Tarihi, jeopolitik konumu ve son yıllarda geçirdiği sosyoekonomik dönüşüm sebebi ile Türkiye’yi geçmiş yıllarda olduğu gibi 2024 yılında da çeşitli zorluklar bekliyor. Buna rağmen pandemi etkisi ile değişen çalışma hayatı ve iş dünyası ile 2023 yılında finansal alanda gerçekleşen zor sınavlar sayesinde gelecek yıllar için önlemlerin alınmaya başladığını söylemek yanlış olmaz. İçinde bulunduğumuz koşulların en belirleyici unsuru hiç şüphesiz yüksek enflasyon, bu sebeple ekonomi yönetiminin ana amacı dezenflasyonun sağlanması. Bu süreçte yapılması gereken ise sanayi ve reel sektör gibi ülkenin ekonomik dinamiklerinin temelini oluşturan sektörlerin yaşaması muhtemel riskleri en hafif seviye indirgemek.
2024 yılında ülkemizde yapılacak olan yerel seçimler sebebi ile yılın ilk günlerinden itibaren, seçim sürecine yönelik alınacak ekonomik aksiyonlar gündemde yerini alacak. Her seçim döneminde olduğu üzere ekonomiye yönelik desteklerin artması bekleniyor. Enflasyonla mücadele çerçevesinde kabul edilen, ekonomik büyümenin negatif yönde etkilenmesi sürecinde verilmesi muhtemel desteğin, ne kadar çözüm olacağı da ayrı bir tartışma konusunu oluşturuyor. Ekonomilerin küçülme sürecinde: yatırımların durma noktasına gelmesi, üretim ve tüketimde azalma ve bunların sonucunda da istihdamda gerçekleşecek sorunlar ve şirketlerin finansal krize girmesi yaşanması muhtemel senaryolar arasında yerini alıyor. Reel sektörün her koşulda ve yaşanan her sorunda olduğu gibi bu dar boğazdan çıkması için de alacağı önlemler öne çıkıyor.
Döviz kurunun baskı altında tutulması sebebi ile Türkiye’nin dış ticaret dengesinde yerini alan sorunlar ve ilave olarak yaşanan küresel ekonomik belirsizlikler ihracatçı firmaları derinden etkilemektedir. İhracat odaklı işletmeler, finansal çözüm yolları için: döviz riskini yönetmeye yönelik politikalarını geliştirmeli ve finansal enstrümanların çeşitlendirilmesini sağlamalı, ayrıca yeni pazarlara açılma stratejilerini de mutlaka benimsemelidir.
Üretim maliyetlerinin artması sebebi ile özellikle dış pazarda rekabet avantajını kaybeden işletmeler için, teknolojik dönüşüm ve dijitalleşme rekabet avantajını yeniden kazanmak için oldukça kritik hale gelmiştir. Üretim süreçlerinde dataların analitik incelenmesi ve yapay zekanın sürece dahil edilmesi maliyet kontrolü adına alınacak aksiyonlar arasında yerini almalıdır.
2023 yılında olduğu gibi gelecek yıl da artan enerji maliyetleri, özellikle enerji kullanımının yoğun olduğu sektörler için büyük bir tehdit oluşturmakta olup, sürdürülebilir enerji kaynaklarını benimsemek, enerji verimliliğini sağlamak için alınacak önlemler arasındadır. Buradaki kritik nokta devletin teşviklerini doğru kanallara yapması ve yenilenebilir enerji alanında yapılacak yatırımlar için uygun maliyetli kaynak imkânı sağlaması olacaktır.
Halihazırda asgari ücrete yapılacak yüksek oranlı zamlar enflasyonu tetiklemekle kalmayacak, uygulanan ücret politikalarında değişikliğe gidilerek toplam ücretli çalışanlar arasında asgari ücretli çalışanların oranının daha da artmasına sebep olacaktır. Avrupa ülkelerine göre oldukça büyük bir fark ile ülkemizde çalışan nüfus içinde asgari ücretlilerin oranı yüzde 38-42 arasındadır (Sosyal Güvenlik Kurumu verileri). Macaristan, Letonya, Slovakya, Hırvatistan bile bu konuda ülkemiz ile oldukça büyük farka sahiptir. Bununla birlikte özellikle sanayi ve reel sektörde nitelikli işgücü eksikliği, verimliliği etkileyen önemli unsurlar arasındadır. Ücret politikaları ile gerekli motivasyonun sağlanması zor olduğundan gelişime yönelik eğitim programları ve performansa dayalı prim sistemleri ile esnek çalışma modelleri benimsenebilir.
2023 yılında uygulanan sıkı kredi politikaları özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin finansmana erişimini zorlaştırmış ve mali yapılarında bozulmalara sebep olmuştur. İşletme sermayesi ihtiyacı her zamankinden daha önemli hale gelecek olması sebebi ile 2024 yılı için bu işletmelerin risk yönetimi stratejilerini güçlendirmeleri ve alternatif finansman kaynaklarına yönelmeleri gerekmektedir.
Türkiye'nin 2024 ekonomik zorluklarıyla başa çıkması için, her zaman olduğu gibi reel sektörün sadece risklere odaklanmak yerine, bu zorlukları birer fırsata dönüştürme stratejilerini ve pratik hareket yeteneklerini ortaya koymaları gerekmektedir. Devletin, iş dünyasına destek sağlaması ve işletmelerin sürdürülebilir büyüme için uygun finansal araçlara erişimini kolaylaştırması da alınması gereken en önemli önlemlerden biridir. Bu sayede Türkiye'nin sanayi ve reel sektörü zorlu geçecek 2024 yılını yara almadan atlatabilir.
Gelecek hafta verilerin açıklanacağı takvimden önemli olanları aşağıda paylaşıyorum.
Ekonomik veri takvimi
26 Aralık 2023, Salı Japonya Enflasyon/İşsizlik Oranı
26 Aralık 2023, Salı Türkiye Kapasite Kullanım Oranı
27 Aralık 2023, Çarşamba Çin Cari İşlemler Dengesi
28 Aralık 2023, Perşembe Japonya Sanayi Üretimi
28 Aralık 2023, Perşembe ABD İşsizlik Başvuruları
28 Aralık 2023, Perşembe ABD Konut Satışları
29 Aralık 2023, Cuma Türkiye Dış Ticaret Dengesi
Ekonomi ve finans sözlüğü
Arakazanç ticareti (Carry Trade): Daha düşük faizli (maliyetli) para biriminden borçlanarak, alınan krediyi daha yüksek faizli (getirili) para birimine yatırım yapmak suretiyle değerlendirmektir. Arakazanç ticaretinin net getirisi, kredi riskinin sabit kalacağı varsayımı altında, kur gelişmeleri tarafından belirlenmektedir (TCMB).
Enflasyon muhasebesi: Bir şirketin finansal tablolarındaki parasal olmayan hesap kalemlerinin, finansal tabloların hazırlandığı tarihteki satın alım gücünü yansıtmak amacıyla, düzeltme katsayısı ile çarpılarak yeniden hesaplandığı bir muhasebe yöntemidir.