Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) 74 yıl önce 10 Temmuz’da kuruldu. Kurucuları arasında Hıfzı Topuz, Hüseyin Cahit Yalçın, Cihad Baban gibi gazeteciler yer aldı. Abdi İpekçi TGS’nin 5’inci Genel Başkanı olarak tarihe geçti. Sendika 74 yılına basın emekçilerinin hak mücadelesi kadar basın özgürlüğü mücadelesini de sığdırdı. Sendika, 74’üncü yılını Fransız Basın Ajansı (Agence France-Presse- AFP) Türkiye Bürosu grev noktasında kutladı. Kutlamaya ve grev desteğine farklı basın kuruluşundan emekçilerle kurum temsilcileri katıldı. TGS Genel Başkanı Gökhan Durmuş’la grevi, sendikanın tarihini ve bugününü konuştuk. Durmuş, bir grev noktasında kutlama yapmalarının sendika tarihine yakışır olduğunun altını çizerek, “Her ne kadar gazeteciler eylem yapmaz, grev yapmaz, beyaz yakalılar gibi ithamlarla karşı karşıya kalsalar da gazeteciler işçi sınıfının ayrılmaz bir parçasıdır. Geçmişimizde bugünümüz de bunu bize gösteriyor” dedi. Basın sektöründeki sendikalılığa da değinen Durmuş, üye sayısı çokluğunun yetmediğini TİS imzalamanın hak kazanımı için esas olduğunu kaydetti. Durmuş, tüm basın emekçilerine bugünü ve yarını TGS’ye üye olmaya davet etti.
-TGS olarak 74 yılı geride bırakıyorsunuz. Sendikanızın emek hareketi ve basın özgürlüğü tarihi açısında yerini tarif edecek olursanız neler söylersiniz?
Türkiye Gazeteciler Sendikası 1952 yılında İstanbul Gazeteciler Sendikası adıyla kuruldu. 11 yıl boyunca özellikle gazetecilerin sosyal güvenlik hakkı, kimliği ve basın özgürlüğü için mücadele etti. 1963’te diğer illerdeki sendikalar ile birleşerek Türkiye Gazeteciler Sendikası adını alarak ulusal bir örgütlenme dönüştü. Geride bıraktığımız 74 yıllık süre içerisinde sadece gazetecileri ekonomik ve sosyal hakları, basın özgürlüğü, editöryal bağımsızlık için mücadele eden bir sendika olmadı. Ülkedeki anti demokratik uygulamalar, darbeler karşısında da işçi sınıfının mücadelesinin bir parçası olmuştur. Gazetecilerin örgütlenmesinin yetmeyeceğini öngörerek Türk-İş Konfederasyonu, Uluslararası Gazeteciler Federasyonu, Avrupa Gazeteciler Federasyonu ve UNİ Küresel Sendika içerisinde de etkin bir mücadele yürütüyor. İşçi sınıfının ulusal ve uluslararası mücadelesinin bir parçası olarak çalışmalarını yürütüyor. İzmir’deki Temel Conta direnişi de Mersin liman işçilerinin direnişini de kendi grevi olan AFP grevi gibi sahipleniyor. Son yıllarda basın ve ifade özgürlüğü üzerindeki baskılar arttığı için sanki Türkiye Gazeteciler Sendikası sadece bunun için mücadele ediyormuş gibi gözükse de bizler emek mücadelesi ile basın özgürlüğü mücadelesini yan yana koyuyoruz. Basın özgür olmalı ki emek özgür olsun, emek özgür olmalı ki basın özgür olsun.
GREV VE DİRENİŞ TARİHİ
-Bugün 74’üncü yılınızı AFP Türkiye Bürosu’nun grevinde kutluyorsunuz. Basın emekçilerinin dayanışmasını ve meslek örgütlerinin yan yana gelişi açısından bu kutlamayı değerlendirir misiniz?
Türkiye Gazeteciler Sendikasın 74 yıllık tarihine dönüp baktığımızda şunu görüyoruz, grev ve direniş. Dolayısıyla bu anlamlı günü grev yerinde kutlamanın sendikamızın tarihine bir saygı gösterisi olacağını düşündük. Her ne kadar gazeteciler eylem yapmaz, grev yapmaz, beyaz yakalılar gibi ithamlarla karşı karşıya kalsalar da gazeteciler işçi sınıfının ayrılmaz bir parçasıdır. Geçmişimizde bugünümüzde bunu bize gösteriyor. Medya sektöründe örgütlülük oranının bu kadar düşük olmasına rağmen gazeteciler ne grev yapmaktan korkuyor, ne sokağa çıkmaktan. Hakkı gasp edildiğinde bunu korumak için en etkili mücadeleyi yürütmekten asla geri durmuyor. Bu direniş ateşleri dayanışmayla, ortak mücadele ile daha da büyüyecek, hakkını alabilen, özgürce yazabilen bir gazetecilik hayat bulacak.
TİS VE ÜYELİK DURUMU
-Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın halihazırda kaç üyesi var ve TİS’e dahil ettiği basın emekçileri oranı/sayısı hakkında bize bilgi verir misiniz?
Medya sektörü daha öncede ifade ettiğim gibi örgütlülük oranın en düşük olduğu iş kollarının başında geliyor. Sendikal örgütlenmenin önündeki engeller, iktidarın baskıları, hızla artan işsizliğe rağmen sendikamızın bin 700 üyesi bulunuyor. İktidara yakın sendikanın üye sayısı bizden fazla olsa da 13 farklı işyerinde imzaladığımız toplu iş sözleşmeleri ile en fazla medya sektöründe sözleşme imzalayan sendika konumundayız. Sadece üye olmak yetmez toplu iş sözleşmesi ile üyeliklerin taçlandırılması gerekiyor.
GÜÇLÜ BİR ARŞİV
-Türk basın tarihinin en köklü sendikası olarak arşiviniz ne durumda? Basın tarihi konusunda araştırma yapmak isteyenlerin yararlanabileceği bir arşiviniz var mı?
Önceki gün sosyal medya hesaplarımızda da paylaştığımız gibi 15 Temmuz 1952 yılında yapılan ilk yönetim kurulu toplantısının dahi evrakları duruyor. Elimizden geldiği kadar sendikamızın arşivini korumaya çalışıyoruz. Önümüzdeki günlerde bu arşivin dijitale aktarılmasını sağlayarak daha güvenli hale getireceğiz. Tabii ki tüm araştırmacılarız Türkiye basın tarihinin emek kısmını araştırmak için sendikamızda ağırlayabiliriz.
-Bir basın emekçisine TGS’ye neden üye olması gerektiği konusunda birkaç cümle söyleyecek olursanız ne anlatırsınız?
Bugünü ve yarını için, mesleği için TGS’li olmaya çağırıyorum.
HER YERDE VARIZ
-Üye dağılımınıza baktığınızda Türkiye’nin birçok kentinde hiç üyenizin olmadığını görüyoruz. Bunun nedeni nedir ve nasıl aşmayı düşünüyorsunuz?
Aslında böyle bir durum yok üye sayımızın yoğunlaştığı kentler var hiç üyemizin olmadığı il sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Tabii ki yeterli değil tüm gazetecilerin öz örgütleri olan Türkiye Gazeteciler Sendikası çatışı altında olması gerekiyor. Bizde sendika olarak bunu sağlamak için çaba sarf ediyoruz.
SÜREN DAVALAR
-TGS’nin önündeki örgütlenme ve faaliyet alanına dair bize ipuçları verebilir misiniz?
Keşke bize demokratik bir ülke olsaydık da bunları açık açık konuşabilseydik. Fakat 7 yıldır davası devam eden Hürriyet Gazetesi, 5 yıldır davası devam eden Halk TV gibi örgütlenme özgürlüğü önündeki engellerin somut örneklerine bakınca açık açık konuşamıyoruz