Ekonomi

Akraban varsa yaşasın tatil!

Artan konaklama fiyatları ve masraflar yerli tatilciyi arayışlara yöneltti. Şimdilerde deniz ve güneş keyfi yapmak isteyenler akraba ve arkadaşlarına gidiyor

Abone Ol

Nihat AK/EGE TELGRAF- Vatandaş tatili akrabalarının yanında yaparken turizmci rekor masalları dinliyor; borçlu oteller satış tabelası asıyor, sektör de turist de artık gerçek denge istiyor.

Türkiye’de iç turizm, 2026 yılının ilk çeyreğinde 2009’dan bu yana en düşük geceleme seviyesine geriledi. Bu süreçte 11 milyon kişi seyahate çıkarken, toplam geceleme sayısı 73 milyonda kaldı. Veriler, yerli turistin otellerden uzaklaşıp arkadaş ve akraba evlerine yöneldiğini, turizmdeki kalabalığın konaklama tesislerinin doluluklarına yansımadığını ortaya koydu.

Ege Telgraf’a özel değerlendirmelerde bulunan İzmir Otelciler Odası Başkanı İbrahim Veral ile Bodrum Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği Onursal Kurucu Başkanı Serdar Karcılıoğlu, verilerin perde arkasındaki çarpıcı tabloyu gözler önüne serdi. Turizm sektöründeki yapısal sorunları, bozulan maliyet dengesini ve yerli turistin otellerden uzaklaşmasını değerlendiren iki isim, sektörün yeniden ayağa kalkması için çözüm önerilerini de sıraladı.

AKRABALAR AKILLARA GELDİ

2026'nın ilk çeyreğindeki doluluk oranlarının iç açıcı olmadığını kaydeden İzmir Otelciler Odası Başkanı İbrahim Veral, “TÜİK verileri, yerli turistin seyahat ettiğini ancak otelde konaklamaktan uzaklaştığını açıkça gösteriyor. Toplam 73 milyon 622 bin gecelemenin 59 milyon 228 bini arkadaş veya akraba evinde yapılırken, otellerde yalnızca 5 milyon 652 bin geceleme gerçekleşti. Ortalama geceleme süresinin 5,2 güne gerilemesi ve 2009’dan bu yana en düşük seviyenin görülmesi sektör açısından ciddi bir uyarıdır. Harcamalardaki yüzde 33,9’luk artış da gerçek büyümeden çok yükselen fiyatları yansıtıyor. Yerli turist, konaklama maliyetleri nedeniyle yakınlarının kapısını çalıyor” sözleriyle verilerin akraba ve yakın arkadaşlara olan ilginin seyahatlerde arttığını ortaya koydu.

TURİZMDE DENGE ŞART

Turizm yatırımları, sektörün maliyetleri ve yerli turistin alım gücü arasında denge kurulması gerektiğini vurgulayan Başkan Veral, “Turizmin sürdürülebilir dinamikleri olmalı ki yatırımcı önünü görebilsin. İzmir gibi bir metropolde ciddi bir turizm planlaması bulunmuyor. Yatırımcı nerede otel ya da tesis yapacağını, yatırımını ne zaman geri alacağını ve hangi bürokratik sorunlarla karşılaşacağını bilmiyor. Konuttan veya iş hanından bozma otellerle güçlü bir turizm ekonomisi kurulamaz. Yeni otellerin yapılması, eski tesislerin yeniden ekonomiye kazandırılması için teşvikler sağlanmalıdır. Turizmciler bacasız sanayicidir ancak kaynaklarını hesapsızca harcayan insanlar değildir. Gereksiz maliyetler fiyatlara yansıyınca vatandaş otel yerine akraba evini seçiyor. Yatırım maliyetleri düşürülür, yurttaşın alım gücü artırılırsa sektörde gerçek denge sağlanır. Bu denge kurulmadan ne yatırımcı kazanabilir ne de vatandaş tatil yapabilir” sözleriyle destek ve planlama çağrısında bulundu.

AKRABALAR KALABALIKLAŞTI

Turizm merkezlerine giden yerli turistin otellerde kalmadığını belirten Bodrum Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği Onursal Kurucu Başkanı Serdar Karcılıoğlu, “Otellerde 15 Temmuz itibarıyla bir miktar hareketlenme başladı. Ancak bu hareketlilik sürse sürse 25 Ağustos’a kadar devam eder. Bir buçuk aylık, bilemediniz iki aylık bir sezondan söz ediyoruz. Bu dönemde bile doluluk yüzde 65’ler civarında. Dünyanın hiçbir yerinde iki ay çalışan bir otel, on iki ay ayakta kalamaz. Bodrum’da yollarda yürünemeyecek kadar kalabalık var ama bu yoğunluk otel müşterilerinden kaynaklanmıyor. İnsanların büyük bölümü eşinin, dostunun veya akrabasının yanında kalıyor. Geçmişte yüzde 15-20 dolulukta olan ikinci konut siteleri bugün neredeyse tamamen dolu. Her ailede iki üç araç bulunması trafiği felç ediyor. Yukarıdan bakıldığında Bodrum turistten kırılıyor gibi görünüyor, ancak kalabalığın önemli bölümü ikinci konut sahipleri ile onların ağırladığı misafirlerden oluşuyor. Otel fiyatlarını karşılayamayan yerli turist, tatil ihtiyacını arkadaş ve akraba evlerinde gidermeye çalışıyor. Bu nedenle sokaktaki kalabalık otellerin dolu olduğunu göstermiyor artık” dedi.

ORTA DİREK GÜÇLENDİRİLMELİ

Yerli turistin akrabalarına yük olmadan rahat bir tatil geçirebilmesi için iktidarın gerçekçi politikalar üretmesi gerektiğine dikkati çeken Karcılıoğlu, “Vatandaş tatil yapmak istiyor ancak alım gücü düştüğü, maaşlar yetersiz kaldığı için otel yerine eş, dost ve akraba evine yöneliyor. Bunun değişmesi için otel fiyatları rekabet edebilir seviyeye indirilmeli, enerji, gıda, personel ve finansman maliyetleri azaltılmalıdır. Döviz üzerindeki baskı kaldırılmalı, orta direk yeniden güçlendirilmelidir. Asgari ücret ve genel ücret düzeyi insanca yaşamaya imkân vermeli, vergi sistemi dar gelirlilerin yükünü hafifletmelidir. Sosyal devlet, vatandaşın dinlenme ve tatil hakkını da gözetmeli; turizmde gerçekçi, adil ve sürdürülebilir politikalar kararlılıkla uygulamalıdır” sözleriyle yapılması gerekenleri ifade etti.

VEFANIN SONU YAKLAŞTI

Turizm tesislerinin finansal açıdan büyük bir çıkmazın içinde olduğuna vurgu yapan Karcılıoğlu, “Pandemi sonrasında otellerin kredi borcu 14,5 milyar doların altına inmedi. Yüksek finansman maliyetleri, artan işletme giderleri ve kısa sezon nedeniyle işletmeler borçlarını çeviremez hale geldi. Bankalar, otel sahibi olmamak için iflas aşamasındaki tesislerle beş, yedi ve on yıllık ‘vefa anlaşmaları’ yaptı. Ancak bu süreler sona eriyor. Daha önce gizli satışta bulunan yaklaşık 1.500 otel açıkça alıcı bekliyor. Bugün Türkiye’de satışa çıkarılmamış otel yok denecek kadar az” değerlendirmesiyle otelcilerin borç batağında olduğu değerlendirmesini yaptı.

TURİZCİLERDEN SON UYARI!

Turizmcinin uyarı ve çözüm önerilerine kulak asılmadığı için kötü bir tablonun oluştuğuna değinen Başkan Karcılıoğlu, “Pandemiden bu yana artan kredi borçlarını, yükselen maliyetleri, yerli turistin alım gücü kaybını ve sezonun kısaldığını defalarca anlattık. Ancak turist sayıları üzerinden sürekli rekor hikâyeleri yazıldı; gerçek doluluklar, geceleme süreleri ve gelir kaybı gizlendi. ‘Enseyi karartmayalım’ söylemi sorunları çözmedi, yalnızca erteledi. Yetkililer artık gerçeği kabul etmeli, sektörü şeffaf verilerle yönetmeli, gecikmeden kalıcı önlemler almalı ve sektörün sesine kulak vermelidir” sözleriyle yetkililere son bir uyarı gönderdi.