Yeni on binler, 15 Mayıs 1919’da İzmir’e nasıl geldi? Yeni on binler, 15 Mayıs 1919’da İzmir’e nasıl geldi?
  Ege Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Engin Berber,  Anadolu’ya 2320 yıl arayla yapılan “on binler” çıkarmasını ve sonuçlarını Ege Telgraf’a anlattı İzmir Tabip... Yeni on binler, 15 Mayıs 1919’da İzmir’e nasıl geldi?

 

Ege Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Engin Berber,  Anadolu’ya 2320 yıl arayla yapılan “on binler” çıkarmasını ve sonuçlarını Ege Telgraf’a anlattı

İzmir Tabip Odası salonunda Ege Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr..Engin Berber’in* verdiği  9 Eylül konferansını izledim, arkasından kendisiyle  İşgal  yıllarının  İzmir’ini konuştum. Söyleşimize “Konuşmanızda, yeni on binler ve Anakronik bir seferin ayak izlerinden bahsettiniz. Biraz açar mısınız” sorusuyla başladım.

“Atina ve Sparta’dan paralı askerlerin de içinde bulunduğu Keyhusrev komutasındaki kozmopolit bir ordu, MÖ 401’de Sardis’ten hareket etmiş, Anadolu’yu geçerek Mezopotamya’nın güneyindeki Kunaksa’ya inmişti. Burada, kardeşi Pers Kralı Artakserkses’in ordusuyla savaşa tutuşan Keyhusrev yaşamını yitirmişse de, ordusu bir zafer kazanmıştı. Artakserkses’in Yunanlı komutanları tuzağa düşürüp öldürmesi üzerine, Atinalı Ksenofon ve dört arkadaşı, sayısı on binden fazla olan Yunan paralı askerlerine rehberlik ederek onları önce kuzeydoğuya götürmüş, ardından Karadeniz kıyılarını takiben Truva’ya getirmişti. Ksenofon tehlike ve bin bir güçlükle dolu bu uzun seferi, Anavasis (Çıkma) isimli kitabında anlatır.

Bu olaydan 2320 yıl sonra, 1919 baharında on binlerin torunları ya da Yunan Albay Dimitri Ambelas’ın deyişiyle yeni on binler, bu kez Selanik’ten hareket etmiş, 15 Mayıs sabahı İzmir’e çıkarak başlattıkları Anadolu seferi, yaklaşık üç buçuk yıl sonra son ermiş, ancak dedelerininki gibi mutlu bitmemişti. On binlerce insanın ölümüne, milyonlarcasının tarifsiz acı ve sıkıntılar yaşamasına neden olan bu sefer, Yunanistan’da Küçük Asya Felaketi olarak isimlendirilmektedir.”

“Yeni on binler İzmir’e nasıl geldi?”

Birinci Dünya Savaşı’nın galibi büyük devletler, 1919 ve 1920 yılında, Avrupa’nın çeşitli kentlerinde topladıkları konferanslarda, savaş değirmenine su taşıyan bir dizi karar almışlardır. Bolşeviklerin 1918 Sonbaharı’nda varlığı ve içeriğini açıkladığı paylaşım anlaşmalarıyla solsa da, mağlup devletlerin ümitle yaşatmaya çalıştığı (adil) barış çiçeğini öldüren bu kararlar, uluslararası sermayenin çıkarlarına hizmet ediyordu. 18 Ocak 1919’dan beri toplantı halinde olan Paris Barış Konferansı’nın, İtalya’nın hazır bulunmadığı 6 Mayıs günlü oturumunda alınmış, yeni on binlerin İzmir’e gönderilmesine ilişkin kararını da bu bağlamda değerlendirmek gerekir.

(Mondros) mütareke mukavelesinin: “Müttefikler emniyetlerini tehdit edecek durum olduğunda, herhangi bir noktayı işgal hakkına sahip olacaklardır” diyen yedinci maddesine dayandırılan (!) bu haksız ve hukuk dışı karar, arkasında yüz binlerce ölü ve yaralı; aç ve açıkta milyonlarca göçmen; zarar ziyan ve etkileri günümüzde bile hissedilen derin acılar bırakan bölgesel bir savaşa neden olmuştu.

Venizelos, İzmir’in işgali görevinin Yunanistan’ın en seçkin birliği olan Birinci Piyade Tümeni’ne verilmesini istemişti. Albay Nikolaos Zafirios’un komutasında üç piyade alayıyla iki topçu taburundan oluşan bu tümen, 12 Mayısta, Selanik yakınlarındaki Eleftheron Limanı’nda demirlemiş nakliye gemilerine binmişti. Aynı limanda, İngiliz Kaptan Gover Granvil’in komuta ettiği üç İngiliz ve dört Yunan torpidosundan oluşan bir filotilla da bulunuyordu. Bu filotillaya nakliye gemilerini İtalyan donanması ve olası tehditlerden koruma görevi verilmişti.

“15 Mayıs 1919 sabahı İzmir’de olanları anlatır mısınız?”

“13 Mayıs sabahı limandan ayrılan gemiler, İzmir’deki İngiliz Amirali Calthorpe’dan aldığı emir gereği, 14 Mayıs öğle üzeri, Midilli Adası’nın Yera Körfezi’ne demirledi. Leon Torpidosu’na binen tümen kurmay heyeti, akşama doğru İzmir’e geldi. Averoff ve Iron Duke Zırhlısı’nda yapılan görüşmelerde çıkarmanın ayrıntıları belirlendi. Plan şöyleydi: Olası bir Türk direnişini kırmak için İzmir kuşatılacak, 1/38 Evzon Alayı güneybatıdan Karantina-Kadifekale çizgisini; 5. Alay kuzeybatıdan Punta (Alsancak)-Kadifekale çizgisini tutarken, 4. Alay, Türklerin oturduğu mahalleleri denetim altına alacaktı.

Padişah ve hükümetten oluşan merkezi iktidar odağı ile bu odağın İzmir’deki mülki ve askeri uzantısı olan vilayet ve 17. Kolordu’nun başında bulunanların, kayda değer bir tepki göstermediği çıkarma işlemi, 15 Mayıs 1919 sabahı başlamış, yerli Rumların sevinç gösterileri eşliğinde 1. Piyade Tümeni, Punta İskelesi’ndeki Avcılar Kulübü önüne inmişti.  Beraberinde Rumlar olduğu halde, saat 11.00 sularında Vilayet Konağı önüne gelen Evzon Alayı’nın öncü birliği, kim ya da kimler tarafından sıkıldığı halen tartışma konusu olan kurşunların hedefi oldu. Anlaşılan o ki, sayıca Rumlardan çok olduğunu göstermek için geceyi Maşatlık’ta bir arada geçiren Türklerden bazıları, yeni on binleri taşıyan gemilerin gün ışırken Körfeze girdiğini görünce, ev veya işleri yerine, Vilayet Konağı önüne giderek elleri tetikte beklemeye başlamıştı.”

“Konferansınızda Türklüğün onurunu kurtaran altın kurşunlardan bahsettiniz.”

“Türklüğün onurunu kurtaran bu altın kurşunların neden olduğu kısa süreli bir paniğin ardından yeni on binler ve Rumlar, kolordu binası (Sarıkışla), Vilayet Konağı’yla Kemeraltı girişi ve civarındaki kahve ve otellere, bir saat boyunca kurşun yağdırmışlardı. Zafirios, Venizelos’a gönderdiği 25 Mayıs tarihli bir raporda, 15 Mayıs kurbanlarını şöyle tasnif etmiştir: Yunanlılar asker 2 ölü, 9 yaralı. Sivil 9 ölü, 34 yaralı.

Türkler asker 5 ölü. 8 subay, 8 er ve 41 sivil yaralı ve değişik milliyetlerden 47 ölü. Toplam 163 kişi.

Fransız Başbakanı Clemenceau’ya gönderdiği bir mektupta Venizelos, toplam sayıyı değiştirmezken Yunan kayıplarını şişirmiştir: 63 ölü, 100 yaralı vardı. Bunlardan 62’si Yunan, 78’i Türk, biri Musevi, 22’si ise diğer milliyetlerdendi.

Bu rakamların gerçeği yansıtmadığı, Paris Barış Konferansı’nın 15 Mayıs olaylarını araştırması için kurduğu komisyonun raporundan anlaşılmaktadır: “İzmir’in işgali sırasında ölen ve yaralananların sayısı kesin olarak bilinmemektedir. Tahminen Yunanlılardan 2 er ölü, 6 yaralı; Türklerden ise, 300 veya 400 ölü ve yaralıdır.”

Türk belgelerine göre, “İşgalin ilk 48 saati içinde İzmir ve banliyölerinde (Urla Yarımadası ve köyleri dahil) öldürülen Türklerin sayısı 2000’in çok üzerinde” idi. İşgali izleyen Yunan gazeteci Mihailidis, sadece 15 Mayıs günü, 4000 Türkün (sivil ve asker) tutuklandığını yazmıştı.

Fotoğraflar: Apikam

(DEVAM EDECEK)

 

Bu habere henüz yorum yapılmamış.

İlk yorumu siz yapın.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir