2026: Rakamlar kazandı, vatandaş kaybetti

Abone Ol

2026 yılının geride kalan ayları, ekonomi yönetiminin açıkladığı makro veriler ile mutfaktaki acı gerçek arasındaki uçurumu tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Rakamlar gülümsüyor gibi görünse de, 86 milyonun ortak tablosu "Rakamlar kazandı, vatandaş kaybetti" feryadından başka bir şey söylemiyor.

Bugün Türkiye'de dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 40 bin TL, yoksulluk sınırı ise 120 bin TL seviyesine dayanmış durumda. Bekar bir çalışanın aylık yaşama maliyeti bile 40 bin TL iken; milyonlarca emeklinin ortalama 25 bin TL, asgari ücretlinin ise 28 bin TL ile hayatta kalmaya çalışması, gelir adaletsizliğinin doruk noktasıdır.

KİRALAR

Büyükşehirlerde kiralar 40 bin TL ile 60 bin TL arasında değişirken, ev sahibi olmak 10 milyon TL ile 20 milyon TL'lik etiketlerle hayal dahi edilemiyor. Döviz kurlarında dolar 47,75 TL, Euro 55,15 TL'yi bulmuş; gram altın 6.700 TL, çeyrek altın 11 bin TL ve Cumhuriyet altını 45 bin TL sınırına ulaşmıştır. Akaryakıtta benzin 72 TL, mazot ise 82 TL'ye dayanarak ulaşımı ve tüm lojistik zinciri tıkamıştır. Sıfır otomobil ortalama 2 milyon 500 bin TL, ikinci el ise 1 milyon 500 bin TL ile dar gelirli için tamamen ulaşılmazdır. Çarşı pazar ateş pahasıdır; 1 kilo dana eti 1.200 TL, dana kıyma 900 TL, çipura ve peynir 500 TL, tavuk bonfile 350 TL, sarımsak 250 TL ve biber 100 TL'dir. Giyimde ise bir takım elbise 8 bin TL, spor ayakkabı 3 bin TL, pantolon, gömlek ve tişörtler bin 500 TL'dir. Hane halkının belini büken sabit fatura yükü ise tablonun en trajik kısmıdır. Dört kişilik bir ailenin yıllık elektrik gideri 24 bin TL, doğal gazı 20 bin TL, içme suyu 20 bin TL, şebeke suyu 18 bin TL, ev interneti 6 bin TL, telefon interneti 24 bin TL ve apartman aidatı 6 bin TL tutmaktadır. Yalnızca otomobil masrafları; yıllık 75 bin TL benzin, 25 bin TL kasko, 7 bin TL MTV ve 15 bin TL bakım gideriyle patlama yapmıştır.

SOSYAL YAŞAM

Sağlık, eğitim, gezi, aktivite ve toplu ulaşım masrafları, vatandaşın belini büken diğer devasa harcama kalemleri arasında yer almaktadır. Özel hastane muayeneleri, ilaç farkları ve zorunlu sağlık giderleri aile bütçesini her ay derinden sarsarken, devlet okullarındaki gizli masraflar ve kırtasiye yükü çocukların geleceğini ipotek altına almaktadır. Çocukların kültürel ve zihinsel gelişimini destekleyecek bir tiyatro, sinema veya müze ziyareti ile şehir içi toplu taşıma zamları, artık orta sınıf için dahi lüks haline gelmiştir. Sosyal yaşamın kısıtlandığı bu karanlık tabloda, halk yalnızca geçinmeye odaklanmıştır. Özetle; bu tablo, kâğıt üzerindeki başarı hikayelerinin sokağın gerçekliğiyle hiçbir bağının kalmadığını haykırmaktadır. Rakamların zafer kutladığı bu ülkede, vatandaşın sessiz çığlığı hiçbir istatistikte yer bulamayacaktır. Adil olmayan bu düzenin toplumsal yapımızı derinden sarstığını gözler önüne seriyor.