Baharın gülü değil, hapşırığıyım!

Abone Ol

Bahar geldi a dostlar hatta geçiyor bile, değil mi? Doğa uyanıyor, kuşlar cıvıldıyor, ben ise sabahları burnumu bulmaya çalışıyorum. Evet, polen alerjim var. Ve hayır, bu romantik bir şey değil. Baharı seviyorum ama vücuduma “Bu çiçeklerle ne alıp veremediğin var?” diye sorsanız, “Her şeyiyle!” diye haykıracağından eminim.

Hapşırmak… Normalde günde 1-2 kez yapılır değil mi? Ben baharda günlük 48 kezle dünya rekoruna göz kırpıyorum. Artık o kadar profesyonelleştim ki, tek nefeste kaç kere hapşıracağımın denemelerini yapıyorum. Her hapşırığımda çevredekiler ürküyor, “Korona mı bu?” bakışı atıyor. Bu da bizim çağın travması olarak yapıştı kaldı üzerimize… Yok, arkadaşlar… Bu bir doğa hadisesi. Hormonlar değilse de polenler azıttı!
Gözlerim yanıyor, kaşınıyor, sulanıyor. Eskiden bu belirtileri birine aşık olduğumda yaşardım. Eskiden, eskiden… Şimdi sadece bahçeye çıkmam yetiyor da artıyor bile. 

Balkonum, camlarım hep sapsarı oldu. Beyaz giymek bu mevsimde inan ki lüks. Hangi biriyle baş edeceğimi şaşırıyorum yahu. Kendi bünyemle mi uğraşayım yoksa balkon mu yıkayayım. Gerçi yıkasam ne fayda, sabah yıkadığım balkon akşam yine sapsarı hale dönüyor. Gerçekten çok zor bir durumdayım, çok ama çok zor…

BURNUM BENDEN KAÇIYOR

Aynaya her baktığımda burnumun yer değiştirdiğini hissediyorum. Sağdan sola, soldan mendile… Mendil dostum, alerji kaderim. Artık market alışverişinde “Tuvalet kâğıdı mı alsam, mendil mi?” gibi zor kararlar alıyorum. Mendil kazanıyor tabii ki. Bütün pijamalarının cebinde mendil olan o kişiyim ben. Hani o pijamalar mendilleriyle makineye atılır da sonra elini cebine atarsın kaskatı bir şeyle karşılaşırsın… O işte tam da benim pijamalarım. Her pijamamın cebinde bir mendil tomarcığı karşılar beni. Çünkü ben alerjik bir bünyeyim, narinim, hassasım ve hapşırıklıyım.

BİLİM BU KONUDA NE DİYOR?

Bilim diyor ki: “Polen alerjisi bağışıklık sisteminin çevresel etkenlere aşırı tepkisidir.” Ben diyorum ki: “Bedenim drama queen olmuş!” Çünkü ortada tehdit yokken, içimdeki hücreler sirenleri çalıyor. Savunmaya geçiyor. Oysa sadece papatya, sadece çiçek, sadece bir ağaç... Neyse ki bağışıklık sistemimin biraz fazla hassas olması, beni de ekstra “özel” yapıyor. Unutmayın canlarım, pozitif düşünceler sadece zorunluluktan doğar. Pollyanna sadece bir masal kahramanı değildir, bizzat günlük hayatın deneyimlerinden yola çıkmış esaslı bir karakterdir. 

Bahar geldiğinde dışarı çıkmadan önce burnuma “Umarım bugün yolda kalmazsın” diye moral veriyorum. Göz damlalarımı ve antihistaminiklerimi yanımda taşıyorum. Ve her sabah, çiçeklerin bana karşı açtığı bu savaşta dimdik duruyorum.

Sen de polen savaşçısıysan, yalnız değilsin. Gel sarılalım kardeşim seninle doya doya. Elbet bir gün, baharı sadece Instagram’da değil, gerçek hayatta da doya doya yaşayacağız. O zamana kadar: Hapşuu! Sen de gör…