‘Size bir şey yoksa, atma’ ‘Size bir şey yoksa, atma’
Okkalı tekme at, sol kroşe geçir, alttan aparkütünü yapıştır, sağlam dirsek at, gözüne parmağını sok rakibinin, merak etme sahadan atılmasın. Kırmızı kart yok’muş, sarı kart... ‘Size bir şey yoksa, atma’

Okkalı tekme at, sol kroşe geçir, alttan aparkütünü yapıştır, sağlam dirsek at, gözüne parmağını sok rakibinin, merak etme sahadan atılmasın.

Kırmızı kart yok’muş, sarı kart yeter’miş.

Sakın atma, aman ha.

MHK’nin hakemlere verdiği talimat bu.

‘Hazırlık maçlarında, size karşı bir şey yoksa, oyuncuyu sahada tutun’ deniyor.

Hakeme dokunmak ise zinhar yasak.

Dokunan yanar.

Bize, yıllarca hazırlık maçı ile lig maçı arasında fark yok diye öğretmişlerdi, şimdi devir değişti.

Hazırlık maçıysa, idare et, kıvır, içine sindir, atma, atama.

Aynı takımın lig maçına çıkarsan, dükkan senin.

Salla gitsin, atmazsan hatrım kalır.

Bu talimatla, bu anlayışla hakemin kafası karışır tabi.

GS maçına çıkmanın mutluluğu, atamanın kasvetiyle Yeşilyurt Sahası’nda dolandı, durdu.

2 penaltı verdi, ikisi de değil.

Bayındırspor’un hocasını yok yere attı.

İzmirspor kulübesi hep ayaktaydı, baktı öylece.

Haddim değil, çok iyi tanısam ben yapacağım.

O hakem kardeşimi biri dut ağacı gibi silkelemeli, kendine gelmeli, yoksa geriye gidecek.

Oysa çok iyi hakem.

Bayındırspr evsahibi, İzmirspor deplasman takımı gibiydi.

İzmirspor takım olarak, bir an önce kural dersi almalı.

Her şeye itiraz, kollar hep havada, sarı kart beklemeler gırla.

Enerjilerini yok yere tüketiyorlar.

Oysa bırak hakemi bilmem kimi.

Oyuna iyi konsantrasyon sağla, kuralları öğren, sıkı antrenman yap, özel hayatına yediğine içtiğine dikkat et ve de çık sahaya topunu oyna, bu kadar basit.

O maçta öyle, bu maçta öyle.

Galatasaray – Tuzlaspor maçında rakibine okkalı tekme atan futbolcuyu atmayan İzmirli hakeme kızmıştım, meğer MHK böyle istiyormuş, vay be.

Böyle saçmalık var mı Allah aşkına.

O hakem kardeşim bu kez SAL’da İzmirspor – Bayındırspor maçındaydı.

Atamama psikolojisiyle maça çıktı, kafası hala o 3 gün önceki maçta, o atmadığı, atamadığı pozisyonda besbelli.

Aslına şu futbol denen oyun da.

Hakemlik de futbolculuk da, o kadar kolay ki.

Aaah işte ah.

Gençler bir anlayabilse, bizim gibiler de yapabilse.

Nasihat, akıl verme değil bu.

Aah bir dinleseler, okusalar, düşünseler ve de uygulasalar…

Zaman öyle bir geçiyor ki.

Hayat öyle güzel, öyle de acımasız ki.

Hakem, bizim hakem, iyi hakem.

Futbolcular bizim futbolcular, iyi futbolcular.

Neden daha iyi olmasınlar, neden boş işlerle uğraşıyorlar.

Üzülüyorum, kahroluyorum.

İyi olmak yetmiyor, eksikleri, hataları kapatmak gerek.

Bu da eleştiriye açık olmakla, dinlemekle, okumakla, düşünmekle olur.

Anlayana, anlamak isteyene…