Telefon ve tabletlerle sosyalleşmeye başlayalı çok olmasa da insan üzerindeki etkisi tartışılmaz. Günü başlamadan sosyal medya hesabından ‘Günaydın’ demek, işin olmazsa olmazı haline geldi....

Telefon ve tabletlerle sosyalleşmeye başlayalı çok olmasa da insan üzerindeki etkisi tartışılmaz. Günü başlamadan sosyal medya hesabından ‘Günaydın’ demek, işin olmazsa olmazı haline geldi. Öyle ki, özel hayat ve mahremiyet, kendini akıllı sanan bizler tarafından birilerinin eline verildi. İşte, evde, okulda, banyoda, vs… Aklınıza gelecek her yerde sosyalleşmenin gereğini paylaşımlarımızla yapar olduk. Bu alana yapılan yatırımların dünya genelinde milyarlarca dolarlık seviyeye gelmesinde hepimizin az çok payı mevcut. Kendimizi işin dışında tutup, ‘Ben kullanmıyorum zaten’ diyerek kurtulmaya bakmayalım. Sosyal medya hesabınızın olmaması sizin bu alana yönelik dolaylı yoldan çalışmayacağınız anlamına gelmez. Lakin yaptığınız aramalar dahi belirli mantık örgüsünde işlenip değerlendiriliyor. Sonuçta kendini kilolu sayan bir insanın karşısına spor salonu ya da zayıflama merkezi reklamının çıkması, hiçte tesadüf değil. Olması da mümkün değil çünkü veri dediğiniz şey, işlenmek için alınıyor. Sizin bu dijital dünyada bir ağırlığınız var ve buna göre karşılık alıyorsunuz.

Sanayi 4.0 ve IoT’in konuşulduğu bir dünyada, daha başka bir sosyalleşme olgusunu beklemek de fazla iyimser bir yaklaşım. Dolayısıyla etki ve şiddeti her geçen gün artan bir iletişim ve sosyal paylaşım sürecini yaşamaya devam edeceğiz. İnternet sitesi kurarak zengin olma hayali 2000’lerin gerçeği idi; günümüzde ise bu kavram, sosyal medya fenomeni olmayla yer değiştirdi. İşin gidişatını iyi takip eden girişimciler, bu yönelimi verileri çok iyi analiz ederek fark etti. Yeni mecraları internet sitesiyle paralel hale getirdi ve telefonlara soktu. Hal böyle olunca doğma büyüme fenomen olan bir sürü insan türedi. Bu kişilerin çabalarını kendi içinde tutarlı ve anlamlı bulmak mümkün lakin günümüz dünyası, başarıyı ve tatmin duygusunu dijitala bağlamaya başladı. Bu yüzden insanların derdi internet sitesi kurmanın ötesine geçti.

Tatmin olma veya para kazanma çılgınlığını akıl almaz boyuta ulaştıran insanoğlu, bu zaafını sosyalleşmeye de bağladı. Düşünebiliyor musunuz, hiçbir vasfı ya da özelliği olmayan sıradan insanların onbinlerce takipçisi olduğunu? Tabi ki, bunların hepsi dijital olarak gerçek gözüken ama asla sahip olunmayan gerçekler… Bir insanın sosyal medyada takipçi satın almasını insan psikoloji ve pazarlama stratejilerin derinliği yönünde ciddi ele almak gerek. Çünkü ortaya çıkan sonucun o yapıyı işletenin dışında nasıl bir faydası var ben de merak ediyorum?

Emek ve zaman kavramının değersizleştiği böylesi bir ortamda türlü türlü sosyal medya fenomenlerinin çıkması da normal oldu. Hatta öyle hale geldi ki bu, canlı cansız herkes, bu sürecin bir metası ve öznesi haline dönüştü. Bildiğin, hayatını bu alana bağışladı. Ayrık otu olma kaygısı insanı sosyal medya canavarına dönüştürdü. Çaresizlikten midir yoksa daha fazlasını istemekten mi? Bilemiyorum ancak bu iş bana ciddi ‘öğğhh’ getirdi.

Kızıyla olabildiğince ilgili bir baba olarak, zamanın koşullarını kontrollü şekilde aile bireyleriyle paylaşmaya önem vermişimdir. Bu, küçük dünyaların hayata daha kontrollü hazırlanabilmesi için minik adımlardır. Buna inanırım fakat sosyal medya işini aile hayatına dönüştürüp; kendini sosyal medyada maymun haline getiren baba kılıklı soytarıları gördüğüm zaman doğru yolda olduğumu bir kez daha anlıyorum. Karı-koca ve çocuktan oluşan videoları 1 milyon kişi tarafından izlenen insanların, gerçeğin yerine sahte hayatları oynaması işin sadece ticari kısmı mıdır? Diğerlerini yukarıda açıkladım ama bütün gün elinde kamerayla çocuğunun oyuncaklarını çekmek bir baba için nasıl bir hezeyandır? Bunu, sanal dünyada çocuklarının gözünde gerçek baba olmaya çalışanlara sormak lazım…