Ekonomi

Avrupa kapısı açılmıyor çile katlanarak büyüyor

Vizeyi almak Avrupa kapısını açmıyor; aylarca bekleyen Türk yolcuyu bu kez biyometrik duvar, pasaport kuyruğu ve kaçan uçak riski yeni çile olarak karşılıyor

Abone Ol

Nihat AK/EGE TELGRAF- Avrupa’ya gitmek Türk vatandaşı için artık seyahatten çok sabır sınavına dönüştü. Schengen vizesi için aylarca randevu bekleyen, evrak ve ücret yükünü aşarak vizeyi alan yurttaşı bu kez Avrupa kapısında biyometrik kayıt ve saatlerce süren pasaport kuyruğu bekliyor. Ege Telgraf’a konuşan TÜRSAB Yönetim Kurulu Üyesi Kıvanç Meriç, özellikle aktarmalı uçuşlarda ciddi mağduriyetler yaşanabileceğini belirterek yolculara kritik uyarılarda bulundu. Vizeyi almak artık kapıyı açmaya yetmiyor; Türkiye’de başlayan çile, Avrupa sınırında ikinci perdeyi açıyor.

BİRİNCİ DUVAR: VİZE

Avrupa Birliği’ne girişte Türk vatandaşlarının önüne örülen vize duvarının her geçen gün sertleştiğini vurgulayan TÜRSAB Yönetim Kurulu Üyesi Kıvanç Meriç, “Vize randevusu sıkıntısı hâlâ bütün ağırlığıyla sürüyor. Vatandaş randevu bulamıyor; bulduğunda ciddi bedeller ödemek zorunda kalıyor. Aracı kurumların kontrolünde olması gereken bot sistemi devam ediyor, başvurudaki evrak sayısı da her geçen gün katlanarak büyüyor. Bazı ülkeler randevu sayısını düşürüp evrak yükünü artırırken bunun bedelini Türk vatandaşı ödüyor” dedi. Talebin karşılığının verilmediğini savunan Meriç, randevu takvimlerinin aylar sonrasına, hatta bazı örneklerde bir yılın ötesine uzadığını söyledi. Almanya örneğinin geldiği noktayı özellikle çarpıcı bulduğunu belirten Meriç, “Bugün Almanya için müracaat ediyorsunuz, bir yıldan önce sıra gelmeyebiliyor. Artık ‘önümüzdeki ay Berlin’e, Hamburg’a gideyim’ diye bir plan yapmanız neredeyse mümkün değil. Almanya’ya tatil düşüncesi bu sistemde fiilen bitmiş durumda” ifadelerini kullandı. Meriç, sorunun yalnız Almanya’yla sınırlı olmadığını, diğer Schengen ülkelerinde de randevuya erişimin güçleştiğini belirterek, “Eziyet hâlâ Türk vatandaşının omzunda” değerlendirmesinde bulundu. Vizeyi alabilmenin bile artık uzun, pahalı ve belirsiz bir sürece dönüştüğünü kaydetti.

EES KUYRUĞUN BAHANESİ

Sınır güvenliğini güçlendirmek ve giriş-çıkış takibini dijitalleştirmek amacıyla kurulan Avrupa Birliği’nin Giriş/Çıkış Sistemi EES’nin Türk vatandaşları için AB yolundaki çileyi katladığını belirten Meriç, “Schengen dışından gelen yolcu önce pasaportunu sisteme okutuyor, parmak izi veriyor, fotoğrafı çekiliyor; ardından yeniden pasaport kontrolü kuyruğuna giriyor. Üstelik aynı süreç çıkışta da tekrarlanıyor. Yoğun sezonda bu uygulama ciddi yığılmalara, saatler süren beklemelere neden oluyor. Avrupa Birliği kendi güvenliği ve giriş-çıkış kayıtlarını dijital ortamda tutmak istiyor olabilir ancak bunun bu şekilde yapılması mantıklı değil. Daha farklı teknoloji ve altyapıyla çözülebilecek bir mesele, vatandaşa çifte eziyete dönüşüyor” dedi. Meriç, “Şu an Avrupa’ya gitmek tam bir eziyet” diyerek, sistemin teknik zorunluluk görüntüsü altında yolcunun önüne yeni bir set çıkardığını, özellikle Türk vatandaşları açısından seyahati iyice zorlaştırdığını ve sıkıntının her yoğun dönemde daha görünür hale geldiğini savundu.

‘UÇAĞI KAÇIRABİLİRSİNİZ’

Avrupa’daki yoğun havalimanlarından uçacak veya aktarma yapacak yolcular için iki ya da üç saat önceden terminalde bulunmanın artık yeterli olmayabileceğini savunan Meriç, “Özellikle sezonun en yoğun dönemlerinde yolcuların minimum 4-4,5 saat önce havalimanında olması gerekiyor. Çünkü yeni biyometrik işlemler, pasaport kontrolü ve mevcut yoğunluk üst üste bindiğinde bekleme süreleri ciddi biçimde uzuyor. İnsanlar iki-üç saat önce geliyor ama yine de uçağını kaçırabiliyor; havayolu da yolcuyu beklemiyor, uçmak zorunda” dedi. Avrupa’nın önemli aktarma merkezlerinde sıkıntının daha görünür hale geldiğini belirten Meriç; Berlin, Münih, Düsseldorf ve Paris Charles de Gaulle gibi yoğun havalimanlarında zaten ciddi pasaport kuyrukları bulunduğunu, EES işlemlerinin bu yükü daha da artırdığını söyledi. Frankfurt ve Amsterdam’da azami bekleme sürelerinin 120 dakikaya, Münih’te ise yaklaşık 60 dakikaya çıktığına ilişkin verilerin tablonun ağırlığını gösterdiğini belirten Meriç, aktarmalı uçuşlarda birkaç dakikalık gecikmenin bile zincirleme mağduriyet yaratabileceğini kaydetti. Uçağını kaçıran yolcunun yeniden, çoğu zaman son dakika fiyatıyla bilet almak zorunda kalabileceğini vurgulayan Meriç, “Dört saatin altına düşmeyin; gerçekten uçağınızı kaçırabilirsiniz” uyarısında bulundu. Bu nedenle özellikle aktarmalı uçuşlarda sınır kontrolü için geniş zaman payı bırakılmasının zorunlu olduğunu söyledi.

BAŞKALARINA ÇEKTİRİLMİYOR

Avrupa Birliği’ne adaylık süreci yarım asrı aşan, Gümrük Birliği içinde bulunan ve göç konusunda Avrupa’nın yükünü hafifleten Türkiye’nin vatandaşlarının buna rağmen vize ve sınır prosedürleriyle ağır biçimde karşı karşıya bırakıldığını savunan Meriç, “Türkiye yıllardır Avrupa’yla birlikte hareket ediyor; Gümrük Birliği’ni imzalamış, geri kabul düzenlemelerinde sorumluluk üstlenmiş bir ülke. Buna rağmen Türk vatandaşı vize randevusundan pasaport harcına, yurt dışı çıkış harcından sınırdaki biyometrik kontrole kadar her aşamada yeniden sınanıyor. Avrupa’nın güvenlik kaygısı olabilir ama bunun faturası sürekli Türk vatandaşına çıkarılmamalı” dedi. Karadağ vatandaşlarının Schengen ülkelerine daha rahat seyahat edebilmesini örnek gösteren Meriç, “Türk vatandaşının çektiği eziyeti başka ülke vatandaşları çekmiyor” görüşünü dile getirdi. Türkiye’nin Avrupa’nın göç baskısını azaltan bir tampon ülke gibi kullanıldığını savunan Meriç, vatandaşın bu tablonun bedelini ödememesi gerektiğini ifade etti.

‘BAKANLIĞA ÇAĞRI’

Türk vatandaşlarının Avrupa’ya yalnızca tatil amacıyla gitmediğini; ticaret, iş bağlantıları, araştırma, eğitim ve mesleki gelişim için de seyahat etmek zorunda olduğunu belirten Meriç, “Vatandaş daha Türkiye’den çıkmadan ağır bir faturayla karşılaşıyor. Pasaportumuz dünyanın en pahalı pasaportlarından biri, bir de yurt dışı çıkış harcı ödüyoruz. Avrupa’da böyle bir uygulama yok. Kendi vatandaşımız yurt dışına çıkarken her türlü bedeli öderken Avrupalı Türkiye’ye elini kolunu sallayarak girip çıkabiliyor” dedi. Meriç, turizmden ticarete, eğitimden mesleki gelişime kadar Avrupa ile temasın Türkiye için bir tercih değil ihtiyaç olduğunu vurgulayarak, Dışişleri Bakanlığı’nın AB nezdinde seyahat prosedürlerinin azaltılması için artık ivedilikle ve sonuç alacak diplomatik girişimlerde bulunmasını istedi.