Ateşin ardında kalanlar

Abone Ol

Bazen bir haber düşer gündeme ve o anda hayat durur. Televizyonun sesi kısılır, kahveler soğur, gözler uzaklara dalar. Bursa'da çıkan yangının haberi de böyle geldi. Bir yangın haberi... Ama bu sadece ağaçların yanışı değil, bir halkın iç yangınıydı. Alevler sadece ormanı, evleri değil; umutları, hatıraları, geçmişi ve geleceği de küle çevirdi. Yanan sadece ağaçlar ve toprak değil, o topraklara kök salmış hayatlar, emekler, anılar ve hayallerdi. Gözümüzün önünde, adeta bir film şeridi gibi yitip giden her şey, hepimizin yüreğinde derin bir sızı bıraktı.

BEN BİR ÖĞRETMENİM

Ben bir öğretmenim. Çocukların gözlerindeki pırıltıyla güne başlayan, umutla beslenen biriyim. Her yeni güne, yeni filizlerin yeşereceği inancıyla uyanırım. Fakat bugün umut kadar ağır bir keder de taşıyorum. Çünkü o yangında sadece çam ağaçları değil; bir annenin sabah kahvaltısı için erkenden kalktığı mutfağı, sevgiyle hazırladığı o ilk yudum kahvenin kokusu da yandı. Bir dedenin torunlarına meyve topladığı bahçesi, o bahçede yankılanan çocuk kahkahaları da küle döndü. Bir çocuğun oyuncaklarıyla oynadığı odası, hayaller kurduğu köşesi de alevlere teslim oldu. O alevler sadece çatıları değil, yaşamı, yaşanmışlıkları, nesillerin biriktirdiği mirası yuttu.

Bir yangının ardından geriye kalanlar sadece is, kül ve moloz yığınları değildir. Geriye sessiz kalan sokaklar, o sokaklarda dolaşan acı dolu anılar, gözleri dolu insanlar, titreyen eller ve yürek burkan sessizlikler kalır. Her şeyini kaybetmiş bir insanın bakışı anlatır en büyük acıyı. O acı, insanın içine işler, ruhunu yakar kavurur. Çünkü bazen bir cümle değil, binlerce kelimenin anlatamadığı bir bakış yakar insanı. O bakışta, bir ömrün yorgunluğu, yitirilenlerin ağırlığı ve geleceğe dair belirsizlik okunur.

Ama biz bu ülkenin insanlarıyız. Bu topraklar bizi hem zorlukla hem merhametle büyüttü. Her yangında, her afette yeniden birlik olduk, birbirimize kenetlendik. Komşusuna sırtını dönmeyen, tanımadığına da elini uzatan, "biz" bilinciyle hareket eden bir halkız biz. Şimdi de aynı birlik ruhuyla yaraları sarmalıyız. Bu acının üstesinden gelmek için omuz omuza durmalıyız.

‘YANINDAYIM’ DEMEK

Bir çift çorap, bir battaniye, sarılan bir kucak, bazen de sadece içtenlikle söylenmiş bir “Yanındayım” demek… İşte tam da bu anlarda o küçük destekler birer hayata umut olur, yaralı kalplere şifa dağıtır. Hepimiz elimizi uzatırsak, yüreklerimizi birleştirirsek, küllenen yerlerden tekrar yeşeren filizler çıkacaktır. Unutmayın, en büyük yıkımdan sonra bile hayat yeniden doğar.

Bugün yalnızca bir öğretmen değil, bir yurttaş, bir anne, bir insan olarak çağrıda bulunuyorum. Gelin, Bursa’daki ateşi yalnız bırakmayalım. El verelim, ses olalım, umut olalım. Onların acısına ortak olalım, yüklerini hafifletelim. Çünkü yanan sadece evler değil, bir halkın içidir. Ve biz, içimizi tamir etmeden hiçbir yeri onaramayız. Unutmayalım ki, bir toplumun gücü, zor zamanlarda gösterdiği dayanışmayla ölçülür. Bu ateşi hep birlikte söndürelim ve yeni umutlar yeşertelim.