Güncel

Azerbaycan'dan İzmir'e uzanan üretim hikayesi! Çift, topraksız tarım üreticisi oldu

Azerbaycan'daki işlerini bırakıp Türkiye'ye dönen mühendis Mustafa Mesut İlter ile mali müşavir Filiz İlter çifti, İzmir'in Urla ilçesinde kurdukları çiftlikte topraksız tarım yöntemiyle üretim yapıyor

Loading...

Abone Ol

Kimya Mühendisi Mustafa Mesut İlter ile Mali Müşavir Filiz İlter çifti, Azerbaycan'daki iş yaşamlarını geride bırakarak İzmir'in Urla ilçesinde tarım üretimine başladı. Beş yıl önce iki çocuklarıyla birlikte Türkiye'ye dönen aile, Urla'nın Bademler Mahallesi'nde kurdukları çiftlikte topraksız tarım yöntemiyle üretim yapıyor. Yoğun iş temposunu geride bırakma kararı veren çift, arazi araştırmalarının ardından 35 dönümlük bir alan satın aldı. Yapılan toprak ve su analizleri ile iklim raporlarının incelenmesi sonrasında üretim modelini topraksız tarım üzerine kurdu.

ÜZÜMSÜ MEYVELERLE ÜRETİME BAŞLADILAR

İlter çifti, bölgede kendiliğinden yetişen bitkileri inceleyerek üretim planını şekillendirdi. İlk etapta aronya yetiştirmeyi değerlendiren aile, bu ürünün topraksız tarıma uygun olmadığını tespit etti. Ormanlık alanda yabani yaban mersinlerinin yetiştiğini gözlemleyen çift, daha sonra yaban mersini, böğürtlen, frambuaz ve çilek üretimine yöneldi. Günümüzde çiftlikte üretimin büyük bölümünü yaban mersini oluşturuyor.Çiftlikte kurulan araştırma-geliştirme serasında ise kahve ağacı, çikolata meyvesi, mango ve avokado gibi farklı tropikal ürünlerin yetiştiriciliği deneniyor. Elde edilen ürünler iç piyasada satışa sunulurken, AR-GE çalışmalarıyla bölgenin iklim koşullarına uygun yeni üretim modelleri üzerinde de çalışmalar yürütülüyor.

ÜZÜMSÜ MEYVELERİN ÇİFTLİĞİ

Üretim sürecini anlatan Filiz İlter, "Biz yurt dışındaydık ve tüm hayatımızı eşimizle birlikte geride bırakmaya karar verdiğimizde ne yapacağımızı düşündük. Benim hep 40 yaşımda gerçekleştirmek istediğim bir hayalim vardı. Biz o hayalin peşinden gittik, eşim de bu hayalimi destekledi. Sonrasında bir çiftlik kurmaya karar verdik. Önce nerede yaşamak istediğimize karar verip arazi araştırmaya başladık. İzmir'de yaşamak istiyorduk. Dikili'den Çeşme'ye kadar olan arazileri inceledik. Araştırma enstitüleriyle, ziraat odalarıyla ve ziraat mühendisleriyle nasıl bir arazi seçmemiz gerektiği konusunda görüşmeler yaptık. Arazi arayışıyla dolaşırken bu yeri gördük ve çok beğendik. Ardından satın aldık. İlk başta ne yetiştireceğimize tam karar vermemiştik. Toprak ve su analizleri yaptırdık, bölgede nelerin yetişebileceğini görmek için iklim raporlarını inceledik. O dönemde topraksız tarım diye bir yöntem olduğunu öğrendik ve aronyayı topraksız tarımla yetiştirmeyi düşündük. Fakat aronyanın topraksız tarıma da uygun olmadığını anladık. Arka taraftaki ormanı gezerek orada nelerin yetiştiğini keşfetmeye başladık. Yabani mersinlerin olduğunu gördük. Böylelikle 4 farklı üzümsü meyve yetiştirmeye karar verdik ve burası bir üzümsü meyve çiftliği haline geldi" diye konuştu. Üretimde sürdürülebilirliğe önem verdiklerini belirten İlter, "Ar-Ge seramız da bulunuyor. Burada farklı tropikal meyvelerin yetiştiriciliğini deniyor, serada daha farklı neler yapabileceğimize yönelik çalışmalar yürütüyoruz. Tüm bunları, ileride nasıl daha verimli üretim alabileceğimizi, nereye yönelmemiz gerektiğini ve bu iklimde daha farklı nelerin yetiştirilebileceğini görmek amacıyla yapıyoruz. Çiftliğimizi kurarken sürdürülebilirliğe, su ve enerji tasarrufuna ağırlık verdik" dedi.

YAĞMUR SUYU VE GÜNEŞ ENERJİSİ KULLANILACAK

Kurdukları drenaj sistemi sayesinde yağmur suyunu depolayabildiklerini belirten Filiz İlter, "Yağışlı dönemlerde ve sonrasındaki süreçte tüm sulamamızı topladığımız yağmur suyuyla gerçekleştirebildik. Ayrıca güneş enerjisi panelleri kurmak için izin aşamalarının sonuna geldik. Önümüzdeki günlerde panelleri kurduğumuzda kendi enerjimizi kendimiz üreteceğiz. Ar-Ge çalışmalarını çok önemsiyoruz. Bu çalışmaları sadece kendi içimizde yapmıyoruz. Akademik çalışma yürütmek isteyen üniversitelere ve öğrencilere de kapılarımız açık. Şu an bir otomasyon sistemimiz var fakat uzun vadede iklimlendirme, sulama ve gübreleme sistemlerini tamamen akıllı teknolojilerle yönetmeyi hedefliyoruz" ifadelerini kullandı. İnsanları doğayla buluşturmayı amaçladıklarını ifade eden İlter, "Yaban mersini hasadı sırasında burada 55-60 kişi çalıştı. Aslında ekonomiye inanılmaz bir katkımız var. Nitelikli üretim yapıyoruz, ürünlerimizden katma değerli farklı ürünler elde ediyoruz. Bunların hepsi hem istihdamı artırıyor hem de ülke ekonomisine katkı sağlıyor" dedi.

"BOŞ TARIM ARAZİLERİ DEĞERLENDİRİLEBİLİR"

Çiftliğin kuruluş sürecinde çeşitli zorluklar yaşadıklarını belirten Mustafa Mesut İlter ise "Bunların bir kısmı sektörde oturmuş bir standart olmayışından, bir kısmı da mevzuatla ilgili yaşadığımız problemlerden kaynaklandı. Yola çıkışımız biraz hobi amaçlıydı ama bir yandan da bu bölgede çok fazla boş tarım arazisi var. İnsanların çoğu maalesef kahvede, evinde otururken o tarım arazilerini boş gördükçe benim yüreğim sızlıyor. Hem çevremize katkı sağlayalım hem de örnek olalım istedik. Çünkü ürettiğimiz ürünlerin bir kısmı ihraç edilebilir değeri olan ürünler. Bu bölgedeki çiftçilerin de boş duran arazilerde bu yatırımları yapabileceğini düşünüyorum" ifadelerini kullandı.