'Abla bakın, ne yazmışız!'

Abone Ol

Zincir mağazalara, üç harfli ucuzluk marketlerine, alış veriş merkezlerine küçük esnafın işine engel olduğu için kızıyoruz. Yereli korumayı savunuyor, mahallemizden alışveriş yapıyoruz. Güzel, doğru olanı bu. Ancak yereli korumak için sadece tüketiciye "Kendi bakkkalına git" demekle hata mı yapıyoruz? Sadece dev markalara kızarken esnafın ne yaptığını sorguluyor muyuz? 

Allah var, esnafımızın geneli öyle iyi niyetli ve kibarki, her türlü desteği hak ediyor. Ama bu küçük esnaf içinde, bazısı var ki hani mahallelisine düşman, turiste düşman üstelik kendini çok akıllı zannediyor. 

Dükkanı açıyor, hemen bir tabela konduruyor: Satılan mal geri alınmaz! İşte bu yazı, tüm mevzuatları tokatlıyor sanıyor. 

Parasını kazanmış, para onda kalsın başka şeyler bakıp değişim yapayım diyorsun, ürünler kısıtlı. O yok, bu yok, o zaman iade edeyim kardeş... Cümlesi tamamlanmadan, "Abla bak, orada ne yazıyor" diyor. Ne yazıyor kardeş? 

Senin ya da patronun astığı yazı, hukuktan üstün mü! Hiçbir geçerliliği yok o tabelanın. Mal zarar görmemiş, kullanılmamış, fişi var, 1 saat içinde getirilmiş, ayıptır. Bu tutum ahilik geleneğine de ticaret hukukuna da ters. Neyse ki haklarını bilenler mücadelesini sürdürüyor. Kurnaz esnaf da öğrenecek. Müşteriye saygıyı, hakkı hukuku... Esnaflığın yalnızca dükkan açıp oturmak olmadığını idrak etmeli.

Öte yandan kızdığın üç harfli market, değişimmiş, iadeymiş yardımcı olmak için seferber oluyor. Zincir mağazalar desen öyle... İşini sorunsuz halletmek varken, mahalledeki kurnazı kim ne yapsın? Üstelik internetten alışveriş zirvedeyken! 

Elbette beş parmağın beşi bir değil. Her esnaf edepsiz değilse her market de kusursuz değil. Ancak ahilik kültürünün diri tutulması, satıcı ve müşteri hakkının yasalarla karşılıklı korunurken, bu hakların herkese izah edilmesi lazım. Çözülmeler vakitlice önlenmeli.