Seyahat

Arabaya gerek yok! İZBAN’la dağ kokusu: Piknik, yürüyüş, manzara yani tam gün huzur

İzmir’den 2 saat uzaklıkta, çamların arasında kaybolmuş bir yayla… Şehrin gürültüsü geride kalıyor, kuş sesleri, serin rüzgâr ve dağ kokusu sizi karşılıyor. Yaprakların sarardığı, sisin tepeleri sardığı Ekim sabahlarında Yazıbaşı Yaylası bambaşka bir dünya gibi. İZBAN’la ulaşılabilen bu rota, arabasız doğa yürüyüşü yapmak isteyenler için mükemmel bir sonbahar molası

Abone Ol

İrem KAYA - EGE TELGRAF/ Torbalı’nın kuzeyinde, Mahmudiye ve Karakuyu köyleri arasında yer alan Yazıbaşı Yaylası, 850 metre rakımda geniş çam ormanlarıyla çevrili. Yaylanın havası yazın serin, sonbaharda ise bambaşka bir renkte; sabah sisleri arasında yükselen dağ gölgeleri, öğlen yumuşak güneşle altın gibi parlar. Burası kalabalıktan uzak, sessiz, tamamen doğanın sesiyle dolu bir yer. Ekim ve kasım aylarında çevre mantar toplayanlarla canlanır; köylüler sabah erken saatte ormana girer, öğleye doğru sepetlerini doldurur. Misafirler için de bu dönemde yürüyüş ve piknik huzurun en doğal hâlidir.

RAYLARLA YÜKSEĞE YOLCULUK

İZBAN’la Torbalı istasyonuna geldikten sonra istasyondan kalkan Yazıbaşı minibüsleriyle 15–20 dakikada Yazıbaşı Mahallesi’ne ulaşılır. Mahalleden sonra ormana doğru uzanan dört kilometrelik kısa bir yürüyüş yaylaya çıkar; stabilize yol keyiflidir, yol boyunca zeytinlikler, çam ağaçları ve mevsim çiçekleri eşlik eder. İzmir merkezden toplam yolculuk süresi yaklaşık bir buçuk saattir; arabasız, pratik ve doğaya yakın bir rota.

YAYLANIN SONBAHAR IŞIĞI

Sabah erken saatlerde sis çamların arasında dans eder; sessizlik içinde yalnızca kuş sesleri ve yaprak çıtırtıları duyulur. Öğlene doğru gökyüzü açılır, çam kokusu ağırlaşır; yayla çevresindeki küçük su kaynakları, taş çeşmeler ve piknik masaları manzaraya serin bir mola ekler. Ekim sonunda yer yer sararan yapraklar görünürken, kasımda kızıla dönen meşe ormanları panoramayı boyar. Bu mevsimde rüzgâr ılımandır; gündüz sıcaklık 20°C civarında seyreder, akşamları 10 derecenin altına iner ve herkes aynı cümleyi kurar: “Burada zaman durmuş gibi.”

SICAK SOFRANIN SIRRI

Yazıbaşı Köyü’nde hafta sonları kurulan küçük pazarda organik bal, tereyağı, ev yapımı peynir ve cevizli köy ekmeği bulunur. Köy kahvesinde odun sobasının yanında içilen sıcak çay, sonbaharın en klasik molasıdır. Yaylada piknik yapmak mümkündür; ancak ateş yakmak yasaktır, yalnızca taş ızgara bölümleri kullanılabilir. Yanınıza termosla sıcak salep ya da adaçayı almak iyi fikirdir; serin akşamda bu içecekler yürüyüşün keyfini ikiye katlar.

ADIM ADIM ORMAN ROTASI

Yazıbaşı Yaylası’ndan başlayan Karakuyu orman rotası yaklaşık dört kilometre uzunluğunda ve orta zorluktadır. Patika boyunca ahşap küçük köprüler ve dere geçişleri görülür; seyir noktalarından İzmir Ovası’nı yukarıdan izlemek mümkündür. Kasım ayında gökyüzü çoğunlukla açıktır; fotoğraf için en iyi ışık, sisin dağılmadığı erken saatlerdir ve ağaçların arasından süzülen güneş yürüyüşe altın bir perde çeker.

YAKINDAKİ SAKİN DURAKLAR

Metropolis Antik Kenti, Torbalı merkezine on dakika mesafede Helenistik dönemin tiyatrosu ve mozaikleriyle tarihe açılan bir kapıdır. Yedi Eylül Mesire Alanı çam ormanlarının içinde dinlenmek için idealdir. Karakuyu Göleti’ne yayladan yirmi dakikalık yürüyüşle ulaşılır; gün batımında suyun üzerinde renkler nefes keser.

SONBAHARIN TEMİZ SERİNLİĞİ

Gündüzler ılık, geceler serindir; gökyüzü tertemizdir. Yağmur nadir, sabah sisi ise sıkça görülür. Kasım ortasına kadar çadır kurmak mümkündür; su kaynakları aktığı için kampçılar için elverişlidir. Elektrik bulunmaması yaylanın doğal cazibesini korur, yıldızlı geceleri daha parlak kılar.

ŞEHRİN ÜSTÜNDE HUZUR

Yazıbaşı Yaylası, İzmir’den arabasız ulaşılabilen ender yüksek noktalardan biri. Ne turistik kalabalık ne yüksek fiyatlar var; yalnızca orman, rüzgâr ve çam reçinesinin sakin kokusu eşlik ediyor. Bir termos çay, bir tren bileti ve biraz zaman… Sonbaharın en sessiz yüzü burada, çamların arasında saklı.