2026 güzelliklerle gelsin

Abone Ol

Şehirlerin de insanlar gibi yükselme, bekleme, gerileme dönemlerioluyor.Şehirlerdeki hareketlilik kimi yıllar ilerleme ve yeni projelerle kendini hatırlatır ve belli ederken; kimi yıllar ise sanki soluklanır, bekler, bekletir... İzmir için 2025 biraz böyle geçti. Yerel yönetimlerden beklentinin yüksek olduğu, günlük yaşamda karşılığını bulamadığımız hizmetlerin daha çok konuşulduğu, temel meselelerin sık sık gündemimize oturduğu bir yıl yaşadık. Kentli olarak hissettiğimiz en belirgin duygu ise 'Daha iyisini hak ediyoruz' oldu herhalde. Bu şehirde yaşamanın kendine has bir sabır ve sevgi dengesi bulunuyor. İzmirli eleştirir ama sahiplenmeyi de bilir. 2025’e dair hafızamda kalanlar, işte tam bu ikililiğin yansıması gibi aslında. Bir yandan sokaktan yükselen memnuniyetsizlik sesi, diğer yandan 'Düzelir, toparlanır' diye içten içe beslenen umut. Zaman geçip yeni bir yıla merhaba derken beklentilerimiz değişmiyor. Kent yönetiminden beklentimiz dev projeler değil, öncelikle temel hizmetlerde istikrar, düzen ve standart. Çöp toplama rutininin aksadığı günleri saymak zor değil. Şu günlerde bazı ilçe belediyelerinde çöp dağları görüntülerine dönüşen grevler başladı, başlamak üzere...

Delik deşik asfalt yollar, kırık-dökük ve çöküntülerle dolu parke kilit taşlar, kış aylarında yağmurla birlikte suyla mücadele eden sokaklar, kazı çalışmalarının bitmeyen hali, günün her saati trafik sorunu ile yüzleşmek kalan sürücüler derken İzmir'de yapısal sorunlar bir türlü çözülmüyor. 2025’te vatandaşın sabrı daha da azalmış görünüyor. Çünkü artık herkes çözüm görmek istiyor, duyuru değil uygulama görmek istiyor. Erişilebilirlik hala en güncel sorunlardan. Engelli bireyler için kaldırımların uygunluğu, bisikletliler için hatların bütüncül olmaması, yaşlılar için güvenli yürüme alanlarının eksikliği, kaldırım işgalleri, dükkân önlerine koyulan binbir çeşit duba ve bariyer, daracık sokak ve caddelerde ikinci sıra parklanan araçlar... Tüm bunlar kentle ilişkimizi etkiliyor, erişememe sorunu yaşatıyor.

KARAMSAR DEĞİLİM

Eleştirilerimisıralarken bir diğer yüzüne de bakmalıyız elbette. 2025 tamamen karamsar değildi. Kültür-sanat etkinliklerinde canlılık hissedildi, festivallerin kent ekonomisine pozitif katkısı görüldü, yeni yeşil alan çalışmalarının planlandığı haberleri umut verdi. Belediyelerin ekonomik kriz koşullarında ayakta kalmaya çalıştığı da inkâr edilmez bir gerçek. Fakat vatandaş 'Tasarruf hizmet eksikliğiyle karıştırılmamalı' düşüncesinden çıkmıyor, haklı olarak da çıkmamalı. 2026 için beklenti büyük değil aslında. Vatandaşın istediği çok basit. Çöpler zamanında alınsın. Yağmur yağdığında sokaklar göl olmasın. Toplu ulaşım nefes aldıracak şekilde planlansın. Otopark ya da trafik sorununa neşter olabilecek adımlar atılsın. İster büyük şehirde ister küçük bir yerleşim yerinde yaşayın makul istekler bunlar.

Şehirle kurduğumuz bağ, bazen küçük ayrıntılarla güçleniyor. Kaldırımda takılmadan yürüyebilmek, otobüs durağında bilgi ekranı görmek, parkların ışıklandırmasının artırılması bile şehir psikolojisine iyi geliyor. Yani mesele, temel belediyeciliğin modern reflekslerle yeniden ele alınması. Bütün bunlar çok da zor olmamalı diye düşünüyorum. Eğer belediyeler vatandaşı sadece dinleyen değil, karara ortak eden bir yapıya evrilirse, sorunların çözüm süresi de algısı da hızlanır. Şehir psikolojisi dediğimiz şey tam olarak burada belirginleşir.İzmir, potansiyeli yüksek bir şehir. Altyapısı güçlü olsa, ulaşım entegrasyonu iyileştirilse, kent temizliği standartlaştırılsa çok daha yaşanabilir bir örneğe dönüşebilir. İzmir'i eleştiriyoruz

çünkü seviyoruz. Sevdiğimiz için bekliyoruz, beklediğimiz için umut ediyoruz. 2026 yılı İzmir, ülkemiz ve dünya için daha iyi bir yıl olsun. Herkesin yeni yılını kutlarım.