Uzun bir süre bir besin tüketmediğimiz zaman sadece midemiz değil aynı zamanda ruh halimizde değişebiliyor. Gün içinde tükettiğimiz öğünlerin gecikmesi ya da azalması sonrası huzursuzluk hissi birçok kişide meydana gelen bir durum. Peki açlık gerçekten insanı sinirli yapabiliyor mu diye araştırmalar yapıldığında açlığın sadece fiziksel değil aynı zamanda zihinsel ve hormonal bir süreç olduğu ortaya çıkıyor.
Vücudumuz enerjiye ihtiyaç duyduğu zaman ilk kullanılan kaynaklardan biri şeker olarak karşımıza çıkıyor. Beynimiz yeterli enerjiyi almadığı zaman odaklanmada zorluk yaşayabilir ve bununla birlikte sabrımız da azalabilir. Çünkü düşük enerji seviyesinde beyin alarm modunda çalışmaya başlar. Bu durumun en önemli nedenlerinden biri hormonlar. Açlık sırasında vücut enerji üretmek için stres hormonlarını devreye sokarken bu durumda ise adrenalin ve kortizolde artış yaşanabilir. Kişi böyle bir durumda kendisini daha huzursuz ve aynı zamanda daha tahammülsüz hissedebilir. Bazı kişilerde bu durum daha belirgin yaşanırken düzensiz beslenen, uzun süre aç kalan ya da kan şekeri dalgalanmalarına hassas kişilerde sinirlilik hissi daha güçlü ortaya çıkabilir. Gün boyu sadece kahveyle ayakta durmak ya da öğün atlamakta bu süreci hızlandırır.
Açlık fiziksel belirtilerle birlikte ilerleyebilir. Baş ağrısı, hafif titreme, ellerde güçsüzlük hissi gibi birçok durumda buna eşlik ederken bazı kişilerde gün sonunda terleme ya da kalp çarpıntısı da meydana gelir. Vücut enerji bulmak için alarm haline geçmesinden dolayı hem fiziksel hem duygusal denge değişmeye başlar. İlginç olan nokta açlık hissinin herkeste aynı etkilerle hissedilmemesidir. Bazı kişiler bu durumda daha sessiz olabilirken bazı kişilerin vücudu daha farklı reaksiyonlar verebilir. Bu da kişinin metabolizması gibi birçok faktörle bağdaşabilir. Yoğun stres altında yaşayan kişilerde ise bu durumun sonuçları daha sert ve olumsuz bir şekilde ortaya çıkabilir. Bu hissin temelinde yatan bir diğer önemli faktör ise beslenme şeklidir. Sadece hızlı tüketilen karbonhidratlarla beslenmek kan şekerinin daha hızlı düşmesine neden olurken bu da açlık hissinin daha çabuk ortaya çıkmasına yol açar. Protein ve lif açısından dengeli öğünler ise kan şekerinin daha stabil ilerlemesine yardımcı olurken gün içindeki ani sinir ve huzursuzluk dalgalanmaları daha az yaşanabilir.
Modern yaşamın etkileri de bu durumu artırabiliyor. Yoğun iş temposunda öğün atlamak, geç ve düzensiz beslenmek artık çok yaygın. Tabi ki vücut bu düzensizliği görmezden gelmiyor. Enerji dengesi bozulduğunda bunu hem bedenle hem ruh haliyle de hissettirebiliyor. Sonuçta aç kalınca sinirlenmek sadece psikolojiyle açıklanan bir durum değil. Vücut enerji bulmakta zorlandığı için hormonlar ve beyin doğrudan reaksiyon verebiliyor. Bu durumun asıl nedeni ise stres değil hormonlar olarak görülüyor. Çünkü insan bedeni aç kaldığında yalnızca enerji değil aynı zamanda denge de kaybedebilir.