in ,

‘Ağlama değil çalışma günü!’

DSP Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Karakülçe, depremin ardından sorunları çözmek için daha hızlı ve daha gayretli adımlar atılması gerektiğini ifade etti

dsp-her-kosula-hazirlikli-bir-parti

İzmir, geçtiğimiz hafta yaşanılan 6,9 büyüklüğündeki depremin yaralarını sarmaya devam ediyor. Yaşanılan afetin ardından Türkiye bir kez daha ‘deprem’ gerçeği ile yüzleşirken konuyla ilgili bir açıklama da Demokratik Sol Parti’den (DSP) geldi. 17 Ağustos depremi sırasında partilerinin iktidarda olduğunu hatırlatan DSP Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Karakülçe, “O dönemde hükümet, yaraları sarmak için var gücüyle çalışmıştı. Şimdi de aynısını görmek istiyoruz” dedi.

Deprem konusunda yapılan çalışmaların daha hızlı, daha gayretli ve vatandaşın sorunlarına çözüm odaklı olacak şekilde gerçekleşmesi gerektiğinin altını çizen Karakülçe, “Bu doğrultuda her türlü yardım kanallarının açık olması gerektiğini düşünüyorum. Ne yazık ki depremle birlikte özellikle Bayraklı ve Bornova bölgelerinde ciddi mağduriyetlerin yaşandığını gözlemledik. Çok fazla kişi ömürleri boyunca her şeyini ortaya koyarak hazırladıkları evlerinden çıkmak, o anılarını, yaşanmışlıklarını terk etmek zorunda kaldı. Ömrü bir ev alma mücadelesiyle geçen insanların bu depremde o evleri de ellerinden gitti. Bununla ilgili acilen hiçbir bahane gösterilmeden onların hatıratlarına ulaşabilecekleri ve sorunlarını giderici tedbirler alınmalı” dedi.

SUÇ ATIYORLAR’

Bundan sonraki süreçte izlenilecek yol haritasının çok büyük bir önem arz ettiğini de sözlerine ekleyen Karakülçe, “Aşağı yukarı yıkılan binaların çoğunu geçmiş dönemde işaretlendiği ve bunların tespitli olduğu bilgisine ulaştık. En ufak bir hasarda binaya girmeyi yasaklayabilen zihniyetler ama belediyedir ama devlettir… Herkes suçu birbirine atıyor. Her şeyi geçtik, her depremde biz bu kadar vatandaşımızı kaybetmek zorunda mıyız? Eğer ki bu kişilerin sorumlusu devlet ya da belediyeyse ve diğer taraf bunu biliyorsa oralar ağlama mekanı değil! Ne yaparsanız yapın ancak bunların önüne geçmek için toplumda inisiyatif kullanın. Her olayda ‘Gerekirse önüne yatarız’ deniliyor ya… Evet, gerekirse önüne yatılsın. Çalışılsın. Giden canların telafisi yok. O canlar kolay yetişmedi. Adamcılığa, kayırmacılığa fırsat verilmeden her makamdaki yetkililer sağlam yapılara vatandaşlarımızı kavuşturmak zorunda” diye konuştu.

SEFERBERLİK ŞART’

Depremin ardından yaşanan yardımlaşma çalışmalarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Karakülçe, “Yapılan yardımlara belki ‘eksik’ diyebiliriz ancak ‘kötü’ asla diyemeyiz. Eminiz ki herkes elinden gelenin en iyisini yapmaya gayret ediyordur. Ancak hükümet tarafından yapılan desteklerin yeterli olmadığını gözlemliyoruz. Ayırılan bütçe yaraya merhem olmayacak kadar küçük bir rakam. Ama diğer taraftan belediye kendi imkanları çerçevesinde bir şeyler üretmeye, toplum kaynaklarını seferber etmeye çalışıyor. Bunlarla ilgili daha önce yaşadığımız bağış kampanyalarında başlarına gelen durumların tekrar yaşanmaması için muhtemelen mücadele de ediyorlar. Ancak bu işlerin artık korku ve çekinme kaldıracak bir tarafı yok. Herkes bulunduğu alanda varı yoğu seferber etmek zorunda” ifadelerini kullandı.

PAYLAŞMAYI HATIRLATTI’

Türkiye’nin daha önce de bu tarz afetlerle yüzleşmek zorunda kaldığını söyleyen Genel Başkan Yardımcısı Karakülçe, “17 Ağustos 1999 depreminde DSP iktidardaydı. O dönemde vatandaşlarımızın evlerini yaptırılıp teslim edilmişti. Aynı şeyi bu hükümetin de vakit geçirmeden yapması, vatandaşlarımıza ‘Evleriniz yapılıp sizlere teslim edilecek. Her şeyinizde yanınızdayız’ demesi gerekiyor. Her depremde kendimize bir takım sonuçlar çıkarıyoruz. Pandemi bize üretmeyi öğretmenin önemini göstermişti. Bu deprem de bize paylaşmamız gerektiğini tekrar hatırlattı. Yanı başımızdaki komşumuzun kapısını çalmamız gerektiğini öğretti. Toplum buna da karşılık veriyor. Tabiat da, çağ da, zaman da yeri geldiğinde bize gerekli uyarıları yapıyor. Önemli olan bunları anlamak ve bundan sonraki süreci bu doğrultuda şekillendirmek” dedi.

KARTVİZİTLE ATANAMASIN’

Yaşanılan depremin ardından TBMM’de Deprem Araştırma Komisyonu kurularak üyelerden bir rapor hazırlanması istenildi. Konuyla ilgili “Fay Yasası’nın muhakkak olması gerektiğini düşünüyoruz” diyerek açıklamalarını sürdüren Karakülçe, “Ancak bizim şöyle bir sıkıntımız var: Her afet döneminde ya da yaşanılan bir sıkıntı döneminde sorunlar dile getirilir ve komisyonlar kurulur. Sonuçta da bir takım verilere ulaşılır. Bizler, artık hiç kimsenin kartvizitleriyle bir yere atanamaması gerektiğini düşünüyoruz. Kartvizitiyle hiç kimse belediyelerde, bakanlıklarda bir göreve gelememeli. Asıl o zaman yasaların işaret ettiği hükümler uygulanabilir. Yoksa senin ya da benim adamım mantığıyla işler yürüdüğü sürece bu acılar ne yazık ki daima gündemimizde olur. Sözlerimi tamamlarken, depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına sabırlar, yaralılarımıza da acil şifalar diliyorum. Umarız ki bu acıları bir daha yaşamayız” diye konuştu.

YAĞMUR GÜLÜ / ÖZEL HABER

yapilandirma

Yapılandırmanın nedeni borçlar mı?

deprem-yardim

Tuğçe Öktem ve ekibinden depremzedeler için örnek dayanışma