Dokuz Eylül Üniversitesi Arkeoloji ve Arkeometri Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Barış Gür’ün yazdığı “Çekirge Tanrısı’nın İki Rahibi”, günümüzden en az 3 bin yıl önce Batı Anadolu’dan Hititlerin başkenti Hattuşa’ya uzanan tarihsel ve arkeolojik bir yol hikâyesini konu alıyor. Arkeolojik macera türündeki eser, dönemin insanlarını, inançlarını ve doğayla kurdukları ilişkiyi iki sıradan karakter üzerinden ele alıyor.

DEPREMLERİN ARDINDAN BAŞLAYAN YOLCULUK

Roman, İzmir ve çevresinde yaşanan depremlerin ardından başlayan bir yolculuğu merkeze alıyor. Hikâye boyunca Batı Anadolu’dan Orta Anadolu’ya uzanan süreçte dönemin yaşam koşulları, inanç dünyası ve insanların doğa olayları karşısındaki tutumları işleniyor. Eserde, tarihsel romanlarda sıkça karşılaşılan güçlü ve kusursuz kahramanlar yerine, hata yapan, korkuları ve zayıflıkları bulunan iki sıradan insanın yaşam mücadelesi ön plana çıkarılıyor. Roman, bu karakterlerin hayatta kalma, yeni bir yaşam kurma ve değişim sürecine odaklanıyor.

3 Bin Yıllık Yolculuk Roman Oldu! Çekirge Tanrısı’nın İki Rahibi Kitabının Konusu Nedir (2)

DOĞA OLAYLARININ İNSANLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

Romanın Hitit Çağı’nda geçmesine rağmen insanın temel duygularını ve davranışlarını konu aldığını belirten Prof. Dr. Barış Gür, farklı dönemlerde yaşanan doğa olaylarının benzer düşünce biçimlerini ortaya çıkardığını ifade etti. Prof. Dr. Gür, “Romanın arka planında depremler, çekirge sürüleri ve insanların bu doğa olaylarını anlamlandırma çabaları bulunuyor. Binlerce yıl önce yaşayan insanlar da karşılaştıkları felaketleri kendi inanç dünyaları üzerinden açıklamaya çalışıyordu. Bu tarihsel zemini bir macera anlatısının içinde okura aktarmayı amaçladım” dedi.

SIRADAN İNSANLARIN HİKAYESİ MERKEZDE

Romanın merkezine iki sıradan insanı yerleştirmesinin bilinçli bir tercih olduğunu ifade eden Prof. Dr. Barış Gür, kusursuz karakterler yerine gerçek hayatta karşılığı bulunan insanların hikâyesini anlatmayı hedeflediğini belirtti. Prof. Dr. Gür, “İnsanın olumlu yönde değişebilme ihtimali romanın temel düşüncelerinden birini oluşturuyor. Kahramanlık yalnızca güçlü veya ayrıcalıklı insanların yaşamları üzerinden anlatılmak zorunda değil. Sıradan insanların hayatta kalma çabaları, yaptıkları hatalar ve zaman içinde geçirdikleri dönüşüm de güçlü bir anlatının merkezinde yer alabilir” diye aktardı.

Foça’da edebiyat rüzgarı esti! Ünlü sanatçı Hüsnü Arkan yazarlık serüvenini anlattı
Foça’da edebiyat rüzgarı esti! Ünlü sanatçı Hüsnü Arkan yazarlık serüvenini anlattı
İçeriği Görüntüle

BİLİMSEL ARAŞTIRMALAR ROMANIN ALTYAPISINI OLUŞTURDU

Ayasuluk Tepesi kazılarında uzun yıllardır ekip üyesi olarak görev yapan Prof. Dr. Barış Gür, çalışmalarını Geç Tunç Çağı üzerine sürdürüyor. Aynı zamanda Ayasuluk Tepesi ile Metropolis Antik Kenti'nde eski deprem izlerinin incelendiği çok disiplinli bir araştırma projesini yürütüyor. Araştırmalar kapsamında Antik Çağ yazarlarının İzmir'de meydana gelen depremlere ilişkin aktardıkları bilgiler ile yerleşimlerde tespit edilen kültür tabakaları birlikte değerlendiriliyor.

ESKİ DEPREM İZLERİ KURGUYA DA YANSITILDI

Prof. Dr. Barış Gür, yürüttükleri bilimsel çalışmaların romandaki tarihsel atmosferin oluşturulmasına katkı sağladığını belirtti. Konuya ilişkin, “Geçmişte yaşanan depremlerin tarihlerini, yıkıcılıklarını ve tekrarlanma aralıklarını anlamaya yönelik çalışmalar yürütüyoruz. Romanda da eski deprem izlerine ve bu afetlerin insanlar üzerindeki etkilerine yer verdim. Ancak bilimsel bilgileri doğrudan aktarmak yerine dönemin atmosferini destekleyen bir kurgu içinde değerlendirdim” ifadelerini kullandı.

Kaynak: BÜLTEN