Bir alışveriş meselesi…

Abone Ol

Eskiden pazara çıkınca üç beş liraya dünya kadar sebze alır, bir de üstüne poşetleri taşımakta zorlanırdık. Şimdi bir salatalık alıyorum, manavın yüzüme bakışı "Gerçekten mi? Bir tane mi alıyorsunuz?" der gibi. Eskiden ‘Yurtdışında yaşayanlar meyveyi sebzeyi taneyle alıyormuş’ diyerek kınar gibi konuşur, o sırada kilo kilo ürünü eve taşırdık. Vallahi market arabasına değil, kendime şaşırıyorum! Artık fiyatlar o kadar uçtu ki, alışveriş yaparken hesap makinesiyle değil, NASA’nın mühendisleriyle dolaşmamız lazım.

Eskiden 100 lira cebimdeyken pazarın tozunu attırırdık. Şimdi 100 lirayla kasaya gidiyoruz, kasiyer "Borcunuz 825 TL" diyor. Genellikle insan o an elindeki 3-5 ürünle göz göze geliyor ve ufak çaplı bir kriz geçiriyor. Eskiden alışverişe gidip fiziksel olarak yorulurduk, şimdi mental olarak toplanmamız günleri alıyor.

Gözlerim yanlış mı gördü, yoksa gerçekten 70 liraya domates mi aldım? Yoksa zengin miyim de haberim yok?

Deterjanlar, temel gıdalar da ateş pahası. Etlerin yüzünü zaten unutur olduk. Kilosu 900 liraya et mi olur? Şimdi ‘Kardeşim sen de o eti yeme o zaman’ diyenleri duyar gibiyim. Pardon da neden? İnsan bir ay boyunca onca gün çalışıyor, gönlünce yiyip içemeyecek mi? Ya da istediği şeyleri rahatça alamayacak mı? Çok zor hayat, gerçekten çok zor. Hem çalışan için hem aileler hem de bekarlar için kısacası yaşayan ve yaşam mücadelesi veren herkes için çok zor. Yaşam çok zor sevgili okur, hayatta kalmak çok ama çok zor.

Eskiden yani sanırım geçmişte bir dönem markete gidip "Alabilir miyiz?" diye düşünmeden alışveriş yapardık. Şimdi fiyat etiketlerine bakıp "Acaba gerçekten ihtiyacım var mı?" sorusunu soruyoruz. Kasaya gelmeden bıraktığımız ürün sayısı her geçen gün artıyor, değil mi? Eskiden bir torba alıp eve gelen babalarımız utanır, sıkılırdı. Şimdiki beyefendilerin en korkulu rüyası ‘Markete gidelim mi?’ sorusu. Hele de büyük ve aylık alışverişler mi, nerede! Bir gittiğinizde en az 5-6 bin TL’lik oluyor, onda da gerçekten her istediğinizi alamıyorsunuz. Eskiden, eskiden… Su içerdik testiden. Şimdilerde o tat, o doku hiçbir şeyde yok.

Fiyatlar artsa da biz alışverişe gitmeye, ihtiyaçlarımızı almaya ve ev ekonomisi yönetmeye devam edeceğiz. Çünkü biz her şeye alışan ve zamanla normalleştiren bir ırkız. Her zaman ama her zaman kriz yönetiminin kitabını yazmışız. Enflasyon düşse de çıksa da biz çayımızı demleyip "Şu fiyatlar ne olacak?" diye konuşmaya devam ederiz. Çünkü bundan besleniyor böyle yaşıyor ve inanın birçoğumuz bu şekilde hayattan tatmin oluyoruz. Belki de çözüm, bir salatalığı beş kişi paylaşmakta ya da bulaşık deterjanını "özel günlerde kullanılacaklar" arasına koymaktadır! Ama her şeye rağmen gülüyoruz, çünkü gülmek bedava... Şimdilik!