Geçtiğimiz günlerde hükümet, Orta Vadeli Program(OVP)’ını açıkladı. Makroekonomiden vergilere kadar birçok alt başlığın düzenlendiği OVP’de, Türkiye’nin yıllardır hayalini kurduğu uzay macerası da unutulmamış; uzay...

Geçtiğimiz günlerde hükümet, Orta Vadeli Program(OVP)’ını açıkladı. Makroekonomiden vergilere kadar birçok alt başlığın düzenlendiği OVP’de, Türkiye’nin yıllardır hayalini kurduğu uzay macerası da unutulmamış; uzay ve havacılık teknolojilerinin geliştirilmesi yönünde bir girişim başlatılacağı açıklandı. Böylece Türkiye, bu alandaki ulusal kapasitesinin artırılması amacıyla kendi Uzay Ajansı’na sahip olmak için ilk adımı atmış oldu. Bu konuya çok uzak değiliz aslında;  üniversitelerin astronomi ve uzay bilimleri alanlarında lisans ve lisansüstü eğitim veren fakülte ve enstitüleri mevcut. Hatta TÜBİTAK’ın Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü, bu alanda en prestijli kurumlardan birisi. Bu ajans ise daha çok sektörü geliştirmek ve desteklemek mantığıyla kurulacak. Bilim, sanayi ile tam olarak buluşabilecek. Bir anlamda aradaki kopukluk giderilmeye; aynı dil konuşulmaya çalışılacak.

DİNAMİK YAPI

NASA’nın uzay mekiklerini kendisinin yaptığını herhalde düşünecek kadar saf kimse yoktur! Varsa da söyleyelim, yok böyle bir şey. Adamlar, her bir parçayı birilerine yaptırıyorlar.  Dolayısıyla sektörü kendi projeleriyle besliyor; böylece hem kendisi kazanıyor hem de sektörü geliştirip güçlendiriyor. Dinamik bir yapı. NASA’nın bilimsel araştırmaları ise ayrı bir başlık onu saymıyorum. Bizde de hiç olmazsa buna benzer bir yapı kurgulanabilirse, ilk etapta uzay olmasa da havacılık alanlarında bu ajansın ciddi işler yapacağını düşünüyorum. Yani öyle olmasını umut ediyorum. Yoksa sektör için hayal kırıklığı olur.

Burada bence dikkat edilmesi gereken- diğer kamu kurumlarında olduğu gibi- işi bürokrasiye boğmadan yürütecek yapıyı hayata geçirmek. Akademik derinliği olmayan, vizyon fakiri insanlarla böyle bir ajanstan büyük performans beklemek hayal olur. Baştan söyleyelim de; ona göre işinin ehli, piyasayı bilen, dünyayı okuyacak adamları buraya getirsinler. Öbür türlü uzan vadede her şekilde hantallaşacak bir yapıyı daha devlet baba bünyesine katmış olur.

BAHANE DEĞİL!

Üniversitelerin de bu alanda ilham verici çalışmalar yapması gerekiyor ki; sektör bundan yararlansın. Yoksa ajansı kurduk alın şu kadar teşvik parası yapın bişeyler derseniz; büyük baş hayvancılıkta yaşanan sıkıntı burada da kendini gösterir. Emeğin karşılığı istenilen düzeyde olmaz. Devlet baba, akıllı ve işin ehli adamları bu süreçte kullansın. Öbür türlü herkese zaman kaybı, başka bir şey olmaz. Lojman satışlarıyla ilgili bir TBMM’de yürütülen çalışmayı az çok duymuşsunuzdur. Özetle, devlet baba lojmanla uğraşmak istemiyor. Bence doğru olan da bu. Kamu mallarının satışı konusun sizi biraz ürkütebilir ancak böylesi bir yükü taşımaya da devlet zorlanmaz. Belli meslekler için belli sayıda lojman güvenlik ve benzeri nedenlerle kabul edilebilir fakat her durum için geçerli olamaz. Bunun bir de sosyal adalet yönü var. Asgari maaşı 2 bin 500 TL seviyesinde olan bir kamu çalışanı metrekaresi 3,7 TL’den 100 metrekare evde ailesiyle birlikte yaklaşık 400 TL civarına oturabilirken; bin 500 TL maaş alan birisi aynı standartlardaki evi 800-900 TL’den oturmak durumunda kalabilir. Kamu çalışanlarına kastım yok ama öbür tarafta da böyle bir gerçek var. Alt alta toplasanız 200 bin konut var. Bu rakam çok değil mi? Sosyal tesislere lafımız yok, onu herkesin kullanımına açabilirsin. O bir yere kadar kabul edilebilir iyi de 200 bin konut nedir? Türkiye 1980’leri yaşamıyor artık. Devlet baba kendi eliyle bir sınıf yaratmış resmen. Eğer ihtiyaç varsa, bunun destek miktarı belirlenir ilgili kişinin hesabına yatırılır. İmkan yoksa lojmanı devreye alırsın. Dağın başında ise tamam ama şehrin göbeğinde soru işareti. Güvenlik, bence gerekli bahane değil.

İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali’nin yenilikçi yaklaşımlarla ilgili son derece güzel bir haberi var. Dünya Gazetesi, Webrazzi Summit’ten alıntı yaparak bunu yayınlamış. Okumanızı şiddetle tavsiye ederim. Haftaya görüşmek üzere, hoşçakalın…

Bu habere henüz yorum yapılmamış.

İlk yorumu siz yapın.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir