Sütün en tatlı hali: Dondurma Sütün en tatlı hali: Dondurma
Yaz bitti ama dondurma mevsimi asıl şimdi başlıyor. Yazın sıcakta dondurmayı serinlemek için yersiniz bu mevsimde ise damak tadınız için. Külahta ya da kapta... Sütün en tatlı hali: Dondurma

Yaz bitti ama dondurma mevsimi asıl şimdi başlıyor. Yazın sıcakta dondurmayı serinlemek için yersiniz bu mevsimde ise damak tadınız için. Külahta ya da kapta dondurmayı yazın yediğimizde iki dakikada erir ve tadını alamayız ama bu mevsim dondurma için idealdir

 

 

Dondurmayı kim sevmez? Özellikle çocukların baş tacı dondurmayı sadece yaz aylarında tüketme alışkanlığımız, hatta dondurmanın hasta edeceği korkumuz yüzünden az tüketmemiz ise büyük haksızlıktır. Ben 12 ay dondurma tüketen biri olarak hastalanmadığımı söyleyebilirim ama belki bu herkes için geçerli değildir.

 

Dondurmayı özellikle yaz aylarında tüketiyoruz ama aslında yazın tükettiğimiz dondurmanın tadını gerçekten almıyoruz. Sıcakta eriyip giden dondurmayı biran önce bitirme telaşından damağımızda eriye eriye yeme güzelliğinden mahrum kalıyoruz. O yüzden bu yazıyı 40 derece sıcaklıklarda değil de bu mevsimde yazmaya karar verdim.

Dr. Kemal Kaan Tekinşen, “Sütten gelen bir lezzetin dondurmanın tarihsel öyküsü” adlı araştırmasında dondurmayı özellikleri, tarihçesi, yapımı ve besin değerleri açısından masaya yatırıyor. Tekinşen’e göre; Dondurma çeşitli, özellikle su, yağ, sütün yağsız kuru maddesi, şeker, stabilizatör ve emülgatörü bazen de lezzet ve renk veren, maddeleri içeren karışımın değişik düzenlerde işlenmesiyle elde edilen, kısmen donmuş kısmında hava hücreleri bulunan karmaşık fiziko-kimyasal sisteme sahip, -15 derecenin altında tüketilebilen bir besindir. Dondurmanın, yapımında farklı tekniklerin ve maddelerin kullanılmasından kaynaklanan birçok çeşidi vardır. Süt ürünlerinden yararlanılarak yapılan ondurma Türkiye’deki üretimin hemen hemen tamamını, Dünya üretiminin de yüzde 85’ini oluşturur. Bu özelliğiyle dondurma, zevkle tüketilmesi ve kolay sindirilmesi yanı sıra sağlıklı beslenmede özellikle enerji, protein, kalsiyum, fosfor,vitamin A, D ile riboflavin’nin önemli bir kaynağını oluşturur. Türkiye’de tüketimi, AB ülkelerine ve ABD’ye göre yaklaşık 25 kat daha az, olduğundan dondurmanın üstün besin değerinden yararlanıldığı söylenemez. Bu durum halkın çeşitli sebeplerle, özellikle serin ve soğuk havalarda, tüketim alışkanlığının az olmasına bağlanmaktadır. Bununla beraber son yıllarda Türkiye’de modern dondurma üreten işletmelerin sayılarının artması, kalitede yükselme ve eğitici faaliyetlerin yapılmasına bağlı olarak tüketim alışkanlığının az da olsa arttığı tahmin edilmektedir.

YAPIM TEKNOLOJİSİ

 

Dondurma üretim tekniğinin gelişimine temel teşkil eden ilk ürünün/ürünlerin yapımı hakkında kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Dondurma üretiminin nasıl başladığı da bilinmemektedir. Ancak bazı bilim adamları ilk çağda bir kaptaki meyve suyu veya sütün tesadüfen donmuş olarak bulunmasını bu endüstri kolunun başlangıcı kabul ederler.

Bazı belgelerden, yaklaşık 3000 yıl önce, Çin’de karla meyve sularının karıştırılarak tüketildiği anlaşılmaktadır. Ayrıca, Büyük İskender’in Asya seferi sırasında dondurulmuş bal, meyve suyu ve süt karışımını tükettiğini; Romalıların derin kuyularda sakladıkları kar/buzlarla yazın soğuk içecekler yaptıklarını, hatta Romalı bir General olan Quintus Maximus “Gurgeo”nun ilk dondurma terkibini oluşturmakla şöhrete kavuştuğunu belirten kaynaklara rastlanmıştır.

 

Araştırmalar Asya gezisinden 1292’de, yeni ve çarpıcı fikirlerle Venedik’e dönen Marco Polo’nun, donmuş sütten yapılan tatlıların öncelikle Venedik ve kuzey İtalya’da tanıtılmasını sağladığını ve Avrupa’da yayılmasına da öncülük ettiğini göstermektedir.

Buzlu içeceklerin, özellikle limonatanın, buzlu süt ürünlerinin, farklı pastaların Fransa’da tanınmasında I. François (Fransuva) İtalya’ya ziyareti ve oğlu Orlean Dükü ile evlenen İtalyan Caterina de Medici önemli rol oynar. Caterina de Medici’nin aşcıları buzlu içeceklerin yapımında daha fazla miktarlarda süt ürünleri kullanarak dondurma sanatını geliştirirler. Dondurmayı 1630’da I. Charles’la evlenen Caterina de Medici’nin torunu Henrietta Maria, Gerrard Tissain ve De Mireo isimli aşcılarıyla İngiliz asillerine tanıtır. Aşcı Tissain, dondurma çeşitlerini zenginleştirir. Daha sonra Paris’e dondurma terkibini Cafe Neopolitian’a satar. Fransa’da Sicilyalı Procopio Coltelli, 1660’da Comedie Française Tiyatrosu karşısında ilk kafe-dondurma satış yeri olan meşhur “Cafe Procope”u açar. Burada Fransa Kralı XIV. Louis verdiği davetle Fransız asillerinin dondurmayı tanımasını sağlar ve Procopio’yu ödüllendirir. Kraliyet mensuplarının ve asillerin sofralarını süsleyen dondurma önce zenginlerin mutfaklarında yerini alır ve zamanla da geniş kitlelerin tüketimine sunularak Avrupa’da yayılır.

 

Dondurmanın 19.yy’ın ilk yarısında Avrupa ve Amerika’da beğenisinin artması ve yapımının ev dondurmacılığı şeklinde olması, dondurma üretim tekniğinde özellikle ABD’nde hızlı gelişmelere yol açar. Bu alanda ilk önemli gelişme, 1846’da bir ev kadını olan Amerikalı Nancy Johnson’ın elle çalışan kranklı karıştırma-dondurma makinesini icadıdır.

 

Dondurma, 19’uncu yüzyılın ortalarına kadar ev dondurmacılığı şeklinde imal edilir. İlk dondurma tesisi de bu endüstri kolunun kurucusu sayılan Jacob Fussell tarafından 1851’de Baltimore’da açılmıştır. Bilimsel araştırma ve öğretim faaliyetleri doğrultusunda endüstrinin 1900’den itibaren hızla gelişmeye devam etmesiyle dondurma makinaları ve soğutucuları da gelişerek bu ürünün sanayileşmesine olanak tanımış.

 

TÜRKİYE’DE 100 YIL ÖNCE…

Türkiye’de dondurmanın başlangıcı hakkında kesin bir bilgi olmamakla beraber yaklaşık 100 yıl önce, dondurmanın, kültür ve tekniğinin daha çok hissedildiği İstanbul’da yapıldığı, daha sonra da Anadolu illerine geçtiği sanılmaktadır. Başlangıçta Dondurma belirli kitlelerin ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla tanınmış lokanta ve otellerde imal edilir. Daha sonra da sırasıyla ev, sokak ve dükkan dondurmacılığı şeklinde bir gelişme gösterir. Uzun yıllar, 1970’lere kadar, teknik bilgi ve modern ekipmanlardan yoksun küçük ölçekli işletmelerde alışılagelen usullerde imal edilir. Dondurma üretimini gerçekleştiren ilk modern müessese 1957’de işletmeye açılan Atatürk Orman Çiftliği Pastörize Süt ve Mamülleri Fabrikası’dır. Bunu 1970’de kurulan ve 1974’de de dondurma üretimine başlayan İzmir Süt Mamülleri Sanayii A.Ş. izler. 1980’li yılların başlarından itibaren de sanayii hızlı bir gelişme gösterir.

Türkiye’de dondurma yapımına ilişkin ilk belge 1856 yılına ait Ali Eşref Dede’nin Yemek Risalesi adlı yazma eserdir. Kitapta dondurma yapımı hakkındaki bilgiler Süt Dondurması başlığı altında verilir. Basılı ilk eser ise 1894’de yayımlanan Ayşe Fahriye’nin Ev Kadını adlı kitabıdır. Kitapta kaymaklı ve çeşitli bazı meyveli dondurmaların yapımından bahsedilir.

 

Daha sonraki yıllarda dondurma yapımına ilişkin bilgiler çeşitli yemek kitaplarında yer almıştır. Bu bağlamda, başlıca Hadiye Fahriye’nin 1926 yılında Tatlıcıbaşı, K. Adil’in 1933’de Aşcı ve Aşhane ile Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş.’nin 1939 yılında Türk Kadınının Tatlı Kitabı adlı eserler sayılabilir. Ayrıca 1930’lu yıllarda bazı dergilerde de (örn., Ameli Elektrik, Foto Magazin) çeşitli dondurmaların yapımlarından bahsedilir. Dondurma hakkında ilk ciddi bilimsel inceleme ve araştırmalar 1962’de başlar. Bu araştırmalar Ankara’da üretilen ve tüketilen dondurmaların kalite nitelikleri ile yapım usullerinin tespitleri üzerinde yoğunlaşır. Türkiye’de dondurmayla ilgili oldukça sınırlı kitap vardır. İlk ders kitabı Zühtü Yöney’in 1968’de Dondurma Teknolojisi adıyla yayınlanan eseridir. Bir dikkate değer bilimsel yayında 1987’de TÜBİTAK Veterinerlik ve Hayvancılık Grubu tarafından yayınlanan Dondurma Teknolojisi isimli kitaptır. Ülkede başta üniversiteler olmak üzere çeşitli kurumlarda kısıtlı sayıda da olsa, özellikle farklı yörelerde tüketime sunulan dondurmaların kalitelerini belirlemek ve üretim tekniklerini geliştirmeye yönelik bazı araştırmalar yapıla gelmektedir. Bu verilerin ışığında Türkiye’de son 25 yılda, ileri üretim tekniğinin, soğutma ve derin dondurucu sistemlerdeki gelişmelerin uygulamaya aktarılması, yabancı ortaklı şirketlerin faaliyet göstermesi ve vizyon sahibi üreticilerin yatırım ve çabaları sonucu dondurma endüstrisi hızla gelişerek dış pazarlara yönelmektedir.

 

Bu habere henüz yorum yapılmamış.

İlk yorumu siz yapın.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir