Aç yaşamayı öğrenmek lazım

Abone Ol

Türkiye’de yaşananlara bakarak gelişmeleri Mayıs seçimlerinden öncesi ve seçimlerden öncesi olarak değerlendirmek gerek. Mayıs seçimleri öncesi ekonomisi güçlü, her taraftan petrol ve doğal gaz fışkıran bir Türkiye tablosu, vaat üstüne vaatlerin verildiği bir tablo. Seçim sonrasında ekonomik krizin belini büktüğü, verilen vaatlerin unutulduğu zam ve vergi yağmurunun altında sırılsıklam ıslanan emekliler. Bugünün dünden pahalı yarından ucuz olduğu ekonominin altında ezilen vatandaşlar. 2023 yılı güçlü ve halkı refah içinde yaşayacak denilen Türkiye’nin umudunu 2025 yılına öteleyen bir ekonomi yönetimi. Açlık sınırının altında hayatta kalma mücadelesi veren emekli gıda, doğal gaz, elektrik, su gibi temel ihtiyaçlarını karşılamak için kırk takla atar hale geldi. Emekliler başta olmak üzere son yıllarda artan elektrik, doğal gaz ve su faturalarına karşı boğazından kesmeye başladı. Aldığı maaş yetmeyen emekli artık bir çeşit yemekle doymaya çalışıyor. Çünkü fatura ödemek zorunda. Evindeki elektrikli aletler bozulacak diye çok korkuyor. Çünkü bozulanın yerine ne yenisini koyabilir ne de tamir ettirebilir. Bunlar küçük örnekler ama insanların yaşam kalitesi düşüyor. Yıllarca çalışan emekli yıllarca vergi verdi emekliliği hak etmiş. İnsan gibi yaşaması gerekirken, yalvarır duruma geldi.

PAPAZ HER ZAMAN PİLAV YEMEZ

Ülkemizde çok kullanılan herkesin bildiği bir laf vardır. 'Her zaman papaz pilav yemez'

Tabi tüm bu gelişmeler yaşanırken 2024 yerel seçimi öncesi iktidar partisi seçmenlerinin gönlünü almak için yeni vaatlerde bulunmaya hazırlanıyor. Ama durum öyle gösteriyor ki seçmen bu sefer bu vaatlere kanmayacak gibi. Bakalım görelim papaz her zaman pilavı yiyecek mi? İktidar yoksa emekliye aç yaşamayı öğretecek mi?

 ADRESE TESLİM HİKAYE

EŞEK VE SAMAN

Nasrettin Hoca’nın bir hikâyesini anlatayım da ihtiyacı olan nasiplensin. Eşeğine verdiği samana zam gelince Hoca buna bir çare arar ne etsem ne eylesem diye düşünürken eşeğine günde bir balya saman yerine yarım balya saman vermeye karar verir. Böylece masraflarını düşürecektir. Biraz zaman geçer, bakar ki eşekte bir değişiklik yok, aynı şekilde çalışmaya devam ediyor, Hoca biraz daha hesap kitap yapar ve eşeğe yedirdiği yarım balyayı da yarıya indirir. Bakar eşek yine bir şey yokmuş gibi çalışmaya devam ediyor, eşek bildiği eşek çıt çıkarmıyor, ertesi günlerde de verdiğinin yarısını verir, sonraki günler onun da yarısını verir, eşek çalışmaya devam eder. Hoca, hesaba kitaba oturduğunda “geçmişte bu eşeğe ne kadar da masraf ediyormuşum” diye iç geçirir. Derken bir sabah kalkar bakar ki eşek nalları dikmiş. Hoca hüzünlenir, ölü eşeğinin başında “Tüh, biraz daha dayansaydın sana aç karnına çalışmayı da öğretecektim” der.