Ayrışarak değil, birleşerek kazanılır

Abone Ol

Cumhuriyet Halk Partisi bugün çok kritik bir yol ayrımındadır. Yapılan tartışmalar, sosyal medyada büyütülen kutuplaşmalar ve parti içindeki sert ayrışmalar bana 25 yıl öncesinin karanlık siyaset iklimini hatırlatıyor. O günleri yaşayanlar çok iyi bilir; birbirini yiyen, enerjisini kendi içinde tüketen bir muhalefetin bedelini bu ülke yıllarca ödedi. Bugün aynı hataları tekrar etme lüksümüz yoktur. Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik kriz, adalet sorunları, gençlerin umutsuzluğu, emekçilerin yaşadığı yoksulluk ve toplumdaki derin kutuplaşma ortadayken; Cumhuriyet Halk Partisi’nin kendi içine kapanması, birbirine düşmesi ve enerjisini iç mücadelelere harcaması en çok iktidarın işine yarar. Bugün bazı çevreler Kemal Kılıçdaroğlu üzerinden, bazı çevreler ise Özgür Özel üzerinden yeni kamplar oluşturmaya çalışıyor. Oysa mesele kişiler değil, Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarihsel sorumluluğudur. Çünkü CHP sıradan bir siyasi parti değildir. CHP, bu ülkenin kurtuluş mücadelesinden doğmuş, Cumhuriyet’i kurmuş, halkın umudu olmuş bir partidir.

YOK SAYMAK

Kemal Kılıçdaroğlu’nu yok saymak da yanlıştır, Özgür Özel’i yalnız bırakmak da yanlıştır. Kemal Kılıçdaroğlu yıllarca büyük baskılar altında siyaset yaptı. Adalet Yürüyüşü ile milyonların vicdanına ses oldu. Helalleşme siyasetiyle toplumun farklı kesimlerine ulaşmaya çalıştı. Kolay bir süreç yaşamadı. Devletin tüm imkanlarının kullanıldığı bir ortamda mücadele verdi. Eleştirilebilir, hataları olabilir; ancak emeğini ve mücadelesini yok saymak vicdansızlık olur. Özgür Özel ise bugün zor bir dönemde CHP Genel Başkanlığı görevini üstlenmiştir. Toplumun değişim beklentisini taşımakta, partiyi yeniden iktidar hedefi etrafında toparlamaya çalışmaktadır. Ona da zaman tanımak, destek olmak gerekir. Daha yolun başındayken sürekli tartışmalarla yıpratılmak istenmesi doğru değildir. Asıl mesele şudur: CHP kendi içinde kavga ederek mi büyüyecek, yoksa ortak akılla birleşerek mi iktidara yürüyecek?

EGO SAVAŞLARI

Türkiye’nin artık ego savaşlarına değil, güçlü bir toplumsal muhalefete ihtiyacı vardır. İnsanlar mutfaktaki yangını konuşuyor. Emekliler ay sonunu getiremiyor. Gençler gelecek hayali kuramıyor. İşçiler, memurlar, çiftçiler ağır bir geçim mücadelesi veriyor. Böyle bir dönemde CHP tabanının birbirine düşmesi halka umut değil, umutsuzluk verir. 25 yıl önce muhalefetin parçalı yapısı nasıl Türkiye’yi uzun yıllar tek bir anlayışa mahkum ettiyse, bugün yaşanacak benzer bir ayrışma da aynı sonucu doğurabilir. O yüzden herkes şunu anlamalıdır: Bu parti kişilerin değil, halkın partisidir. Bugün yapılması gereken şey; geçmişe saplanıp kalmak değil, geçmişten ders çıkarmaktır. Kılıçdaroğlu’na saygı duyarak, Özgür Özel’in etrafında birleşerek yürümek gerekir. Çünkü siyasette en büyük kayıp, kendi arkadaşını düşman görmeye başlamaktır. Cumhuriyet Halk Partisi’nin içinde farklı fikirler olabilir. Tartışmalar da olabilir. Bu demokrasinin doğal sonucudur. Ancak mesele tartışmanın ötesine geçip kırgınlığa, kamplaşmaya ve tasfiyeciliğe dönüşürse orada artık siyaset değil, yıkım başlar. Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu bir partinin bugün en büyük ihtiyacı; birlik, sağduyu ve ortak mücadele ruhudur. Çünkü halk artık kavga değil çözüm görmek istiyor. İnsanlar birbirine bağıran siyasetçiler değil, omuz omuza duran kadrolar görmek istiyor. Unutulmamalıdır ki CHP’nin gerçek gücü; bir kişinin değil, milyonların umudunu taşımasından gelir. O umudu kırmaya kimsenin hakkı yoktur. Bugün yapılması gereken; sosyal medya kavgalarını büyütmek değil, halkın sorunlarına yönelmektir. Emekliyi, işçiyi, çiftçiyi, gençleri yeniden umutla buluşturacak güçlü bir dayanışma ortaya koymaktır. Çünkü ayrışarak değil, birleşerek kazanılır. Ve bugün Türkiye’nin en çok ihtiyaç duyduğu şey; birleşen bir muhalefet, birbirine omuz veren kadrolar ve halkın geleceği için ortak mücadeledir.