Nereden çıktı bu seçim? Nereden çıktı bu seçim?
Ne güzel her şey güllük gülistanlıktı… Hesaplar 2019 yazına doğru yapılıyordu… Yeni yeni partiler kurulurken, eskiler de kendini yenileme çabasındaydı… Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan... Nereden çıktı bu seçim?

Ne güzel her şey güllük gülistanlıktı… Hesaplar 2019 yazına doğru yapılıyordu… Yeni yeni partiler kurulurken, eskiler de kendini yenileme çabasındaydı… Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bile daha 24 saat önce, partisinin gurup toplantısında, “Seçimler zamanında yapılacak” dememiş miydi? O bunları söylerken, MHP lideri Devlet Bahçeli düğmeye çoktan basmıştı bile. 26 Ağustos’u işaret ederken, milletin hoşuna gitmesi için de Malazgirt’ten, Büyük Taarruz’dan bahsetmişti. Doğru ya henüz İdlip ve Afrin operasyonları sıcaklığını korurken, böyle bir irtibat, hislere tercüman olabilirdi.

2019’un üzerine basa basa konuşan Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Bahçeli’nin uzattığı bu pası hemen kaptı. E ne de olsa serde futbolculuk var. Ve Cumhurbaşkanımız bu alanda da başarılı. Ertesi gün 13.30’da Külliye’de bu konuyu Bahçeli ile görüşeceğini açıkladı. Öyle de oldu. Buluşmanın ardından, yaptığı açıklamada ise, seçimin 26 Ağustos değil, 24 Haziran’da yapılmasına karar verdiklerini ifade etti.

Şimdi herkes şaşkın. Belki AK Partililer bile. Yeni partiler için ise, “Katılırdı, katılamazdı” tartışması başladı. Bahçeli’nin dillendirip, Erdoğan’ın kararlaştırdığı erken genel veya tam manasıyla “baskın seçim” çok şeylere gebe. Ben iktidar partisi dahil, önünü görebilen bir parti olduğunu zannetmiyorum. Yapılan “Hazırız” açıklamaları bile “dostlar alışverişte görsün” kabilinden. Hatta daha ileri gidip “bunları alaşağı edeceğiz” diyebilenler bile var.

Ama “kazın ayağı” hiç de öyle değil. Bir kere yeni sisteme göre ki uyum yasaları şu sıralarda çalışılıyor ve bir bir kabul ediliyor. Türk tipi Başkanlık Sistemine gidiyoruz. Binali Bey son başbakan. Cumhurbaşkanı olacak kişi icranın başkanı olacak. Amerika’da Trump neyse bizde de o olacak. Zaten cumhurbaşkanını halkın seçmesi kabul edildiğinde fiilen bu sisteme geçilmişti. Artık partiler yüzde 51 almadan iktidar olamayacak. Yani cumhurbaşkanı olacak kişi, partisini de iktidara taşıyacak.

Bir kere milletvekilliği ve parlamento asli görevine dönüyor. İcraya müdahale edemeyecek gibi görünüyor. Ama fiiliyatta ne olur, bunu 24 Haziran sonrası göreceğiz. Bazıları, milletvekilliğinin bir öneminin kalmadığını iddia etse de, ülkeyi idare edecek kanunları çıkarmaya devam edecek bu yüce kurumun, önemini kaybedeceğine ben inanmıyorum. Hatta, vekiller icrai işlere karışamayacaklarından, meclis ve halkın sorunlarına için daha çok vakit harcayacaklar.

Bu seçimde, medyaya çok büyük görev düşüyor. Halkın doğru, tarafsız haber alma, bilgilenme hakkına halel gelmemeli. Öyle, ne idüğü belirsiz açıklamalar, kim yaparsa yapsın iyi tahlil edilmeli. Yine, ne idüğü belirsiz, adı sanı duyulmamış kişiler, mutlaka ortaya çıkacak, aday adayı olacaktır. Üç kuruşluk menfaat elde etme uğruna, bunlara gazete ve internet portalı sayfalarında çarşaf çarşaf yer verilmemeli, kamera karşısına alınmamalı, önüne mikrofon konulmamalıdır.

Madem böyle bir yola girdik, bence ülkeyi ve kentleri yönetenlerden, siyasetçisine, STK’lardan, duyarlı vatandaşına kadar herkes, önce ülkeyi düşünmeli ve öyle hareket etmelidir. İktidarlar geçici, insanlar fanidir. Bu ülkede kimler gelmiş, kimler gitmiştir. Önemli olan bunlardan ders çıkarabilmektir. 60 kusur gün sonra yapacağımız seçim, dilerim hayırlı sonuçlar doğurur…

Bayraklı’ya aman dikkat!  

Hafta içinde belediye başkanları ile buluşmalarımıza Bayraklı ile devam ettik. Gazetemizin sahibi Genel Yayın Yönetmenimiz Sayın Aylin Suphandağlı, ben ve biri siyaset, biri belediye uzmanı iki muhabirimizle gittiğimiz Bayraklı’da Belediye Başkanı Sayın Hasan Karabağ bizi, körfezi kuşbakışı gören Teras Kafe’de ağırladı. Mükemmel bir sabah oldu. Öncelikle kendisine buradan teşekkür ediyorum.

İkinci döneminin son yılına giren, yani kurulduğundan beri 9 yıldır Bayraklı’yı yöneten sevgili başkanı dinledikçe üzüldüm doğrusu. Bayraklı’nın kentsel dönüşüm gibi, imar gibi, yeni kent alanının sağlıklı biçimde düzenlenmesi gibi devasa problemleri durup dururken, bir “pazaryeri davasıdır” tutturulmuş gidiyor. Başkanın anlattığına ve gazeteniz Ege Telgraf’ta dün noktasına virgülüne dokunmadan yayınladığımız röportajında Karabağ, bir ilçe belediyesi olarak elinden geleni yaptığını samimiyetle söylüyor. İstediği yerlerin zamanında verilmediğinden yakınıyor. O gün o yerler kabul edilse imiş, bugün Özkanlar Pazaryeri sorunu diye bir olay olmayacakmış. Anlattıklarına bakılırsa yerden göğe kadar haklı.

Başkan Karabağ, Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Aziz Kocaoğlu’nun bu konuda yeterli çabayı göstermediğine, belediyesini desteklemediğine inanıyor. “Defans yapılıyor” söylemi ile de işin sürüncemede kalmasına göz yumulduğunu ima ediyor. Başkan’a göre amaç, kendisinin zor durumda bırakılması. Haksız da değil. Geçmişe dönülüp balkıdığında, Karabağ’ın Kocaoğlu ile yıldızının hiçbir zaman barışmadığı görülür. Hata ve ya yanlış kimde onun kararını verecek olan ben değilim.

Benim tavsiye edebileceğim konu, CHP’nin en güçlü olduğu ilçelerden biri olan Bayraklı’da CHP’li bir belediye başkanının yapayalnız bırakılmaması olmalıdır. Bu konuda etkili olabilecek merciler CHP’nin Bayraklı Örgütü ve İl Örgütüdür. Aziz Bey ile olan ve olabilecek sorunlar, bir an önce giderilmeli, iki başkan asgari müştereklerde buluşturulmalıdır. Aksi takdirde bu ayrışmadan ve bu ayrışmanın ortaya çıkaracağı sorunlardan zarar görecek kurum tek kelime ile CHP’dir. Aman dikkat…