Adalet Bakanı Akın Gürlek… Emekliler de adalet bekliyor!

Abone Ol

Türkiye ilginç bir ülke…
Bir tarafta yıllardır çözülemeyen dosyalar açılıyor, faili meçhuller raftan indiriliyor, karanlıkta kalmış olayların üzerindeki sis perdesi aralanıyor…
Diğer tarafta ise milyonlarca emeklinin dosyası var.
Ne faili belli…
Ne mağduru gizli…
Üstelik bu dosya savcılıkta değil, mutfakta bekliyor.
Sayın Adalet Bakanı Akın Gürlek'in göreve gelmesinden sonra kamuoyunda sıkça duyduğumuz cümlelerden biri şu:
"Yıllardır çözülemeyen dosyalar tek tek aydınlatılıyor."
Allah daha çok başarı versin.
Çünkü adalet, sadece mahkeme salonlarında değil, toplumun vicdanında da tecelli ettiğinde anlam kazanıyor.
Fakat emeklilerin de yıllardır çözülemeyen bir dosyası var.
Adı da çok uzun değil…
"Maaş Adaleti."
Bu dosya ne zaman açılacak?
İşte milyonlarca emekli bunu merak ediyor.
---
Türkiye'de ilginç bir matematik oluştu.
Eskiden emekli olunca insanlar rahat edeceğini düşünürdü.
Şimdi çalışanlar emekli olmaktan korkuyor.
Çünkü emeklilik, ödül olmaktan çıkıp ekonomik endişeye dönüşmüş durumda.
Oysa hafızamızı biraz geriye saralım.
1990'lı yıllarda…
2000'li yılların başında…
Emekli maaşı çoğu zaman asgari ücretten yüksekti.
2000 yılında en düşük işçi emeklisi maaşı asgari ücretten yaklaşık yüzde 47 fazlaydı.
2002 yılında fark yüzde 57'ye kadar çıkmıştı.
Yani emekli olan kişi;
"Çalıştım, prim ödedim, artık biraz rahat edeceğim." diyebiliyordu.
Bugün ise tablo tamamen tersine döndü.
2025 rakamlarına baktığınızda asgari ücret 22 bin liranın üzerine çıkarken en düşük emekli maaşı yaklaşık 14 bin 500 lira seviyesinde kaldı.
Bir zamanlar çalışanın hayalini süsleyen emeklilik, bugün çalışanın korkulu rüyası haline geldi.
Demek ki yıllar içinde sadece fiyatlar değişmemiş…
Emekliliğin anlamı da değişmiş.
---
Şimdi gelelim işin en düşündüren tarafına…
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek.
Sayın Bakan ekonomi adına zor bir görev yürütüyor.
Enflasyonla mücadele ediyor.
Bütçe disiplini diyor.
Tasarruf diyor.
Rasyonel politikalar diyor.
Bunların hepsi elbette önemli.
Ama emekli de diyor ki;
"Sayın Bakan…
Biz de rasyoneliz.
Biz de matematik biliyoruz.
Market fişini hesap makinesiyle değil, gözümüzle okuyabiliyoruz."
Çünkü emeklinin hesabı çok basit.
Elektrik belli.
Su belli.
Doğalgaz belli.
İlaç belli.
Kira belli.
Pazara çıkınca fiyat belli.
Tek belli olmayan…
Maaşın ay sonuna kadar yetip yetmeyeceği.
---
Aslında emeklilerin istediği öyle astronomik bir şey değil.
Kimse lüks otomobil istemiyor.
Kimse yat istemiyor.
Kimse özel uçak istemiyor.
İstedikleri sadece yıllarca ödedikleri primlerin karşılığını alabilecekleri adil bir ücret.
Çünkü bu insanlar bu ülkenin yollarını yaptı.
Fabrikalarında çalıştı.
Tarlasında üretim yaptı.
Hastanesinde nöbet tuttu.
Okulunda ders anlattı.
Vergisini verdi.
Primini yatırdı.
Şimdi de diyor ki;
"Biz devlete görevimizi yaptık.
Devlet de bize verdiği sözü tutsun."
Bunda garipsenecek ne var?
---
Belki de emeklilerin dosyasını çözmek için yeni bir soruşturma komisyonuna gerek yoktur.
Dosya zaten açık.
Deliller ortada.
Tanık sayısı 16 milyonun üzerinde.
Suç mahalli ise market rafları.
Her gün yeniden keşif yapılıyor.
Her alışverişte yeni bir bilirkişi raporu hazırlanıyor.
Kasaya gelince de karar açıklanıyor:
"Yetersiz bakiye."
---
Bugün emeklilerin en büyük serzenişlerinden biri de seslerini duyuramamak.
Televizyonlarda ekonomi konuşuluyor.
Borsalar konuşuluyor.
Faiz konuşuluyor.
Rezerv konuşuluyor.
Swap konuşuluyor.
Ama emekli diyor ki;
"Bizim sesimiz Sayın Mehmet Şimşek'in odasına kadar ulaşmıyor galiba."
Belki de ulaşmıştır.
Ama yol üzerinde bürokratik trafik vardır.
Kim bilir…
---
Sayın Akın Gürlek…
Siz yıllarca çözülemeyen dosyaları açan isim olarak anılıyorsunuz.
Acaba emeklilerin şu "maaş adaleti" dosyasına da sembolik olarak bir el atsanız…
Belki hukuken değil ama vicdanen…
Belki de bir gün ekonomi yönetimine şöyle seslenseniz:
"Bu dosyada da kamu vicdanını rahatlatacak bir gelişme olsa fena olmaz."
Kim bilir…
Belki o zaman milyonlarca emekli, yıllardır beklediği kararın çıktığını hisseder.
---
Çünkü adalet sadece mahkeme kararlarında aranmaz.
Adalet bazen pazarda aranır.
Kasapta aranır.
Eczanede aranır.
Elektrik faturasında aranır.
Emeklinin torununa harçlık verirken cebine baktığı anda aranır.
İşte o yüzden emeklilerin talebi zamdan önce adalet.
Çünkü adalet varsa zam anlam kazanır.
Adalet yoksa rakamlar sadece istatistik olur.
---
Son söz…
Türkiye'nin çözülen her faili meçhul dosyasına hepimiz seviniriz.
Adaletin tecellisi herkesin ortak arzusudur.
Ama milyonlarca emekli de artık kendi dosyasının raftan indirilmesini bekliyor.
Dosyanın adı belli…
"Maaş Adaleti."
Faili meçhul değil.
Mağduru da gizli değil.
Dosya kapanmayı değil…
Hak ettiği adil kararı bekliyor.