Alt yapı şart bu alemde! İşte hoca, işte futbolcu

Abone Ol

Altınordu'nun aynısı. Amatör kümede oyuncu yetiştiren, alt yapısı mükemmel Pınargücü'nün, maşallahı var. Futbolda nankörlük, vefasız ve nazar, vardır, inanırım. Sevgili başkanım, Eşrefpaşa'nın delikanlılarından Altınordu'nun her şeyi, sadece kulüp başkanı diye geçiştirmek haksızlık olur, nankörlük olur, vefasızlık olur. Yurtdışında ve de ülkemin liglerinde onlarca sporcu ruhu almış, kaliteli, karakterli sporcular yetiştirdiler. Kimin sayesinde. Tabii ki de Seyit Mehmet Özkan sayesinde. Genç takımında formasını şerefli giydiğim Altınordu'yu aldı, bir yerlere getirdi. Şimdi profesyonel takım zorlanıyor diye, tükaka etmek de neyin nesi. Bunca yaptıkları yetmez mi ? Ayrıca ekmeğini yediği suyunu içtiği Eşrefpaşa'yı da unutmadı. Semtinin takımı İzmirspor'a, Altınordu Torbalı Serpil Hamdi Tüzün Sahası'nı verdi, açtı kapılarını ardına kadar. 3.lige, profesyonel liglere en yakın sahada, konumda oynasın diye. Keşke tüm İzmir takımları böyle birlik beraberlik içinde olsa. Birbirlerine futbolcu, sporcu takviyesinde, jestinde, kolaylığında bulunsalar. Fena mı olur ? İzmirspor Kulüp Başkanı Mustafa Kılıç'a ve de çabaları için yönetim kuruluna, emeği geçenlere çok teşekkür ediyorum: İzmir'imin sporu adına. Geçmişte bir lobi lakırdısı vardı. Aşağı 'Bizim lobimiz yok ki' yukarı 'Onların lobisi var ama'. Bu laflarla büyüdük. Çok güzel, beğendiğim bir kelime olan 'bizim' sadece ve sadece bu lobi muhabbetinde kullanırlardı. Biz yoktu ben vardı çünkü. Gazeteye çıkma sevdasıydı bunun özeti. 'Bizi' unutur çok da 'bencil' olurlardı. Kendi kulüplerini düşündüklerinden değil, bireysel, ferdi, şahsi, bizzat kendilerine yontarlardı. Başarısızlıklarını, iş bilmezliklerini örtmek için kullandılar. Halen daha bu lakırdı, başka türlü devam etse de. Bazı yerlerde, bitmedi bitmez. Bizleri kullanmış oldular bir bakıma. Lobili, lobisiz çok başlık attık, haber yaptık. Pişmanlık değil ama, ekmeklerine yağ sürmüşüz. Bilmem ki kimlerin lobisi varsa. Bizim de İzmir'imizin de bir geçmişi var. Rahmetli, güzel insan, başımın tacı, 'Taçsız kral' Metin Oktay kaptanımın kitaba girmiş sözü vardır. Şimdi de bahane uydurmayalım. 'Sen iyi olursan, iyi takımsan, iyi futbolcu isen, hakemi de sahanın çamurunu da yenersin'. Bu diyen, hem de defalarca gol kralı oldu. Bilmem anlatabildim mi ? Ayrıca 'Alt tarafı sadece 90 dakika değil ki bir maç, izle bitsin'. Öncesi ve sonrasıdır aslolan. Gördüklerim, izlediklerim tarihe not olarak kalsın. Burhanettin Basatemür hocam da zaten alt yapısı ustası, gençlere değer verir sever. Hal böyle olunca da.

ADEM, BERAT İLE ENVER SAHADA

İzmir'de bir futbolcu sivrile görsün hemen İstanbul veya Ankara anında kapardı. Biz de ağzı açık bakardık. Hatta amatör kümeden, gençleri alıp giderlerdi. İki yıl sonra, gazetelerde boy boy fotoğrafları çıkar, röportajları yapılırdı. Öyle bakar kalırdık. Her giden de yıldız olmazdı zira. Kaybolup gidenler de oldu. Daha çok erkendi çünkü. 'Altınordu'nun amatör kümedeki versiyonu Pınargücü' diye de yazmıştık. Bir de 'Her şerde bir hayır vardır' diye de. Aynı yerde eş zamanlı buluştular, gündeme geldi şimdi. Karşıyaka mesela, Kaf Sin Kaf. Yıllardır, özellikle son dönemlerde 3.ligde. Hep dışardan futbolcu getirirdi. Hem de yüksek ücretlerle. Bir de borçlanırlardı. Birçoğu havalara girmekten oynamazdı. Tecrübeliler ya. Devir tersinde dönmeye başladı. Maden, altın, cevher, pırlanta olan gençlerdir aslında. Fark edildi sonunda. Yollarını, bahtlarını, açmak gerek. Karşıyaka, ilde, ilçelerde, kendi sokağında, mahallesinde, semtinde, yakındakilerde mesela. Onlarca amatör kulüp var, içleri güçleri oyuncu yetiştirmek. Gören var mı, bilen var mı, bakam var mı? Sekiz oyuncu ceza alınca, gençlere de yol açıldı. Bu saatten sonra da nerden bulacaklar. Karşıyaka - Bornova1877, 3.lig maçı. Forma şansı buldular, sabretmek gerek diye yazmıyorum. Bazı abileri gibi 'kendilerini vazgeçilmez sanmalarından', 'Ben oldum, tamam biz olduk artık' demelerinden endişe ediyorum da ondan. Şımarmayın gençler, büyük düşünün, gelecek haftalara değil. O ana bakın, tadını çıkarın. Dikkat edin sağlığınıza, yaşantınıza. Bugünler bir daha geri gelmez. Özellikle BAL'da öyle paralar dönüyor ki. Siz onlardan daha kalitelisiniz, daha iyi olacaksınız. Hocalarınız, büyüklerinizi dinleyin. Tribünleri de çok güzel tavsiyeler de gelir. Kötü olabilenleri, duymamazlıktan gelirsiniz, olur biter. Özellikle Adem, öyle bir pas verdi ki, ara pası gel de atma cinsinden. Hamza da fırsatı iyi kullandı, top ağlarda. Bu kadar işte. Aslında futbol basit bir oyun. Akıl işi, zeka işi.

AKDEMİR İLE KARADAĞ TRİBÜNDE

İşte bu alt yapısı mükemmel Pınargücü'nden üç yıldız aday adayı, Karşıyaka ile Bornova'ya. Karşılıklı öyle bir oynadılar ki, gözlerimiz fal taşı gibi açıldı. Maşallah, Allah nazarlar saklasın, nazar da değmesin. Nazara inanırım, başkasına değil. Bornova 1877'de Enver Büyükdere 2007 doğumlu. Karşıyaka'da da Âdem Yeşilyurt 2007'li, Berat Şahin de 2005'li. İkisi 18, biri 20 yaşında. Tam vakti. Oynayın gençler, memleketim futbolcu görsün, İzmir'im de tekrar coşsun. Tribünde de iki alt yapı mimarı, antrenör, teknik adam, yetiştirici, hoca. Onlar da ayrı bire heyecan verdi. Kolay mı öğrencileri sahada. Büyük sınavda. Gözlerinden anlaşılır zaten. İkisi de düzgün insandır. Sevgili, saygıdeğer hocalarım, liyakatli, sabırlı, kaliteli, karakterlilerdir. Hele ki bu devirde net bir şekilde yazmak pek de uygun olmasa da. Pişman olmak da var. Yok, onlar sonradan değişenlerden değil. Benimki de cesaret işi ama. Haklarıdır valla, hakemlik de bana bunu verdi. 'Alınterlerini teslim etmek gerekmez mi ?' Bu kişiler, mümtaz insanlar Pınargücü'nden Yalçın Akdemir ile Buca Gençlerbirliği'nden Bedrettin Karadağ'dır TÜFAD üyeleri, teknik adamlar. U-14 Milli takım seçmenlerinde de bu iki isim var, bu konuyu da tafsilatlı yazarız. Maçta, sadece Âdem, Enver ile Berat yoktu ki. Konya'dan 4.hakem Yiğit Bora Çağırgan'ı çok beğendim. Çok yardımcı oldu, hakem üçlüsüne. Pek alışkın değilim de. Ondan yazasım geldi. Sakin, rahat, vücut dili harika, sinir sıfır, tıpkı Çağlayan Kökkılınç, Çetin Sarıgül gibi. Ama lütfen bu hemen 'Hep 4.hakemlik verin anlamına gelmesin', düdüğünü de merak ettim. İzlemek isterim. Uşak'tan gözlemci Veli Karakaya kardeşimi de görmek için Manisa'dan gelen Şeref Topaç hocamı da görmüş oldum. Hep bu, maçlar sayesinde. Gitmezsen göremezsin. İkisi kankadır. Görevli olmadığı halde koltuk değneği ile geldi arkadaş hatırına hem de. Hareket de iyidir, düşmüş diz kapağı ağır derecede hasarlı Geçmiş olsun 'Şerefli hocam' geçmişte de böyle derdim Şeref Topaç'a. İzmir soğu, akşam vakti. Manisa'ya trenle döndü. Sevda böyle bir şey, bir kokusunu aldın mı bırakamazsın ki. Zaten sevmeyen, saygı duymayan top da oynamasın, hakemlik de yapmasın. Biz bir kocaman aileyiz, ben yok biz varız.