Tarihten günümüze Seydiköy-Gaziemir Tarihten günümüze Seydiköy-Gaziemir
“Anadolu bir uygarlıklar köprüsüdür. Bu köprüden pek çok ulus geçti, her ulusun uygarlığından kalıntılar, ortak inanışlar, sosyal yaşamların izleri kalmıştır…” Araştırmacı Yazar Arkeolog, Sayın... Tarihten günümüze Seydiköy-Gaziemir

“Anadolu bir uygarlıklar köprüsüdür. Bu köprüden pek çok ulus geçti, her ulusun uygarlığından kalıntılar, ortak inanışlar, sosyal yaşamların izleri kalmıştır…”

Araştırmacı Yazar Arkeolog, Sayın Ercan Çokbankir’le Seydiköy’de William Sherard’ın  kurduğu dünyaca ünlü botanik bahçesi üzerine söyleşi yapmıştım.  Gaziemir ve Seyd-i Mükremüddün Türbesi üzerine yaptığım söyleşiye devam ediyorum.

Gaziemir için eski bir Türk yerleşimi demiştiniz.

Seydiköy tarihinin Smyrna-Efesos- Kolophon yoluyla çağdaş hatta daha eski yıllara dayandığını, bu yolun güzergahı üzerinde olduğundan tarih boyu varlığının söz konusu olduğunu belirtmek isterim. Gaziemir bir tarım yerleşimi ve evliyalar diyarı olarak o zamanın Türk ve Rum halkı tarafından anılır. O yıllarda Türk nüfusu çoğunluktadır.

Yunan ve Bizans kaynaklarında da Seydiköy’ün dini bir yerleşim olarak anılmasının nedeni Seyd-i Mükremüddün Türbesi olmalıdır. Seydiköy’de yaşamış Anadolu’da Türk yerleşimi öncesi dönemlerinde yaşamış Anadolulu Türkmenler vardı.  Bunlardan biride Seydiköy’de yaşamış Seyd-i Mükremüddün olmalıdır. Gazi Umur Beyin fütuhatlarda (fetih) bulunduğu bu dönemde komutanlarından Seyd-i Mükremüddün Hazretleri bu günkü Gaziemir’e Seydiköy ismini vermiştir.  Seyd-i Mükremüddün hazretleri o dönemde Aydınoğlu dönemini (Gazi Umur Beyin)alperenlerindendir.

Seyd-i Mükremüddün Türbesini Pazaryeri Mahallesi’nde Emir Sultan Zaviyesi’nde olduğunu biliyoruz.

Seyd-i Mükremüddün Türbesi ile ilgili çeşitli görüşler ileri sürülmektedir. Bazı akademisyenler türbenin Pazaryeri Mahallesi’nde Emir Sultan Haziresi’nde olduğunu iddia ederler. Fakat Agora kazı raporlarında ve Emir Sultan haziresinde yapılan araştırmalarda 1570 yılından öncesi ne ait bir mezara rastlanmamıştır. 1922 öncesi Seydiköy’de yaşayan Yunanlılar onun Seydiköylü olduğunu söylerler ve Seydi Baba anısına İzmir’den göçtükten sonra Selanik-Vathilakos’ta yaptırdıkları küçük bir şapelle sahip çıkarlar.

Seyd-i Mükremüddün’e farklı kültürlerin sahip çıkması çok ilginç ve bilinmeyen bir konu.

Maritsa Spryou Sevdam Seydiköy kitabında bu konuya şöyle değinir. “Agiou İoanni Prodromu (Dede) kilisesi  köyden beş dakika uzaklıkta bulunan küçük Eleona tepesinde bulunmaktaydı. Kilise mezarlığın kilisesiydi. Etrafındaki çınar ağaçlarının en büyüğünde de kampanası (çan)asılıydı. Daha öncesinde bu kampananın yerinde küçük bir çan vardı.  Biraz ilerde kutsal olduğuna inanılan su vardı. Hıristiyan ve Müslümanlar şifalı olduğuna inanıyorlardı. Hıristiyan ve Müslümanların Dede’nin ruhuna karşı sonsuz saygıları vardı…

Emir Sultan’ın tekke olduğunu kanıtlayan belgelerden bahsetmiştiniz.

Türbe ve tekke arasındaki farkı iyi bilmemiz gerektiğini düşünüyorum. Türbe nedir? Müslümanlardan, büyük alim, veli, hükümdar, hükümdar zevcesi ve çocukları, emir, vezir ve komutanların kabirleri üzerine inşa edilmiş, üzerleri kubbelerle örtülü binalardır.Tekke, İslam ahlakının, tasavvuf ilminin öğretildiği ve tatbik edildiği yerdir. Bu konunun aydınlanmasına gönül vermiş bir eski Seydiköylü olarak Osmanlı kayıtlarında Uzman Muzaffer Çetin Hoca ile yaptığımız araştırmalarda Seyd-i Mükremüddün(Seyd-i Baba) Hazretlerinin mezarının bulunduğu Emir Sultan Haziresi’nin türbe  değil dergah  olduğunu kayıtlarda tespit ettik.

Tarih: 23/B /1321 (Hicrî) 1905(Miladi)

Dosya No:56

İzmir’de Rufaiyye tarikatına mensup Seyyid Mükerremeddin Dergahı(Tekke) Postnişini Hüseyin Efendi’ye tahsis edilen taamiye bedelinin yükseltilmesi.

Tarih: 29/L /1123 (Hicrî)1707 (Miladi)

Dosya No:94

İzmir’de Seyyid Mükerremüddin Zaviyesi(Tekke) Vakfı tevliyet ve meşihat cihetlerinin ref ve sahib-i evveli uhdesine ibkası.

Tarih: 11/R /1111 (Hicrî)1695(Miladi)

Dosya No:5

İzmir’deki Seyyid Mükerremüddin Zaviyesi(Tekke) tevliyetinin Seyyid Mehmed’den alınarak kendisine verilmesine dair Şeyh Mustafa’nın arzı üzerine Şeyhülislam Feyzullah Efendi’nin adı geçen zaviye tevliyetinin Seyyid Mehmed ile Şeyh Mustafa’ya iştirak suretiyle tevcih olunması hususundaki işareti üzerine buyruldu.

Ercan Bey, verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederim.

Not:

İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından çıkarılan, Taşınmaz Kültür Varlıkları Envanterine göz attım, Gaziemir’de 13 esere yer verilmiş. Araştırılmamış ve henüz tanımlanması yapılmamış kültür varlıklarının olduğunu biliyorum. Seydiköy Tren İstasyonu etnografik eserlerin sergilendiği yer haline getirilmiş, istasyon önüne çekilen buharlı lokomotif eski iki dostun buluşması gibiydi, emeği geçenlere teşekkür ediyorum. William Sherard’ın kurduğu botanik bahçesinin arsasının boş bulunması bir şanş, burada yeniden oluşturulacak botanik bahçesi dünyanın her yerinden ziyaretçiyi Gaziemir’le buluşturur. Otopark olarak kullanılan eski şarap fabrikasının bulunduğu binanın aslına uygun olarak onarılıp kültür amaçlı kullanılması, kentin simgesi olan 1528 tarihli İzmir Dizdarı Hasan Ağa’nın inşa ettirdiği kaderine terk edilmiş tarihi çeşmenin bakıma alınıp teknesinin ortaya çıkarılması gerekiyor. Taşınmaz kültür envanterinde adı geçen Tümülüsler ve Uzundere üzerinde  “İzmir’in Su Yolları” kitabında Georg Weber’in adından bahsettiği tarihi su kemeri ayağının yakın bir tarihte yıkılması büyük bir kayıp, kimlerin hangi gerekçeyle yıktığı araştırılmalı, ayrıca bu bölgede birçok yerde define kazıları gördüm… Kent içinde halen kullanımda olan ve tarihçesi bir hayli eski olan tarihi köprünün tanıtımı konusunda daha çok çalışma yapılmalı. Seyd-i Mükremüddün adına inşa edilen anıt mezarın mimari formuna bakıp bir ara kendimi Japonya’da hissettim, anıtın üzerindeki kaplama taşları düşmeye başlamış, Seyd-i Mükremüddün hakkında bilgilendirici tabelada göremedim. Bildiğim kadarıyla Gaziemir İlçesi’nin çalışkan ve sevilen bir belediye başkanı var. Kültür Müdürlüğü’nde çalışan arkadaşların daha titiz çalışması ve ilgili kurumlarla yapacakları çalışmalarla bu eksiklikler kısa sürede kapatılabilir.

Fotoğraf: Atilla Özdemir