Akıllı telefonlara benzer şekilde otomobiller de artık çok sayıda dijital sistemle donatılıyor. Navigasyon, multimedya, uzaktan erişim ve canlı trafik gibi özellikler internet ve hücresel bağlantılar üzerinden çalışıyor. Bu durum kullanım kolaylığı sağlarken, veri güvenliği konusunu da gündeme getiriyor. Sektörde bu alana “CARINT” yani araç istihbaratı adı veriliyor. Bu sistemler, çok sayıda araçtan elde edilen verileri analiz ederek belirli hedefleri tespit edebiliyor ve konum takibi yapabiliyor. Yapay zekâ destekli sistemler, farklı veri kaynaklarını birleştirerek detaylı profiller oluşturabiliyor.
ARAÇLAR NASIL VERİ ÜRETİYOR?
Modern araçlarda dahili SIM kartlar, GPS modülleri, Bluetooth ve Wi-Fi bağlantıları ile uzaktan erişim sistemleri bulunuyor. Fren sistemi, hava yastıkları ve lastik basınç sensörleri gibi birçok bileşen dijital olarak çalışıyor. Bu veriler tek başına sınırlı görünse de; konum geçmişi, sürüş alışkanlıkları ve park edilen yerler gibi bilgiler başka veri kaynaklarıyla birleştirildiğinde kapsamlı bir profil ortaya çıkabiliyor.
VERİLER NASIL ANALİZ EDİLİYOR?
Yol kenarı kameraları, plaka tanıma sistemleri ve ticari veri kaynakları ile yapılan çapraz analizler sayesinde bireylerin günlük hareketleri haritalandırılabiliyor. Uzmanlar, yapay zekâ destekli veri füzyonu teknolojilerinin milyonlarca veriyi kısa sürede analiz ederek anlamlı sonuçlar üretebildiğini belirtiyor.
CARINT EKOSİSTEMİNDEKİ ŞİRKETLER
Sektörde bazı şirketler araç takibi ve veri analiz çözümleri geliştirirken, bazıları araç sistemlerine erişim sağlayan teknolojiler üzerinde çalışıyor. Bu kapsamda adı geçen firmalardan biri olan Toka’nın, belirli araç modellerinin multimedya sistemlerine erişebilen bir teknoloji geliştirdiği öne sürülüyor. Bu sistemin araç konumunu takip edebildiği ve hareketlerini izleyebildiği iddia ediliyor. Şirket tarafı ise 2026 itibarıyla bu ürünü sunmadığını ifade ediyor. Rayzone’un TA9 adlı iştiraki üzerinden sunduğu çözüm ise doğrudan araca erişmek yerine farklı veri kaynaklarını birleştirmeye dayanıyor. Araç SIM verileri, WiFi ve Bluetooth sinyalleri ile kamera sistemlerinden gelen bilgiler birlikte analiz ediliyor. Ateros’un da yapay zekâ destekli veri birleştirme platformları geliştirdiği ve bu alanda faaliyet gösterdiği belirtiliyor.
ARAÇ İÇİ VERİLERE ERİŞİM İDDİALARI
İddialara göre bazı sistemler, araç içindeki mikrofonlar üzerinden seslere veya kamera görüntülerine erişim riski oluşturabiliyor. Ayrıca araç sensörlerinden elde edilen bazı verilerin, araçlara özgü tanımlayıcılar olarak kullanılabileceği ifade ediliyor. Örneğin lastik basınç sensörlerinin ürettiği veriler, araçların tespitinde kullanılabiliyor.
RİSK BELİRLİ KİŞİLERLE SINIRLI DEĞİL
Siber Güvenlik Uzmanı Osman Demircan, araçlardaki sensör sayısının arttığını ancak bazı modellerde güvenlik altyapısının yeterli olmadığını belirtiyor. Demircan, “Bluetooth gibi kısa menzilli bağlantılar üzerinden 5-10 metre mesafede dahi sistemlere erişim senaryoları testlerde gösterildi. Ayrıca araçların topladığı sürüş davranışı, kamera ve radar verileri üretici sunucularında tutuluyor. Bu sunuculara yönelik kötü niyetli erişimler de ayrı bir risk başlığı” diyor.
VERİLERİN KULLANIMI VE PAYLAŞIMI
Araçlardan elde edilen verilerin sigorta ve finans sektöründe kullanılabileceği belirtiliyor. Bu verilerin yasa dışı şekilde paylaşılması ihtimali de riskler arasında yer alıyor. Demircan, “Sıradan vatandaşlar da hedef olabilir. Kullanım verilerinin sigorta ve finans şirketleriyle paylaşılması, hatta yasa dışı biçimde el değiştirmesi ihtimali bile başlı başına sorun. Aracın nasıl ve ne kadar agresif kullanıldığı gibi bilgiler finansal sonuç doğurabilir.” ifadelerini kullanıyor.
VERİLERE ERİŞİM VE GÜVENLİK
Uzmanlara göre en kritik konulardan biri, kurumların bu verilere erişim kolaylığı. Araç verilerinin, üretici firmalar üzerinden talep edilebildiği belirtiliyor. Demircan, “Cep telefonlarından veri alınabildiği gibi, araç verileri de talep edilebiliyor. Özellikle otonom araç kullanıcılarının verileri üreticiler üzerinden sağlanabiliyor. Bu nedenle yerli ve milli teknolojilerin kullanılması, milli güvenlik anlamında da büyük önem taşıyor” değerlendirmesini yapıyor.
HÜRRİYET