Çocuğun ilk yaşam derslerini aldığı yer elbette aile ortamı. Ancak bunların ödünsüz bir disipline bağlanmasının temeli okullarda atılabiliyor. Bu nedenle çocuk ne kadar erken...

Çocuğun ilk yaşam derslerini aldığı yer elbette aile ortamı. Ancak bunların ödünsüz bir disipline bağlanmasının temeli okullarda atılabiliyor. Bu nedenle çocuk ne kadar erken okula giderse o kadar iyi

 

Geçmişte sokak kültürüyle büyüyen çocuklar vardı. Anaokuluna ya hiç gidilmiyor ya da ilkokul öncesi bir yıl gidiliyordu. Şimdiki çocuklar geleceği için birçok kazanımını anaokullarında öğreniyor. Anaokulları çocuklara sadece akademik becerileri kazandıran ya da bakımını sağlayan yerler değildir. Çocuklar her gün gittikleri anaokullarında hayat için birçok şey keşfeder. Ana kucağından öğretmenin güvenli kollarına oradan da kendi başlarına ayakta durabilmeyi öğrenirler. Bu yazımda anaokulunda hayat için öğrenilenlerden onunu anlatacağım.

KENDİNE GÜVEN: Her çocuk güven duygusunu  ilk olarak ana kucağında  hisseder. Bu dünyanın tehlikeli olmadığını, yaşanılabilir bir yer olduğunu keşfeder. Anne baba çocuğuna güvendikçe onun da kendine güveni oluşmaya başlar. Çabalamaya başladıkça ve küçük başarılar elde ettikçe de benlik saygısı artar.

Çocuklar en önemli adımı anaokuluna başlayarak atar. Orada yanında anne babası yoktur. Kendi başına bir mücadeleye girişmiştir. Bu çocuk için ilk başlarda zor olsa da hayat için en önemli kazanımdır. Tek başına birçok şeyi başarabildiğini deneyimleyedikçe kendine güvenmeyi de öğrenir. Belki de bu hayatta en önemli kazanımlardan biri “kendine güvenmektir.”

 

 

DUYGULARI KONTROL ETMEK: Toplum olarak duygularımızı tanımakta, ifade etmekte ya da kontrol edebilmekte zorlanıyoruz. Şimdilerde duygu çalışmalarına anaokullarında başlanıyor.

Çocukların küçük yaşlardan itibaren duygularını daha rahat ifade ve kontrol edebilmeleri için önemli bir adım. Bununla ilgili birçok oyun yazılıyor ya da kutu oyunları oluşturuluyor. Anaokullarında çocuklar arkadaşlarıyla paylaşımlarında duygusunu söyleyerek ya da tahmin ederek iletişim kuruyorlar.

Çocuklar duygularını kontrol edebilmeyi ilk olarak anne babalarının yanında öğrenirler. Bunun pratiğini de anaokullarında yaparlar. Hayatının önemli bir bölümünü anaokulunda geçiren çocuklar, gün içinde birçok duyguyu yaşar. Arkadaşı oyuncağını paylaşmaz, etkinlikten sıkılır, annesini özler, yemek yemek istemez gibi, yaşadığı olaylar sonucunda duygularını kontrol etmeyi öğrenir.

Annesinden ayrılırken zorlanan bir çocuğun duygularını düşünün. Bu çocuklar okulda anne babalarından ayrı olsa da kaygı, üzüntü, korku gibi duygularla baş edebilmeyi öğreniyorlar. Bu hayat adına çok önemli bir kazanım. Hayatın temel kilometre taşları anaokullarında atılıyor.

İSTEKLERİ ERTELEMEK: Anaokullarındaki en önemli kazanımlardan biri de isteklerin ertelenmesini öğrenmektir. Çoğu çocuk anne babalarının yanında bunu kazanamazlar. Israrcı davranışlarına anne babalar yenik düşerler. Çocuk anaokullarındaki rutinlerde ilk zamanlarda zorlansalar da alışmaya başlarlar. Oyun saatinden yemek saatine geçerken oyun oynama isteğini ertelemeyi öğrenir. Masa başı etkinlik saatinde sınıftaki oyuncaklarla oynama isteğini erteler. Uyku saatinde bahçeye çıkma ya da oyun alanına gitmek istese de beklemeyi öğrenir. Kısacası isteklerinin her zaman anında yerine gelmeyeceğini fark ve kabul eder.

“BENİM DIŞIMDA DA HAYAT VAR”: Okul öncesi çocuklarI tüm dünyanın kendi etraflarında döndüğüne inanırlar. İsteklerini hemen yerine getiren aileler çocukların benmerkezci özelliklerini kalıcı hale getirebilirler. Kendinin dışında bir yaşam olduğunu anaokuluna başladığında keşfederler. Sınıfta öğretmeninin ilgisinin 10-15 kişiye bölündüğünde, bir oyuncağı 5 kişi istediğinde diğerlerini fark etmeye başlar. Kendini merkeze koyduğu bu dünyada öğretmenlerinin ya da arkadaşlarının da istekleri olabileceğini keşfederler.

FARKLILIKLARA SAYGI: Çocuklar farklılıkları hemen gözlemler. Bir arkadaşıyla gözlük takıyor diye dalga geçebilirler. Diğerine de boyu kısa diye “Küçüksün sen” diyebilirler. Bir arkadaşı onun tersine bir fikir ortaya attığında “Sen bilmiyorsun” diye cevap verebilirler. Kilosu fazla olan bir arkadaşına da “şişko” diye alay edebilirler. Jimnastik etkinliğinde zıplayamadığı için gülebilirler. Hepsi yaşanabiliyor. Bir arada yaşadıkça öğretmenin de doğru tutumuyla farklılara saygı duymayı öğrenirler.

 

YILMAMAK: Her çocuğun sadece başarısını değil, çabasını takdir edin. Çocuğunuzu başardıkça yüceltirseniz kaybettiğinde nasıl davranacağını bilemez. Aslında kaybetme duygusuyla baş edemez. Çocukların çabalamasına odaklanıp teşvik ettiğimizde hayatta yılmamayı da öğretmiş oluruz. Bu da anaokullarında öğretilen yaşam sınavlarından biridir. Çünkü yılmazlık çocukluk döneminde öğrenilen önemli bir özelliktir.

 

PROBLEM ÇÖZMEK: Çocuklar anaokulunda her gün bir problemle karşılaşır ve çözmek için çaba sarf ederler.

Nedir bu problemler? Ayakkabısını giymek, çatal kaşık tutmak, bozulan oyuncağı tamir etmek, sorulan sorunun cevabını bulmak, arkadaşıyla iletişim kurmak gibi daha birçok olay ya da durum. Bizim için basit ama onlar için karmaık olan şeyler. Her gün 10-15 kişiyle yaşamak bile bir problem çözmeyi gerektirir. Sınıf öğretmeni ve branş öğretmenleriyle iletişime geçmekte bir problem çözmektir. Hayatı boyunca kullanacağı birçok çözümü anaokulunda öğrenmektedirler.

HAYATIN SINIRLARIYLA TANIŞMAK: Sınırlar, hayat için en önemli konulardan birisidir. Sınırları olamayan anne babanın çocuğu da sınırları bilmeyecektir. Sınırları evde öğrenemeyen çocuklar anaokullarına geldiğinde çok zorlanıyorlar. Çünkü anaokulunda hayatın sınırlarıyla karşılaşırlar. Arkadaşının oyun alanına ne kadar gireceği, aynı anda bütün oyuncaklarıyla oynayamayacağı, istediği kadar bahçe de kalamayacağı, arkadaşına vuramayacağı, izinsiz eşyasını alamayacağı sınırları öğrenmesine örnektir. Sınırsız hayat, dümeni olamayan gemiye benzer. Dümeni olmayan gemiye binilemeyeceğini okuldan önce sizin yanınızda öğrenmesi daha sağlıklıdır.

ESNEK OLMAK: Çocuklar esnek olmayı anaokullarında keşfedebilirler. Anne babaların inatçı olarak tanımladıkları çocuklar okulda esnek olmayı öğreniyorlar. Israrcı ya da takıntılı davranan çocuklar alternatif çözümleri okulda keşfediyorlar. İstediğini tutturan çocuklar bir süre sonra o davranışının bir kazancı olmadığını görüp kendini esnetmeyi öğreniyorlar.

İÇSEL KAYNAKLARINI KEŞFETMEK: İçsel kaynaklarımız kendimizi güçlü hissettirir. Özgüveninin temelinde bu kaynaklarımız vardır. Bu hayatta iyi yapabildiğimiz her şey olabilir. Bunlar güçlü yanlarımızdır. Resim yapmak, zıplamak, tamir etmek, top atmak, boncuk dizmek, bisiklet sürmek vb.

Çocuklar anaokulunda her gün yeni bir şey deneyimlediği için içsel kaynakları da o kadar artar. Çocukların yapabildiği şeyler size basit bile gelse takdir edin.

Anaokullarının kazanımları sadece bunlarla sınırlı değil. Biz yerimizin elverdiği ölçüde önemli gördüklerimizi dile getirdik…

 

Bu habere henüz yorum yapılmamış.

İlk yorumu siz yapın.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir