Nihat AK/EGE TELGRAF- İngiliz sivil toplum kuruluşu OXFAM’ın açıkladığı, "eşitsizlik raporu"na göre, sayıları bir elin parmakları kadar olan insanın serveti her saat 14 milyon dolar artıyor. Sadece beş isim son dört yılda servetini 2 ye katlarken 5 milyar insan bu dönemde yoksullaştı. Dünya nüfusunun yüzde 60'ını oluşturan kesimin maaşları reel olarak değer kaybetti. Türkiye'deki gelir dağılımındaki eşitsizlik ise derin yoksullaşmayı tetikleyen en büyük unsur konumunda. 

Kartlı ödemeler nisanda 1,1 trilyon lirayı aştı Kartlı ödemeler nisanda 1,1 trilyon lirayı aştı

DAĞILIMDA BÜYÜK SIKINTI

Türkiye ve dünya genelinde ekonomik eşitsizliğin artış gösterdiğini vurgulayan ekonomist Dr. Turgay Bozoğlu, “Küresel olarak, zengin ülkeler rekor seviyelere ulaşırken, kutuplaşma ve eşitsizlik küresel sorunlara yönelik çözümleri engellediğinden daha yoksul ülkeler geride kalıyor. Bir Afrika ülkesiyle Avrupa ülkesi Almanya arasındaki refah farkı çok artış gösterdi. Ama Avrupa ülkelerinin kendi arasındaki veya Almanya’nın şehirleri arasındaki dengeler de değişti. Servet dağılımındaki eşitsizlik çok fazla yayıldı. Dünyada da zenginlerden bir defalığına servet vergisi alınması gündemde. Bir fon oluşturulup yoksulların sağlıktan eğitimine kadar birçok sorunun çözülmesine katkı verilmesi planlanıyor. Türkiye'nin de çok dikkat çekici bir durumu var. Türkiye hem servet hem gelir dağılımında da en eşitsiz ülkelerden birisi. Aile Bakanlığı ve belediyelerden yardım alanların toplamı ele alındığında ciddi boyutta yardımla geçinen yurttaşımız var. Nüfusumuzun yüzde 25’ini oluşturuyor. Her dört kişiden biri neredeyse yardım alıyor. Bu çok kötü bir tablo. Gelir dağılımında da servet durumunda da bir dengesizlik var. Yüzde 20'lik bir nüfus gelirlerin yüzde 50’sini alıyor. Yüzde 80’lik bir kesim diğer kalan yüzde 50’yi paylaşıyor” dedi. 

TÜKETİMDE CARİ AÇIK 

Cari açıkta bir çarpıklığın olduğuna dikkati çeken Dr. Turgay Bozoğlu, “Pandemiyle üretim ve tedarik zinciri koptu. Toparlanma sürecinde yüksek teknoloji kullanan ülkeler önemli yol aldı. Daha geleneksel üretim yapan ülkeler ve kurumlar daha geride kaldı. Teknolojiye dayalı işler yapamıyorlarsa orada çok kalkınmak mümkün olmuyor. Ama öbür taraftan karanlık fabrikalar, yapay zeka devrimi gibi çalışmalar yürütenler farkı açıyor. Farkın açılmasında bir numaralı etken teknoloji. Hollanda yüzölçümü açısında Türkiye'nin on dokuzda biri. Nüfusu da 17 milyon civarında. Beşte birimiz gibi. Ama dünya tarım ihracatında ikinci sıradalar. Ürettiğiniz katma değer önemli. Enflasyonla boğuşuyoruz. Makro dengeleri oturtmaya çalışıyoruz. Cari açığını bütçe açığını tersine çeviren ülkeler var. Doğrudan yabancı yatırımcıya ihtiyaç var. Cari açık veriliyor. Ülkemizin sattığını aldığımız karşılamıyor. Turizmi gelirleri kapatmaya yetmiyor. Türkiye'ye benzer ülkeler vardı. Onlar zamanı iyi kullanarak sorunlarını çözdüler. Ülkemizdeki cari açığın azaldığını söylüyorlar. Cari açık nerede azaldı? Ham madde de azaldı. Yatırım da azaldı. Ama tüketim malını da artmaya devam ediyor. Biz başkalarının ürettiğini tüketiyoruz. Bugün acil sorunumuz enflasyon ama Türkiye'nin üretimi ve bölüşümü konuşması gerekiyor. Yoksa bir tarafın gelirlerde uçtuğu diğer tarafın ise derin yoksullukta olduğu bir ülke olacağız” ifadelerini kullandı. 

“ÇARKLAR ARTIK DÖNMÜYOR”

Türkiye’deki çarkların dönmesinde sorunlar yaşandığını belirten Doç. Dr. Turgut Gümüşoğlu da, “Dünyadaki ekonomik sorunlarla Türkiye’de yaşanan ekonomik sorunlar arasında ciddi farklar var. Pandemi ekonomide bir milat oldu. Pandemi öncesinde tüketim modeli vardı. Şimdi üretim modeli var. Gelişmiş ülkeler hızla toparlandı. Türkiye’de çarkların dönmesinde ciddi problemler yaşanmaya devam ediyor. ABD ve Avrupa Birliği ülkeleri yüksek teknolojinin nimetlerinden sonuna kadar faydalanıyor. Bilgi ve sermaye birikiminin de etkisiyle sorunlarını çözüyorlar. Avrupalı çiftçiler güçlerine güç katmak için eylem yapıyor. Türkiye’deki çiftçi ayakta kalabilmenin, karnını doyurabilmenin, toprağını tarım ekipmanını elinden çıkartmadan yaşayabilmenin derdine düşmüş durumda. Bu ekonomik koşullar girişimcilerimizi üretimden uzaklaştırıyor. Binlerce çiftçi tohum arıyor, fidan arıyor. Tarımsal ekipmanlar istiyor. Gübreden ilaca bir sürü girdiye ihtiyacı var. Bunları kendi kendine karşılayacak durumda değil. Sistemi üretimi önceleyen noktaya taşımak gerekir. Gerçek anlamda üretmek, istihdam oluşturmak, ihracat yapmak isteyen girişimcilerin projelerinin hayata geçirilmesine destek vermek gerekir. Öncelikle bizim çiftçimiz yüksek teknolojiyle en kısa zamanda buluşturulmalı. Üretim çarklarının dönebilmesini sağlayacak kadar finansmana uygun koşullarda ulaşmasını sağlamak gerekir. Üretim devlet politikası haline getirilmelidir. Kördüğümün çözülmemesi durumunda üretim çarkları bir türlü dönemez. Ekonomi boş yere patinaj yapar durur. Çevremizdeki insanlar üretim yapmak istiyor. Bu isteğin gerçekleşmesi sürecinin her aşamasında girişimciye destek vermek gerekir” dedi. 

Kaynak: EGE TELGRAF