Bahiste 'KADIN' yok

Abone Ol

'Kadına şiddete KIRMIZI KART, yaşasın 8 MART ' pankartını açtı Samsunspor taraftarı, İstanbul deplasmanında. '8 Mart Dünya Kadınlar Günü Kutlu olsun TFF' yazılı pankartla çıktı hakemler, futbolcular, minik evlatlar birlikte sahaya. Kadın spor insanlarına, çiçekler verildi, özel günleri kutlandı. 'Her şeye rağmen' kutlu olsun. 'Dünya Emekçi Kadınlar Günü', 'Dünya Çalışan Kadınlar Günü' adı, ya diğer kadınlar. Onlar günü yok mu ? Yok daha neler, çok saçma, insan haklarına aykırı. Eşitlik, nerde kaldı ? Baymaya taktınız, bayan idi kadın yaptınız tamam da. Şu günün ismini de düzeltiniz, lütfen. Ne demek 'emekçi', ne demek 'çalışan'. Emek vermeyen kadın mı var, çalışmayan kadın mı var ? Yan gelip yatmak, ata erkil aile düzeninde biz erkeklere mahsus bir şey. Çalışansa, emekçi ise konu, aslolan kadındır. Kadın çalışmayı, üretmeyi sever. O ifadelerle çalışmayan, emek vermeyen kadın var demek. Kim onlar, kastedilen. Sabah işe gidip akşam gelen mi çalışan, emekçi sadece. Evde kalan, çalışamayan, iş bulamayan, evinde çocuğuna bakanların, günü değil mi ? Tabiri de çok kötü. Ev hanımı, ev kadını da ne demek. Dolap mı, asansör mü, evcil dört ayaklılar, evcil kanatlılar mı ? İnsan onlar insan. Senden benden daha inan. Yok böyle bir tabir. Olmamalı. Mantıksız, asıl çalışan emek veren onlar, trafiği yaşamamaları, iş stresi çekmemeleri mi aşağılama konusu. Temizlik, bulaşık, çamaşır, ütü, musluk bozuldu, sifon su kaçırıyor ve daha neler neler. Maalesef, küçümseyen de sokağa çıktığında süzmedik yeri kalmayan, o diğer kadınlar. Konuşamazlar, şiddete, mobbinge maruz kalırlar, susarlar. Asıl kadınlar günü, onlara yakışır. Kutlayacaksanız, böyle kutlayın. Başta şehit anneleri olmak üzere, çok erken yaşta sağlık, engellilik, hastalık veya zorbalık, şiddet, trafik kazası, iş kazası yüzünden evladını kaybeden annelerimizin, bin bir fedakarlıkla evini yuvasını ocağını diri ve ayakta tutmaya çalışan annelerimizin günü, 'her şeye rağmen' kutlu olsun, iyi ki varsınız. O kadar çiçek veren oldu ki, hepsini yazmam mümkün değil, çok güzel anlar yaşandı. Yaşatan, akıl eden erkekler, sağ olsun var olsun. İşte erkeklik de bu adamlık da bu, delikanlılık da bu.

ÇİÇEKLERİMİZE ÇİÇEK VERDİLER

Gamze Durmuş Pakkan, Melek Dakan, Asen Albayrak, Hatice Aydın, Arzu Görgün, Merve Turan, Ayşenur Karakoç, Esra Arıkboğa, Fatma Özlem Tursun, 2026 yılı FİFA kokartı takan kadın hakemlerimiz. Bosna Hersek Zenica'da Kadın 2027 Dünya Kupa eleme grubu maçlarında görev yaptı Asen Albayrak, Arzu Görgün, Ayşenur Karakoç ile Melek Dakan, bizleri çok iyi temsil etti. Oyuncular da kadındı, çiçek veren oldu mu bilemiyorum. Ama ülkemizde maçların başlangıcı, seremoni çiçek bahçesine dönüştürdü. Çiçeklerimize çiçekler verdi, sağ olsun hemcinslerim. Bir de 'anakuzusu' derler iyi yetiştirilmiş bu erkeklere. O diğer kadınlar. Kim mi, kankasının makyajına bile laf söyleyen, arkadan konuşan işte o diğer kadınlar. Onlar var ya onlar. Bazı erkeklerden daha zararlı. Geçek hakiki o kadar kadın var ki. Tüm isimleri yazmak isterdim. O kadar çoklar ki maşallah, yerim yetmez. Damla Su Kasaroğlu, Tülay Karagül, Arzu Binaoğlu, Mine Kırçıl, Dilek Can, Tuğba Yıldırım, Nur Söylemez, Seda Kara, Havva Nur Demir, İpek Nacar, Zehra Akyol, Meral Köse, Cennet Nur Şen, Sahra Ongünoğlu, Sayyora Nazirahunova, Ayşin Özcan, Cemre Başak Özçelik, Melike Yılmaz, saha komiseri, gözlemci, hakem ve sağlık görevlisi kadınlarımızdan sadece birkaç isim. Peki siz. Hiçbir kadınımızın bahis durumlarına adlarının karışmadığını, bahis oynamadıklarını biliyor muydunuz ? Son duruma göre 571 hakemden 371'inin bahis hesabının olduğunu, 152'sinin ise aktif şekilde bahis oynadığı tespit edildi. Hepsi de erkek. Bir kadın bile yok, faal, aktif, maçlara çıkan kadın hakemlerimizden. Tesadüf e inanmam, olamaz. Kendi maçına oynayan, hatta yenilgisine oynayan, yenilmek için çabalayan üstüne forma aşkıyla yanıp tutuşur gibi yapıp hakemlere, seyircilere şovunu yapanları görünce, bilince de. Mesela bu gibileri, affetmeyin stada bile giremesinler. Cezalı iken 'gizli antrenör' gibi görev yapanları da biliyorum. Burnumuzun dibinde hem de. Aslında bir tuhaflık var. Yurtdışında adını bile duymadığım takıma oynamanın ne sakıncası var. Asla çıkamayacağı yer ve maç için hem de. Önemli olan, maç sırasında, kamp sırasında adı geçen şahsın 'Aklının o maçta, maçlarda olmaması'. Masada oynar ama sahada oynayamaz ki. Topunu düşünür, para hayalinden. O zaman futbol dışı diğer oyunları da yasaklayın, aklı ordada kalır da. Kadın hakemlerimiz ihtiyaç duymamış, haydan gelen huya gider çünkü. Kadınlar daha akıllı ve zeki, bu net. Hay ne huy ne peki. Okunuşu bu. Hay, hay hay onaylama anlamındaki hay değil. Huy da davranış kalıbı değil. 'Hayy'dan gelen Hû'ya gider', anlamı 'Allah'tan gelen Allah'a döner' demek. Yani bir kazanç yok, olacağına varır demektir. Kadın hakemlerimiz biliyorr da, bulaşmıyor bu işlere. Sonu yok çünkü. Tüm branşlarda spora hizmet eden, Milli takımlarımızda da bireysel veya takım olarak canla başla mücadele gösteren kadın sporcularımızı bu yolda üstün başarılar kolaylıklar diliyorum. Kadınlarımızın her alanda, evde, yolda, sokakta, sahada, büroda, fabrikada, atölyede, bağda bahçede tarlada, fırında, markette, sağlıkta, emniyette, spor kulübünde, askeriyede, adliyede, her yerde yolları bahtları açık olsun. Her gün sizlerin olması dileklerimle. Yaşasın kadınlar, analarımız, bacılarımız.