Boşanma değil, ebeveynlerin çatışması

Abone Ol

Boşanma, bir ilişkinin bitişi değil; çoğu zaman uzun süre bastırılmış çatışmaların son bulma biçimidir.
Toplum, hâlâ boşanmayı “aile yıkımı” olarak görse de, birçok çocuk için gerçek yıkım anne babasının ayrılması değil, ayrılmamış ama birbirine öfke duyan iki yetişkinin ortasında kalmaktır.

Bir çocuk iki ayrı evde sevgiyle büyüyebilir; ama tek bir evde öfke, kırgınlık ve sessizlikle büyüyemez.
Evdeki duygusal iklim, çocuğun ruh hâlinin aynasıdır.
Birbirine saygı duymayı unutan ebeveynler, farkında olmadan çocuklarının güven duygusunu zedeler.
Bu güven zedelendiğinde çocuk, “ailedeki dengeyi ben korumalıyım” hissine kapılır.
Oysa çocuklar hiçbir zaman barış arabulucusu olmamalıdır.

Ünlü Amerikalı boşanma avukatı James Sexton, binlerce dava deneyiminin ardından şöyle der:
“Çocuklar boşanmayı değil, boşanmanın kötü yönetilmesini kaldıramaz.”

Gerçek travma, imza gününde değil; o imzaya kadar yaşanan duygusal savaşta gizlidir.
Ebeveynler öfke, suçlama ve intikam duygusuna kapıldığında, çocuklar kendilerini “taraf” seçmek zorunda hisseder.
Oysa çocuklar kimin haklı olduğunu değil, kimin güvenli olduğunu hisseder.
Ebeveynlerin birbirine olan tutumu, çocuk için sevgi kavramının temelini oluşturur.

Bilimsel araştırmalar da bunu destekliyor: yüksek çatışmalı evliliklerde büyüyen çocuklar, barışçıl biçimde boşanmış ebeveynlerin çocuklarına göre üç kat daha fazla kaygı, depresyon ve davranış bozukluğu gösteriyor.
Yani mesele “boşanmak mı, boşanmamak mı” değil; çatışmayı nasıl yönettiğimizdir.

Ebeveynlik, aynı evi paylaşmak değil; ayrı olsak da çocuğun kalbinde güvenli bir alan yaratabilmektir.
Saygılı bir ayrılık, sevgisiz bir evlilikten her zaman daha değerlidir.

Unutmayalım; çocukları mahveden boşanma değil, bitmeyen çatışmadır.
Huzur bulaşıcıdır — önce sizde başlar, sonra çocuğunuza geçer.