Bağ kurmak insanın doğasında var. Birlikte olduğumuz kişiler bize istemiyor gibi hissettiğimizde etrafımızdaki diğer herkesin yakınlığı bizi tetiklemeye başlar. Bu bizi öyle rahatsız eder ki kendimizden şüphe duymaya başlarız ve günden güne bu şüphe ağır basarak sevilip sevilmediğimizi sorgulamaya başlarız. İlişkide ki değerimizi sorulmaya başladığımız o anlarda kendimizi sıkışıp kalmış hissederiz.
ÇÖZÜM DEĞİL!
Çoğu kişi sevilmediğini hissettiğinde sevilmek için kendisinin yeterli olmadığını hissederek karşısındakini daha çok sevmeye başlar. Sevgisinin karşısındaki kişinin iyileştireceğini inanır. Bu delik bir kovanın içine sürekli su doldurmaya benzer. Biri tarafından sevilmek için ona yeterli olmaya çalışmak gerçekten çözüm değildir. Aşkın ya da sevginin fedakarlık yapmak olduğunu öğrenerek büyüdüyseniz, yetişkin ilişkilerinizde de aynı şekilde davranmaya devam ederiz. Başkalarını memnun etmek için sürekli kendimizden vermek ya da kendimizi feda etmek öğrendiğimiz sevgi anlayışından başkası değildir. Oysa altı delik bir kovayı sürekli su ile doldurmak yerine kendini besleyen, takdir eden ve feda etmeden sevgiyi hak ettiğini düşünmeye başlamak çok daha yerinde olacaktır.
SEVGİ KIRINTILARI
Kendimizde olan her şeyi karşımızdakine fazlası ile vererek karşılığında aldığımız küçük sevgi kırıntıları ile yetinmek, bir gün fark edilmeye, ve görülmeyi ummak kendimizi yeterince sevmemenin en önemli göstergelerinden biridir. Kişi kendini yeterince sevmediği hissettiğinde sürekli birlikte olduğu eşi ve dostlarının kendisine karşı tutun ve davranışlarına karşı hassas olur. Sürekli sevilip sevilmediğini sorgular. Bu davranış, kişiyi kendinden uzaklaştıran ve değerini ve benliğini sorgulatan bir durumdur. Kişinin hissettiği boşluk, çocukluk döneminde alamadığı koşulsuz sevgidir. Çocukken yeterince sevilmediğimizde o sevgi boşluğu hep bizimle devam eder. O boşluk duygusu kişiye acı verir. Kişinin sahip olduğu o boşluk, değer görme, sevilme ve fark edilme ihtiyacından gelir. Çünkü hepimiz bağ kurmaya ihtiyaç duyarız. Ama yaşam bazen bize ihtiyacımız olan bağı vermeyecek kişilerle bizi eşleştirir. Bu durum bizi geçmişimize geri götürür. Taşıdığımız yaralar o kişinin davranışları ile tekrar açılır ve kendinizi değerini yeniden sorgularken bulursunuz. Bu sevilmeme hissi ve şüphe kişiyi sıkışmış hissettirip kendi ışığını söndüren bir durumdur. İhtiyacımız olan sevgiyi kendi ruhumuzdan beslediğimizde ve bizi olduğumuz gibi kabul etmeyen ilişkilerin içinde kalmaktan vazgeçtiğimizde mutluluğumuzun geldiğini göreceksiniz.