin tek anlamı vardır: Rusya’da ve Rusya’nın etki ettiği diğer ülkelerde –örneğin kendi vatanı Polonya’da- ömür boyu sahneye çıkamamak! Politik görüşleri Rusya’nın kontrolündeki Polonya bölgelerini ziyaret etmelerini engellese de, Helena ve kocası Polonya’yı hiçbir zaman unutmayacak ve olabildiğince sık ziyaret edeceklerdir ülkelerini. Hatta ziyaretle kalmayacak, 1883’te Zakopane’de, yüksek okul okumaları yasak olan Polonyalı kızlar için, halen çalışmakta olan bir okul kurup, Krakov’daki eski şehir tiyatrosunu da onartacaklardır.

Sahneyi sevdiği kadar, büyüleyici ağaçlar altında sakin kalmaya da bayılır büyük oyuncu. Helena ve kocası, Amerikan vatandaşı olduktan sonra, 1888’de Los Angeles’ın güneyinde, Santiago Kanyonu’nda, hep özledikleri bir çiftlik kurarlar. Dağların eteğinde; atlar, sığırlar, kümes hayvanları, zeytin ağaçları ve narenciye bahçeleriyle süslenmiş, yemyeşil bir cennet yaratırlar.

Helena Modjeska, Los Angeles’da, Mart 1909’da son sahnesine çıkar: Leydi Macbeth olarak… Nobel ödüllü yazar/gazeteci Henryk Sienkiewicz’in deyişiyle, kalbi de en az yüzü kadar güzel olan bu “kartal kanatlı güvercin”, o yıllarda Sicilya’da yaşanan deprem mağdurlarına yardım amacıyla çıkmıştır sahneye. Bu performansından birkaç hafta sonra da ölür Helena. 8 Nisan 1909 günü…

(Meraklısına Not; Büyük bir servet kazanmasına karşın, özellikle genç sanatçılara sağladığı destekle de bilinen Modjeska’nın elinden tuttuğu genç yeteneklerin en ünlüsü, Polonyalı besteci Ignacy Paderewski’dir.)

8 Nisan 1909’da, California’nın Newport kentinde bulunan Bay Island’da ölen Modjeska’nın cenaze töreni Los Angeles’ta yapılıp, aynı kente gömülür. Ancak, 1909 yazında, vasiyetine uygun olarak cesedi Krakov’a taşınır ve ulusal gurur gösterisine dönüşen bir cenaze töreninin ardından, Rakowicki Mezarlığı’nda, annesinin mezarının yanında, sonsuz bir uykuya yolcu edilir Modjeska. Sanatçının 69 yaşında ölümünden sonra, Saddleback Dağı’nın kuzey zirvesi, Amerikan Hükümeti tarafından, sanatçıyı onurlandırmak ve unutulmaz kılmak için Modjeska Zirvesi; yaşadığı Santiago Kanyonu’nun adı da Modjeska Kanyonu olarak değiştirilir.