Tanrı kadını yarattı ve kadın doğurdu, üretti, azı çok, derdi yok eyledi. Kadın birleştirici, dinleyici, üretici. Kadın anne olduktan sonra affetmek, bir başkasını kendinden...

Tanrı kadını yarattı ve kadın doğurdu, üretti, azı çok, derdi yok eyledi. Kadın birleştirici, dinleyici, üretici. Kadın anne olduktan sonra affetmek, bir başkasını kendinden önce koruma dürtüsüne sahip olmak, geleceği düşünmek, merhamet gibi pek çok erdeme de sahip olduğunu anladı. Belki hepimizin içinde olan bu duygular ihtiyaçlarla şekil buldu. Elbet her kadın ve her anne için bu söylediklerimiz geçerli değil. Ben sağlıklı yetişmiş bir kişiden söz ediyorum.

Bir eğitim sırasında ünlü bir jinekolog “Gün gelecek biz sizin hücrenizden bile çocuk yapabileceğiz, biz erkeklere ihtiyacınız yok, ama biz sizin hayatınıza renk katıyoruz” demişti.

Evet klonlanlanabilir, kişinin hücresinden üretilebilir. Bu bilimsel gerçeklerin olabilirlik ve olma durumunun şu an dünyada ne durumda olduğunu net olarak bilmiyorum. Bildiğim bir şey var anne olmanın kutsallığı demeyeceğim, baba da kutsal bana göre.

Anne olan kişinin gerçekten hissettiği o gönül bağı, duygu diyeceğim. Koşulsuz sevip gecelerce uykusuz kalıp bir kere bile ”üf” dedirtmeyen duygu. O nedenle annelerin kötülükleri hissetmesi, çocuğunun ne durumda ne yapacağını neredeyse tamamıyla kestirebilecek öngörüye sahip olması bence bu duygudan geliyor. Bu hafta bir komutanın şehit haberini vermek için şehit evlerine giderken hissettiği duyguları yazmış. Ve orada bir cümle vardı: ”Oğlunun bedeni kara toprağa girmeden, annesinin bedeni toprağa düştü” diye. Evet anne böyle varlık. Bu yüzden şehit olan, olmayan her annenin ruhunun çoktan çocuklarıyla gittiğine inanırım ben. Hayat sürer, insanoğlu yer içer ama yüzler güler, ruhlar gülmez. O nedenle bu kadar tarifsiz güzel bir duygunun bu kadar ağır sorumluluğu ya da belki yükü vardır. Elbet babalarda ağlar ama içlerine, “Erkek adam ağlamaz” dercesine.

ÇOCUKLARINI KALBİNDE BÜYÜTÜR

Kadınların büyük çoğunluğu anne olmak ister, kendisinin ve sevdiğinin bir benzerini yapmak ister. Üremek ister bu isteğe halk adında hormonal denir. Belirli bir yaşa gelince şartlar oluşunca her kadın bu duyguyu tatmak ister. Tanrı kimisine bu duyguyu bahşeder. Kimisinin dünyaya geliş nedeni vardır. Zaten hali hazırda yanı başında onun bakacağı kollayıp gözeteceği biri vardır. Kimisinin yeğeni, kimisi gider bir kimsesizin hayatına dokunur. Kalbinde doğurduğun çocukların olur. Kimisi eşinin ilk evliliğinden olan çocuklarına bakar. Bence çok güzel bir duygudur. Karşılık beklemeden o masum hayatlarda yer almak. Kolay mıdır? Elbette değil, kolay olsa güzel olur muydu?

Bir kadın tanımıştım; mutlu ve çocuk isteyen. Uzun süredir de çocuğu olmuyordu. Eşinin ilk evliliğinden bir oğlu vardı arası da iyiydi. Bir gün, kocasının ilk eşinin ölümcül bir hastalıktan dolayı ölmek üzere olduğunu öğrendi. Ve o çocuk için o kadar çok üzüldü ki; çünkü kendisi de çocukken öksüz yetim kalmıştı. Ve ardından ”Ey Tanrım, evet ben çok anne olmak istedim ama bu şeklide değil. Eğer benim anneliğim bir çocuğun annesiz kalmasıyla olacaksa, ben yanlış dua ettiysem affet. O çocuk annesiz kalmasın. Ben çocuk istemiyorum” dedi. Evet bunu biz belirlemiyoruz ama hayatımızda, hayatınızda yer alan siz doğurmasanız bile kalbinizin doğurduğuna inanacağınız her çocuk sizin. Anne babalar suçlu olabilir ama çocuklar onların sorumlusu değil. O nedenle kendi çocuğunu insan elbet büyütüyor ama isteyerek başka hayatlara dokunan arkadaşlarım Bilgin’e (kendi iki çocuğu olduğu halde), Hülya’ya, Fatma’ya ve daha nicelerine sonsuz teşekkürler. Koca yürekli anneler Tanrı size güç, çocuklarınıza güzel yarınlar versin.

Hayatlarınızda başka hayatlara dokunmayı düşündünüz mü?

Sağlıkla kalın…