Ahmet Buğra TOKMAKOĞLU/EGE TELGRAF- Son yıllarda Balkan ülkelerine yönelik ilginin belirgin şekilde arttığını görmek mümkün. Schengen vizesi gerektirmeyen ülkelerin çoğalması, Avrupa'nın popüler şehirlerine göre daha ulaşılabilir fiyatlar sunmaları ve kısa uçuş süreleri, Türk turistlerin rotasını Karadağ, Arnavutluk, Bosna Hersek ve Sırbistan gibi Balkan coğrafyasındaki ülkelere çevirdi. Bu yükselişten en fazla pay alan şehirlerden biri ise hiç kuşkusuz Kotor oldu.

Karadağ'ın güneybatısında yer alan Kotor, bölgenin kadim tarihe sahip bir liman kenti. Şehir, dağlarla çevrili eşsiz konumu sayesinde Avrupa'nın en etkileyici manzaralarından birine ev sahipliği yapıyor. Adriyatik kıyısında uzanan Kotor Körfezi, ilk bakışta Norveç fiyortlarını andırsa da aslında nehir vadisinin deniz sularıyla dolması sonucu oluşmuş doğal bir ria koyu. Bu coğrafi yapı, şehre kartpostalları aratmayan bir görünüm kazandırıyor.

Kotor'un son yıllarda daha fazla konuşulmasının bir başka nedeni de cruise turizmi. Yaz sezonunda yüzlerce yolcu taşıyan dev kruvaziyer gemileri neredeyse her gün Kotor Limanı'na yanaşıyor. Gün içerisinde tarihi sokakları dolduran binlerce turist, şehrin uluslararası tanınırlığını her geçen yıl biraz daha artırıyor. Sosyal medyada paylaşılan etkileyici manzaralar da Kotor'un ününü dünyanın dört bir yanına taşıyor.

TÜRK TURİSTLER NEDEN KOTOR'U TERCİH EDİYOR?

Türk gezginler açısından Kotor'un en önemli avantajlarından biri Karadağ'ın vizesiz seyahat imkânı sunması. Uzun vize süreçleriyle uğraşmadan birkaç saatlik uçuşla bambaşka bir atmosferde tatil yapmak mümkün oluyor. İstanbul'dan Tivat Havalimanı'na düzenlenen direkt uçuşlar sayesinde ulaşım oldukça kolay. Tivat ile Kotor arasındaki mesafe ise yaklaşık 20 dakika.

Bir diğer önemli avantaj ise şehirlerin birbirine yakın olması. Kotor'u gezen birçok turist aynı tatilde Budva, Perast, Herceg Novi ve hatta Dubrovnik'i de programına ekleyebiliyor. Özellikle araç kiralamayı tercih edenler için Karadağ'ın tamamını birkaç gün içerisinde keşfetmek oldukça pratik hale geliyor.

Maliyet açısından bakıldığında da Kotor dikkat çekiyor. Son yıllarda Avrupa'da artan konaklama ve yeme içme fiyatları nedeniyle birçok gezgin alternatif rotalara yönelirken, Karadağ hâlâ daha ekonomik seçenekler sunuyor. Bu durum özellikle genç gezginler ve kısa süreli Avrupa kaçamağı planlayanlar için önemli bir tercih sebebi oluyor.

TARİHİ SOKAKLARINDA ZAMAN YAVAŞLIYOR

Kotor denildiğinde akla ilk gelen yer hiç kuşkusuz UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde bulunan Eski Şehir bölgesi. Surlarla çevrili tarihi merkez, Orta Çağ'dan günümüze ulaşan en iyi korunmuş yerleşimlerden biri olarak kabul ediliyor. Taş döşeli dar sokaklar, küçük meydanlar, tarihi kiliseler ve yüzlerce yıllık yapılar arasında yürürken zamanın yavaşladığını hissetmek mümkün.

Eski Şehir'in en güzel yanı ise plansız gezilmeye uygun olması. Sokakların büyük bölümü birbirine bağlanıyor ve her köşe yeni bir meydan ya da farklı bir tarihi yapı ile karşılaşıyor. Küçük kafeler, butik dükkânlar ve taş binaların oluşturduğu atmosfer, ziyaretçilere adeta açık hava müzesinde geziyormuş hissi veriyor.

GEZİLECEK YERLER

Kotor'un simgesi kabul edilen Aziz Tryphon Katedrali, 12. yüzyıldan bu yana şehrin en önemli yapıları arasında yer alıyor. Romanesk mimarinin en dikkat çekici örneklerinden biri olan katedral hem mimarisi hem de tarihi atmosferiyle ziyaretçilerin uğrak noktalarından biri. İç bölümde yer alan dini eserler ve tarihi detaylar da yapıyı daha ilgi çekici hale getiriyor.

Kotor'u yukarıdan izlemek isteyenlerin rotası San Giovanni Kalesi oluyor. Yaklaşık bin 300 basamaklı yürüyüş parkuru ilk bakışta zor görünse de ulaşılan manzara tüm yorgunluğun karşılığını veriyor. Kotor Körfezi'nin kıvrımları, tarihi surlar ve kırmızı çatılı evler aynı karede buluşuyor. Özellikle sabah erken saatlerde ya da gün batımına yakın yapılan çıkışlar hem daha serin hava hem de daha etkileyici fotoğraflar sunuyor.

Şehri sadece sokaklarından gezmek yeterli değil. Tekne turları Kotor deneyiminin önemli parçalarından biri. Körfez boyunca düzenlenen kısa turlar sayesinde çevredeki küçük kasabaları denizden görmek mümkün oluyor. Dağların denize kadar uzandığı manzara özellikle tekne üzerinde çok daha etkileyici bir hâl alıyor.

PERAST MUTLAKA GÖRÜLMELİ

Kotor'a yaklaşık 15 dakikalık mesafede bulunan Perast, Karadağ'ın en zarif kasabalarından biri olarak öne çıkıyor. Taş konakları, sahil boyunca sıralanan tarihi yapıları ve sakin atmosferiyle Kotor'un yoğunluğundan uzaklaşmak isteyenler için ideal bir durak. Küçük olmasına rağmen sahip olduğu tarihi doku sayesinde ziyaretçilerin hafızasında uzun süre yer ediniyor.

Perast'tan hareket eden teknelerle ulaşılabilen OurLady of the Rocks Adası ise bölgenin en ikonik noktalarından biri. Yapay olarak oluşturulan bu küçük ada üzerindeki kilise ve müze, Karadağ'ın en çok fotoğraflanan yerleri arasında bulunuyor.

NE YENİR?

Adriyatik kıyısında yer alan şehirde deniz ürünleri oldukça geniş yer tutuyor. Izgara kalamar, ahtapot salatası ve günlük balık çeşitleri en çok tercih edilen lezzetler arasında. Bunun yanında Karadağ mutfağının geleneksel et yemekleri de oldukça başarılı.

Ülkenin en bilinen yöresel ürünlerinden biri olan Njeguškipršut isimli kurutulmuş füme et, birçok restoranda başlangıç olarak servis ediliyor. Börek çeşitleri, peynirler ve ev yapımı tatlılar da Kotor mutfağının öne çıkan lezzetleri arasında yer alıyor. Tarihi meydanlarda yer alan küçük restoranlarda yerel tatları deneyimlemek, şehrin atmosferini daha yakından hissetmeyi sağlıyor.

NE ZAMAN GİTMELİ?

Kotor'u gezmek için en ideal dönem mayıs-haziran ile eylül-ekim ayları olarak gösteriliyor. Bu dönemlerde hava sıcaklığı yürüyüş yapmak için oldukça uygun olurken yaz aylarına göre daha sakin bir atmosfer yaşanıyor. Temmuz ve ağustos aylarında ise cruise gemilerinin yoğunluğu nedeniyle özellikle Eski Şehir bölgesinde kalabalıklar oluşabiliyor.

Bahar aylarında doğanın canlanması, sonbaharda ise sıcaklığın hâlâ denize girmeye elverişli olması, Kotor'u sezonun farklı dönemlerinde de cazip kılıyor.

Kotor yüzölçümü bakımından büyük bir şehir olmayabilir ancak sunduğu deneyim bunun çok ötesine geçiyor. Tarihi dokusu, doğal güzellikleri, kolay ulaşımı ve sakin yaşam temposuyla Balkanlar'ın en karakteristik destinasyonlarından biri olmayı başarıyor. Bir sabah Orta Çağ sokaklarında yürüyüp öğleden sonra Adriyatik kıyısında vakit geçirmek, akşam ise surların üzerinden gün batımını izlemek bu şehrin sunduğu en güzel ayrıcalıklardan biri.

İzmir'de herkes bu koyu arıyor! Giriş tamamen ücretsiz: Çeşme ve Urla’yı unutturacak el değmemiş Ege cenneti...
İzmir'de herkes bu koyu arıyor! Giriş tamamen ücretsiz: Çeşme ve Urla’yı unutturacak el değmemiş Ege cenneti...
İçeriği Görüntüle

Vizesiz seyahat imkânı, ulaşım kolaylığı ve farklı destinasyonlarla rahatlıkla birleştirilebilen konumu sayesinde Kotor'un önümüzdeki yıllarda da Türk gezginlerin en çok tercih ettiği Balkan rotalarından biri olacağı şimdiden görülüyor. Avrupa'nın kalabalık şehirlerinden uzaklaşıp tarih, doğa ve denizi aynı tatilde bir arada yaşamak isteyenler için Kotor, keşfedilmeyi fazlasıyla hak eden şehirlerin başında geliyor.

Kaynak: EGE TELGRAF